Hayalindeki Evi Olan Genç Kadın, Evlilik Hayalleri Kuruyor…

Genç bir kadın, kendi eviyle hayatını birleştirecek bir eş aramaktadır…

“İşte yine bir kızımızı evlendirdik. Mutlu bir insan daha! Altın yıllara kadar birlikte yaşayın inşallah!” dedi Emine Hanım, muhasebe şefi, hem pozisyon hem de yaşça en kıdemli çalışan, elindeki şampanya kadehini kaldırarak.

“Ne altını, elmas yıllara kadar gitsin!” diye ekledi çenesi düşük Tülay.

“Evlilikte kaybolmasınlar yeter,” diye iç çekti temizlikçi Ayşe Teyze, kapıda durmuş. “Bugün evlenir, yarın içkiye batar. Ah kızlar, neden tek başınıza mutlu olamıyorsunuz ki?”

“Ayşe Teyze, hadi siz gidin!” diye hışımla çıkıştı Tülay. “Size uygun biri çıkmadı diye kimse evlenmesin mi? Bizim Sibel’e müstesna biri çıktı. Yakışıklı, arabalı, gelecek vaat eden biri. Dinleme sen kimseyi Sibel, mutlu ol!” Tülay şampanyasıyla kadeh kaldırdı.

Sibel, düğün izninin ardından işe dönmüştü. Çalışanlara şeker ve şampanya getirmiş, evliliğini kutluyordu. Parlak bir çaydanlık gibi gülümsüyor, ama bir yandan da telaşlıydı. Yeni eşine bir saat gecikeceğini söylemişti, ama üçüncü saat olmuş, şampanya bitmiş, markete yeni şişeler alınmış, kimse dağılacak gibi görünmüyordu. Kocası mesaj atıp soruyordu: “Ne zaman döneceksin? Özledim, gelip seni alayım mı?”

“Tamam kızlar, siz devam edin. Masayı toplayın, sabah ben temizlerim,” dedi Ayşe Teyze.

“Gidin siz Ayşe Teyze, merak etmeyin, her şeyi toplarız,” diye söz verdi Emine Hanım. “Kızlar, son bir kadeh daha. Artık dağılma vakti. Sırada Gül var, onu da evlendirsek tam takım oluruz.”

“Doğru ya Gül, sen niye hâlâ bekar kaldın? Güzel kızsın, evin de var. Kimse mi beğenmiyor yoksa prens mi bekliyorsun?” diye laf attı iyice keyiflenmiş Tülay.

“Evin ne alaka?” diye sordu Gül.

“Nasıl ne alaka? Kaç yaşındasın? Senin yaşında ben iki çocuk yapmıştım. Kocamla neler çektik. Boşanmanın eşiğine geldik ama dedim ki, çocuk yaptıysan onları büyüt, sonra nereye gidersen git. Şimdi bir dediğimi iki etmiyor.” Tülay yumruğunu sıktı.

“İnsanlar ya aşkla evleniyor ya da mecburiyetten. Aşk geçici, geriye gri günler kalıyor. Çocuklar ayrı bir dert. Uykusuz geceler, tartışmalar… Bakıyorsun, boşanmışlar.

Düzgün bir adamsa evi çocuklara bırakır, kendisi kirada yaşar. Ama uzun sürmüyor. Tüm arkadaşları evli, gidecek yeri yok. Sonra etrafa bakar, tek, çocuksuz bir kadın arar. Kendi çocuklarından kaçmışken, bir de başkasının çocuğunu mu büyütecek? İşte tam da senin gibi biri çıkar karşısına: Genç, evlenmek isteyen, üstüne bir de evi olan. Hazine gibi! Şaşıyorum, nasıl hâlâ bekarsın?”

“Garip bir mantığın var,” diye küstahça cevap verdi Gül. “Yani ben sadece boşanmış, evsiz adamlara mı layığım? Otuzumda nafaka borcu olmayan biriyle tanışma şansım yok mu senin mantığına göre?”

“Boş ver onu Gül, sarhoş, saçmalıyor,” diye araya girdi Emine Hanım. “Erkekler artık pek evlenmeye hevesli değil. Kariyer peşindeler. Ama evet, biraz fazla bekledin.”

“İşte ben de onu diyorum!” diye atladı Tülay. “Başarılı ve bekarlar kıymetlerini biliyor, genç ve güzelleri arıyor. Boşanmışlar ise bu kadar seçici değil. Onlar için önemli olan iyi biri olman ve evin olması. Kirada yaşamak ya da annesiyle kalmak zorunda değiller.”

“Kader herkese farklı yazılır. Kimi erken evlenir, kimi geç bulur mutluluğu. Hiç merak etme. Tanıdığımın bir oğlu var. Otuz altı yaşında, hiç evlenmemiş. Akıllı, eğitimli, iyi para kazanıyor ama kadınlarla şansı yok,” dedi Emine Hanım.

“Bir problemi mi var, içki mi içiyor da kimseyle anlaşamıyor?” diye atıldı Tülay, Emine Hanım’ın uyarıcı bakışını görünce sustu.

“Tülay, yeter! Ağzın laf yapıyor ama dinleyene yazık. Hayatta her şey olabilir. Bir düşün Gül. İyi bir delikanlı. Sizi tanıştırmak istiyorum zaten.”

“Neden bu konuyu açtınız ki? Ben bu tür tanışmalara inanmıyorum. Övgüler havada uçuşur, sonra hiçbir şey tutmaz. Ben kendi başıma hallederim.”

“Öyle mi? Nerede tanışacaksın? Kadınların arasındasın, barlara gitmezsin. Beğenmezseniz, zorla evlendiren mi var? Hem onun da evi var. Denesen ne olur? Belki hoşuna gidecek?” diye ısrar etti Emine Hanım. “Kızlar, geç oldu, kocalar kapıdan çevirir şimdi.”

Çalışanlar hızla toparlandı, dağıldılar.

“Şimdiden vazgeçme,” dedi Emine Hanım, Gül’le otobüs durağına doğru yürürken. “Boşuna konu açmadım. Kocamın doğum günü cumartesi. Bir arkadaşımı ve oğlunu çağırdım. Sen de gel. Bakarsınız, belki uyum sağlarsınız.”

Cumartesiye kadar geçen iki gün, Gül’ün kafasında bir karmaşayla geçti. Bu fikri baştan saçma bulmuştu ama yine de kıyafet seçti, ojelerini yeniledi.

“Kaç kez diyete gireceğim diye söz verdim? İki günde kilo mu verilir?” dedi Gül aynanın karşısında. “Kendimi sevmezsem, kim sever ki? Saçmalık. Gitmeyeceğim.”

Cumartesi sabahı saçını yıkadı, şekillendirdi, makyaj yaptSonunda Gül, o gürültülü başlangıcın ardından yıllarca birlikte mutlu olacağı adamla kaderin bir cilvesi olarak evlenmiş, böylece Ayşe Teyze’nin boş verdiği tüm kehanetlerin yanlış olduğunu herkese göstermişti.

Rate article
Lifequest
Hayalindeki Evi Olan Genç Kadın, Evlilik Hayalleri Kuruyor…