Sevgi Dolu Kalp

Sevgi Dolu Bir Kalp

Bugün yine pencerenin önünde durdum, güneşin aydınlattığı avluya bakarken. Karşıdaki apartmanda bir “Şok” marketi var; insanlar kestirme yol olsun diye avludan geçerek oraya gidip geliyor. Ama benim ilgilendiğim insanlar değil. Beklediğim bir tek o: Elif.

Bu evdedir olduğum sürece, Elif’e âşığım. O benden iki yaş büyük, iki kat aşağıda oturuyor. Öyle özel biri değil aslında, milyonlarcası var onun gibi kızların. Ama benim için Elif bambaşka. Kalp mi dinler ki? Âşık olmuş bir kere, ne yaparsın?

Liseyi bitirmek üzereydi, sağlık meslek lisesine hazırlanıyordu. Artık okul yolunda onun arkasından yürüyemeyecek, teneffüslerde onu göremeyecektim. Tek yapabildiğim, pencerede nöbet tutup onu görmeyi beklemekti.

Elif, beni hiç fark etmedi bile. Onun gözünde sadece bir çocuk, bir komşuydum. Bu yüzden duygularımı hep sakladım. Reddedilmekten korktum. Liseyi bitirene, delikanlı olana kadar beklemeye karar verdim. Ama tam okul bitti, üniversiteye hazırlanıyordum ki Elif bir anda evlendi. Hem de tam anlamıyla bir “atladı” evliliği.

Pencereden, avluya lüks bir beyaz arabanın geldiğini gördüm. İçinden lacivert takım elbiseli uzun boylu bir adam çıktı, sabırsızca arabayla kapı arasında gidip geliyor, sürekli ikinci katın pencerelerine bakıyordu. Sonunda kapıdan beyaz bir gelinlik bulutu gibi fırlayan Elif çıktı. Merdivenlerden inerken ayağı takıldı, tam düşecekken damat onu tuttu. Düğün arabasına oturttu, ayakkabısını çıkardı, şoförle bir şeyler konuştular. Topuğun kırıldığını anladım.

Elif’in annesi koşarak beyaz spor ayakkabılar getirdi. Gelinliğinin altına onları giydi, öyle nikâha gitti. Yeni ayakkabı alacak vakti yoktu.

Bu olay bütün mahallede konuşuldu. Herkes aynı fikirdeydi: Bu kötü bir alametti, evlilik uzun sürmez, mutluluk getirmezdi.

Elif’in evliliğinden sonra iki gün boyunca odamda yatağa uzanıp duvara döndüm. Annem doktor çağırmayı düşündü, hasta olduğumu sandı. Üçüncü gün kalktım, yine yerimi aldım pencerede. Ama Elif yoktu. Annem, çiftin ertesi günü Antalya’ya tatile gittiğini söyledi. Korktum; belki eşinin evine taşınacak, bir daha göremeyecektim. Ama iki hafta sonra bronzlaşmış, daha da güzelleşmiş Elif avludan geçti. Geri dönmüştü! Kalbim sevinçten yerinden çıkacak gibiydi.

Elif’in annesi, yeni doğum yapan abisine yardım etmek için başka şehre gitti. Genç çiftin yeni hayatına karışmamak istemişti. Zaman geçti, Elif ve kocası tüm kehanetlere rağmen mutlu görünüyorlardı.

Benim için hayat yeniden normale dönmüştü, her gün sevdiğim kızı görebiliyordum. Tabii yanında artık kocası da vardı. Ama altı ay sonra boşandılar. Bu haberi annem akşam yemeğinde verdi. Kehanet doğrulandı. Evlilik uzun sürmedi. Nereden duyduklarını bilmiyorum, ama dedikodulara göre kocasının ilk eşi Elif’e gelmişti. Küçük bir oğulları varmış. Kocası, ilk eşiyle kavga edip boşanmış, sonra Elif’le evlenmişti. Ama oğlunu görmeye devam ediyor, ilk eşiyle de barışmışlardı. Yeniden evlenmekte acele ettiğini anlamıştı, ama bunu Elif’e söylemeye cesareti yoktu. Eski eşi de devreye girmiş, her şeyi Elif’e anlatmıştı.

“Sen karar ver. Oğlunu seviyor, ona bağlı. Ben de çoktan affettim onu. Kabullen ve bırak. Sen de mutluluğunu bulursun.”

Elif tabii ki bıraktı. Ağladığını duyar gibiydim, oysa sesini duymam mümkün değildi. Üç gün pencerede bekledim, ama avluda görünmedi. Ya kendine bir şey yaptıysa? Bu düşünce içimi ürpertti, koşarak kapısına gittim. Dört katı birkaç adımda inip zile bastım.

Kapıyı gözleri şiş, üzgün bir halde açtı. Beni görünce içeri çekildi, kanepeye yüzüstü kapaklandı, yastığa gömülüp hıçkıra hıçkıra ağladı. Çekinerek içeri girdim. Onun bu hali kalbimi parçalıyordu. Çömelip sırtını hafifçe okşadım.

Yavaş yavaş sakinleşti, dönüp bana baktı. O anda onu daha da çok sevdim; dağınık, ağlamaktan gözleri kızarmış, savunmasız haldeyken. Daha fazla nasıl sevebilirdim ki?

“Ağlama. Bekle beni, üniversiteyi bitirince seninle evlenirim.”

Üniversiteye başladım. Ara sıra Elif’i sokakta görüyordum. Marketten ya da işten dönüyor, başı önünde yavaş adımlarla yürüyordu. Kalbim ona acıyor, bir yandan da tutkuyla seviyordum. Poşetlerini alıyor, şakalar yapıyor, komik hikâyeler anlatıyordum. Kapısına gelince poşetleri geri alır, vedalaşırdık. Hiçbir zaman içeri davet etmedi.

Annem elbette her şeyi görüyordu. Umarım büyüdükçe aklı başına gelir, kendi yaşında birini sever diye düşünüyordu. Yine o haber verdi: Elif’in hayatına evli, kendisinin iki katı yaşında bir doktor girmişti. Kızı Elif’le yaşıttı!

Bu dedikoduları kim yayıyordu? Adam Elif’e hiç gelmemiş, onu eve bırakmamıştı bile. Yine kıskançlık krizine girdim. Tek avuntum, bu evli adamla bir gelecek kurmayacağıydı.

Yılbaşı yaklaşıyordu, avlu bembeyaz karla kaplıydı, her pencereden renkli ışıklar yanıpElif’le evlendiğimiz gün, avluda birlikte yürürken, artık onun gözlerindeki mutluluğun kaynağının ben olduğumu biliyordum.

Rate article
Lifequest
Sevgi Dolu Kalp