Şakacı
– Ayşe, geliyor musun? Birazdan Elif ile Ahmet gelecek, dedi Mehmet sabırsızlıkla, yatak odasının kapısından uzandı.
– Tamam, bir dakika, diye cevapladı Ayşe, dolap aynasından başını çevirmeden.
Dudaklarına rujunu sürdü, başını hafifçe sallayarak mükemmel taranmış saçlarını dağıttı, elbisesinin yakasını düzeltti ve ancak o zaman kocasına döndü.
– Hazırım, diyerek ona gülümsedi.
– Vay canına! Ne kadar güzelsin sen öyle. Mehmet yaklaştı ve Ayşe’yi kendine çekti.
– Dikkat et, rujum bozulacak, diyerek başını göğsünden uzaklaştırdı, kocasına şefkatle, biraz da muzipçe baktı.
– Ayşe… diye boğuk bir sesle başladı Mehmet, tam o sırada kapı çaldı. – İşte geldiler. Mehket hayal kırıklığıyla kollarını gevşetti, iç çekti ve kapıyı açmaya gitti.
Ayşe son bir kez aynaya baktı, elbisesini çekiştirdi ve Mehmet’in peşinden gitti.
Antrede Ahmet, kocaman bir gül demetiyle şakalaşıyordu. Yanında karısı Elif, elinde hediye paketiyle duruyordu.
– Haydi, nerede doğum günü kızı? Niye misafirleri karşılamıyor? diye gürledi Ahmet, demetin ambalajını hışırdatarak. Ayşe’yi görünce bir adım attı. – Sonunda geldin. Ayşecik, her zamanki gibi muhteşemsin. Mehmet, dikkat et, kaçırırım seninkini. Ayşe, bir öpücük ver. Ahmet yanağına şapırttatıp bir öpücük kondurdu ve ancak sonra gülleri uzattı. – Sana dilerim ki…
– Hop hop, hadi soyunun da, içeride masada söylersiniz şu temennileri, diye araya girdi Mehmet.
– Mehmet, terlikleri çıkar, ben gülleri vazoya koyayım, dedi Ayşe ve mutfağa geçti.
Ev bir anda neşeli bir kalabalığa dönüştü. Ahmet, odanın ortasına kurulmuş sofrayı görünce elleri ovuşturdu.
– Ayşe, sen büyücüsün! Böyle bir sofra kurmuşsun. Şimdi salyalarım akacak, diye dramatik bir tavırla inledi.
– Biraz sabretmek zorundasın, dedi Ayşe, elinde gül dolu vazoyla odaya girdi. Çiçekleri pencere kenarındaki sehpaya koydu.
– Şakacı seni, diye fısıldadı Elif, iri badem gözlerini devirerek.
Ayşe yaklaştı ve elini omzuna koydu, sanki onu sakinleştirmek istiyordu. Tam o sırada kapı tekrar çaldı ve Ayşe yeni gelenleri karşılamaya gitti.
– Bu Lale, bu da kız kardeşim Ayşe, diyerek tanıştırdı Murat iki kadını birbirine ve Ayşe’ye bir demet çiçek uzattı.
– Tanıştığımıza memnun oldum, dedi Ayşe gülümseyerek. Lale zar zor bir baş hareketiyle selam verdi. – Kusura bakma, fazla terliğimiz yok.
– Sorun değil, ben Lale’ye kendi terliklerimi veririm, dedi Murat.
Ayşe şaşkınlıkla kardeşine baktı. Bakışları açıkça “Bu kızla senin ne ortak noktan var?” diye soruyordu.
– Hadi masaya buyur kardeşim, dedi Murat, kız kardeşinin bakışını görmezden gelerek.
Salona geçtiler.
– Kardeşimi zaten tanıyorsunuz, bu da onun yeni kız arkadaşı Lale, diye tanıttı Ayşe. – Devamını sen hall”Sonraki yaz, Lale’nin yüzünde gördüğü o ilk samimi gülümsemeyle, Ayşe artık her şeyin yoluna gireceğini anladı.”




