İntikam Zamanı

**İntikam**

Rıza, sakin ve zeki bir çocuktu. Ailesi tek evlatları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor, onun iyi eğitimli ve çok yönlü bir insan olması için her türlü kursa ve etkinliğe yatırım yapıyordu. Rıza aikido yapıyor, satranç oynuyor, resim yeteneğiyle herkesi şaşırtıyordu. Yaş ilerledikçe gitar çalmaya da merak sardı.

Akranları kızlarla sinemaya gidiyor, ucuz şaraplarla sigara içip eğlenirken, o gitarının başında akorları çalıyor, sesi kısıldığında bile şarkılar söylüyordu.

Ailesi oğullarının parlak bir geleceğe sahip olmasını istiyordu. Küçük bir ilçede, on dört bin nüfuslu kasabada yapılacak bir şey yoktu. Liseden sonra, üniversite sınavındaki yüksek puanı sayesinde bölgenin en prestijli bilgisayar mühendisliği bölümüne kolayca yerleşti.

Dersler başlamadan bir gün önce babası, yepyeni ve pahalı bir dizüstü bilgisayarla onu halasının yanına bıraktı. Hala, bir yıl önce kocasını kaybetmiş, çocukları da evlenip ayrılmıştı. Yurttaki gürültü ve ders çalışmayı engelleyecek tüm o ayartmalardan uzak, sakin bir ortam sunuyordu. Annesi gelmemişti, çünkü uzun süren duygusal vedalara dayanamazdı. Babası bir miktar para bırakıp gitti.

Rıza ilk kez tamamen kendi başınaydı. Halası ona pek karışmıyor, sadece vaktinde yemek yediğinden ve geç saatlerde eve dönmediğinden emin oluyordu.

Üniversitede, aile baskısından kurtulan arkadaşları dersleri asıp eğlenceye dalarken, Rıza yine yalnızdı. Ona ilk günden itibaren Aslı adında sarışın, güzel bir kız dikkat kesilmişti.

Erkekler arasında, Aslı’nın erkek egemen bir bölüme sırf iyi bir evlilik yapmak için geldiği konuşuluyordu. Derslerde pek başarılı değildi, ama hocalar ona kırık not vermekten çekiniyordu. Böyle bir kızın bilgiye ihtiyacı yoktu; sadece ona bakmak, ona bir şeyler anlatırken omzuna dokunmak yeterdi.

Ama Aslı’nın hayranı çoktu. Rıza’yı sıkıcı bir “inek” olarak görüyor, onu umursamıyordu. Ne konuşacaklardı ki? Müzik, satranç ya da sıkıcı bilgisayar dersleri mi? Her açıdan ona uygun değildi.

Oysa Rıza, karşılıksız aşkının acısıyla kıvranıyordu. Onunla her dakika yan yana olmak istiyordu. Bir gün eve gittiğinde, ailesine yurtta kalmak istediğini söyledi. Hala evinin kampüse uzak olduğunu, yolda çok zaman kaybettiğini anlattı. Babası bağırdı, annesi ağladı.

Ama Rıza söz verdi: Bu durum derslerini etkilemeyecekti. Grubun neredeyse tek evde kalan öğrencisi olduğu için üzerine zaten garip bakışlar vardı. Ailesi boyun eğmekten başka çare bulamadı.

Rıza mutluluktan uçuyordu. Artık Aslı’yı sadece derste (ki o da nadiren geliyordu) değil, yurtta da görecekti. Onunla konuşmak için her fırsatı değerlendirdi, ama Aslı hâlâ ilgisizdi.

Aynı ortamda bile olsalar, onunla dans etmeyi reddediyor, sigara içmek için balkona kaçıyordu. Rıza da sigaraya başladı, ama bu bile onu güzel sarışına bir adım yaklaştırmadı.

Yaz tatili, Aslı’yı iki ay boyunca göremeyecek olması, onun için bir işkenceydi. Acı çekti, zamanın geçmesini dört gözle bekledi. Böylece bir yıl daha geçti.

Rıza derslerinde çok başarılıydı, hocaları onu övüyor, parlak bir gelecek öngörüyordu. 31 Ağustos’ta annesinden kurtulup yurda döndüğünde, Aslı’nın evlendiğini öğrendi. Bu haber onu deliye döndürdü. Güzel kızın seçimi, üniversitenin gururu olan bir sporcu, yaşça büyük bir öğrenciydi.

Aslı artık yurtta görünmüyordu. Kocasının kendi dairesinde yaşıyorlardı. Rıza onu sadece derslerde uzaktan izleyebiliyordu. Bir gün, kış sınavlarından hemen önce, ona notlarını istedi. Derse giremediğini söyledi.

“Başkasından iste. Benim de çalışmam lazım,” diye reddetti Aslı.

“Yarına kadar veririm, söz,” diye yalvardı Rıza, aşk dolu gözlerle ona bakarak.

Aslı düşündü ve sonunda defterini verdi.

Ertesi gün Rıza, hayatında ilk kez derslere gelmedi. Sırf Aslı’ya defterini evinde teslim edebilmek için. Yemekhanede kulağına çalınmıştı: Kocası yine bir yarışmaya gitmişti, sınavları otomatik olarak geçiyordu.

Kızlardan Aslı’nın adresini öğrendi. Okul çıkışında evde olacağını hesaplayıp yolunu tuttu. Tek istediği onunla biraz vakit geçirmek, konuşmak, aşkını itiraf etmekti. Çarpan kalbiyle zile bastı, Aslı’yı göreceği umuduyla. Ama kapıyı geniş omuzlu, kaslı bir adam açtı: kocası.

“Ne istiyorsun?” diye sertçe sordu.

“Aslı’ya notlarını getirdim,” diye kekeledi Rıza.

“Ver,” dedi adam, elini uzattı.

Rıza içeri bakmaya çalıştı, ama sporcunun iri gövdesi kapının tümünü kaplıyordu. Aslı’yı görmesi imkânsızdı.

“Ona kendim vermek istiyorum,” dedi Rıza, defteri göğsüne bastırarak.

Koca, küçümseyen bir bakış attı, defteri çekip aldı ve kapıyı Rıza’nın gözlerinin önünde çarptı.

Rıza başka bir gruba geçti, yeniden halasının evine taşındı.

***

On beş yıl geçti

Büroda herkes Rıza Bey’i yeni direktör olarak kutluyordu. Önceki müdür terfi alıRıza, Aslı’nın gözlerindeki hüznü görünce, ona uzandı ve yılların acısını bir dokunuşla silerek, “Hep seni sevdim,” dedi.

Rate article
Lifequest
İntikam Zamanı