Anne, ondan uzak dur!

**”Anne, Onunla Evlenme”**

“Anne, Deniz bana birlikte yaşamayı teklif etti,” diye dikkatlice başladı Elif akşam yemeğinden sonra.

“Peki nerede yaşayacaksınız?” diye sordu annesi, biraz duraksayarak.

“Kendine ait bir dairesi var. Üniversiteye başladığında babası almış.”

“Acele etmiyor musunuz? Okulun bitmesine daha bir yıl var. Ya hamile kalırsan?” Anne suyu kapatıp, ellerini havluyla kuruladı ve Elif’e döndü.

“Anlıyorum, sen beni tek başına büyüttün, korkuyorsun, ben de senin hatanı tekrarlarım diye… Yalnız kalırsın…” Elif annesinin karşı mı yoksa değil mi anlayamıyordu.

“Davranışlarının sorumluluğunu alacak kadar büyüksün. Benim için endişelenme. Benim bir adamım var.”

“Tahmin ediyordum. Peki neden hiç bahsetmedin, tanıştırmadın?” diye merakla sordu Elif.

“Bilmiyorum,” dedi annesi, gözlerini kaçırarak. “Korktum herhalde. Olay şu ki, benden genç.” Annesi Elif’e baktı.

“Ne olmuş yani? Şimdi bu moda. Yani karşı değilsin öyle mi?” Elif sevinçle zıplayıp annesine sarıldı.

İlk zamanlar her gün annesini arıyor, sık sık akşamları uğruyordu. Elif’in hâlâ evin anahtarı vardı, ama artık kapıyı çalıyordu. Bir gün ona yakışıklı genç bir adam açtı. Dar tişörtü, göğsündeki ve kollarındaki kasları belli ediyordu.

“Kızın geldi,” dedi bembeyaz dişlerini göstererek gülümseyerek.

“Kızım ama senin değil,” diye suratını asarak cevapladı Elif ve içeri girdi.

Annesi mutfakta yemek yapıyordu. Değişmişti; daha güzeldi, giyim tarzı bile farklıydı. Eskiden evde rahat bornozlarla gezerken, şimdi mutfakta beyaz eşofman ve pembe kısa bir tişörtle duruyordu.

“Murat, konuşmamız lazım,” dedi annesi, adam mutfağa girince.

“Anladım. Siz konuşun kızlar,” diyerek tekrar gülümsedi, kara gözleri ışıl ışıl.

“Anne, o senden neredeyse on beş yaş küçük. Evet, çok güzel görünüyorsun ama yaş farkı belli oluyor,” diye fısıldadı Elif, Murat kapıyı kapattıktan sonra.

“Ne olmuş? Sen de moda dedin ya,” dedi annesi gülerek.

Elif onu tanıyamıyordu. Hep ağırbaşlı olan annesi şimdi sürekli aptalca gülüyordu. Gözleri de garip parlıyordu. Üstelik bu genç kız kıyafetleri…

“Anladım. İşte bu yüzden tanıştırmadın benimle, değil mi? Peki sonra ne olacak? Sakın bana onunla evleneceğini söyleme,” diye şaşkınlıkla mırıldandı Elif.

“Ya öyleyse? Karşı mısın?”

Elif ağzını açacak oldu ama annesi sözünü kesti.

“Daha konuşmadık bile. Hayatımda hiç böyle hissetmemiştim. Sanki kanatlarım çıktı. Çok mutluyum!” diyerek mahcup bir gülümsemeyle ekledi, “Peki ya sen? Deniz’le kavga etmiyorsunuz, değil mi?”

“Etmiyoruz. Anne, gideyim artık, o beni kaybetmiş herhalde.”

Elif üzgün üzgün eve doğru yürüdü. Kendini annesinin evinde fazlalık gibi hissediyordu.

“Ne oldu?” diye sordu Deniz, Elif eve geldiğinde.

“Annenin aşık olduğunu hayal edebiliyor musun?” dedi Elif, üzerini değiştirirken.

“Ee, ne olmuş? O hâlâ genç. Yoksa ona göre çok mu yaşlı? Çirkin mi? Eskiden hapse mi girdi? Anlamıyorum, seni ne rahatsız etti? Görüyorum ki yalnız değil, bu iyi ya,” dedi Deniz omuz silkerek.

Elif ona bir hain gibi baktı.

“Murat neredeyse senin yaşında. Üstelik Hollywood yıldızı gibi görünüyor. Anne için anlaşılır bir durum—genç, yakışıklı. Peki ya o? Onu kullanıyor sadece. Onu sevdiğine inanmıyorum,” diye ateşli bir şekilde çıkıştı Elif.

“Aşk acıdır… Yoksa kıskanıyor musun? Belki de sen beğendin onu? Dikkat et, ben kıskancım. Onu düelloya çağırır öldürürüm,” diye şakayla karışık söyledi Deniz.

Elif gözlerini devirdi.

“Her zaman saçma şakalar yapıyorsun. Hiç de kıskanmıyorum. Sadece bu adamın bu yaşlı kadından ne istediğini anlamıyorum. Etrafta yüzlerce genç kız var, istediğini seçebilir. Hem de çağırmasına gerek yok, kendileri atlarlar zaten.”

“Belki de annene âşık oldu? Ya da güvenini kazanıp onu soymak istiyor,” diye dalga geçti Deniz.

“Bizim büyük paramız yok ki. Altın olarak sadece ince bir kolye, küpeler ve taşlı bir yüzük var. Bunun için güven kazanmaya değmez,” dedi Elif.

“Ya ev? Gayrimenkul her zaman değerlidir,” diye ısrar etti Deniz.

“Ama anne henüz evlenme teklifi almadığını söyledi. Yeni tanışıyorlar. Nasıl evin sahibi olabilir ki? Tabii ki öldürerek. O zaman beni de öldürmesi gerekir. Ben de o evde kayıtlıyım.”

“Bırak artık, Elif, öylesine söyledim. Yani âşık olmuş. Düğüne kadar gideceklerini sanmıyorum. Annen aptal biri değil, ne yaptığını biliyordur,” diye ciddi bir tavırla konuştu Deniz.

“İşte asıl sorun da bu, hiçbir şeyin farkında değil. Onun aptal gülüşünü görmeliydin. Bir de kıyafetleri… Genç bir kız gibi giydiriyor onu, ama o öyle değil,” diye söylendi Elif.

“O senin için anne, onun bir kadın olduğunu göremiyorsun. Erken tepki göstermeyelim. Bırak annen mutlu olsun,” diye yatıştırıcı bir tavırla konuştu Deniz.

“Ama onu terk edecek. Sonra annem üzüAnnesi sonunda Murat’ı unuttu ve komşuları emekli subay Ahmet Amca ile yeni bir hayata başladı, Elif de Deniz’le mutlu bir evlilik yaparken her ikisinin de hayatlarına huzur geldi.

Rate article
Lifequest
Anne, ondan uzak dur!