**Günlük**
Aramızda bir uçurum…
Ebru, boşandıktan sonra uzun süre kendine gelemedi. Aslında kocasının başka biriyle olduğundan şüpheleniyordu ama gerçeği öğrenmeye hazır değildi. Bir aileleri, düzenli bir hayatları, hayalleri ve planları vardı… Şimdi hiçbir şey kalmamıştı. Barış, öylece evi terk etmiş, hayatından çıkıp gitmişti.
Yaz sona yaklaşıyordu ama Ebru etrafındaki hiçbir şeyi fark etmiyordu: ne güneşi, ne şehrin gürültüsünü, ne de yağmurdan sonra beliren gökkuşağını. Bir gece, bunaltıcı sıcakta uyuyamamış, bir yandan da bu durumun artık böyle süremeyeceğini anlamıştı. Barış mutluydu, o ise yaşamıyor, yavaş yavaş ölüyordu.
“Burada her şey onu, bizi hatırlatıyor. Ama biz artık yokuz. Gitmeliyim, en azından bir süreliğine. Ama güneye değil, yurt dışına değil, kalabalık ve karmaşık yerlere değil. Sessizliğe, köye gitmeliyim. Orada bir evimiz var! Anneannemin evi. Hepimiz köklerimizi oradan alıyoruz. O bizim güç kaynağımız. Bu fikir neden daha önce aklıma gelmedi ki?” Ebru yatağa oturdu. Terlemiş gömleği sırtına yapışmıştı.
Anneannem üç yıl önce vefat etmişti. Önce uzun süre hasta kalmıştı. Son yaklaşmıştı ama Barış onu İtalya’ya gitmeye ikna etmişti. “On günde bir şey olmaz,” diyordu. Anneannemin vefat haberi onları Napoli’de yakalamıştı. “Artık bir şey yapamayız. Biletleri değiştirmek zor. Dönünce mezarını ziyaret ederiz,” demişti. Ve Ebru, yine onu dinlemişti. Her zaman olduğu gibi.
Annemin kocasının şehre yakın büyük bir yazlığı vardı. Annem uzun zamandır anneannemin evini satmayı düşünüyordu ama bir türlü karar veremiyordu.
Eski günlerde her yaz tatilini anneannesinin yanında geçirirdi Ebru. Üniversiteye başlayınca köye gitmeyi bırakmıştı. Mezarını bile ziyaret etmemişti, şimdi nedenini bile hatırlamıyordu.
Sabırsızlıktan avuçları yanıyordu. Telefonunu eline aldı, annesini arayıp evin anahtarlarını soracaktı. Ancak ekranda parlayan saati görünce gecenin ilerlemiş olduğunu fark etti, herkes uyuyordu. Telefonu bAnnesini arayıp anahtarları sorduğunda, içinde yıllardır hissetmediği bir umut belirmişti ve köye giderek hayatını yeniden inşa etmek için ilk adımı attı.




