Hatanın Zamanı Geldi

**Hata Düzeltme Zamanı**

Ayla, annesine gölde olanları anlatmak istemiyordu. Eve gelince sessizce odasına geçmeye çalıştı, fakat annesi koridordaki hışırtıyı duydu ve mutfaktan çıktı.

“Ne oldu sana? Yüzünden kan çekilmiş,” dedi annesi, endişeyle kızını süzerek ellerini göğsüne bastırdı.

“Bir şey yok. Sadece fazla yüzüp yoruldum,” diye cevap verdi Ayla ve annesinin yanından geçerek odasına kapandı.

Ertesi gün, Can, Ayla’nın nasıl olduğunu sormaya geldi.

“Niye kötü olsun ki?” diye şaşırdı annesi.

“Dün gölde neredeyse boğuluyordu,” diye cevapladı Can, hiçbir şeyden habersiz.

“Abartma, sadece biraz su yuttum,” dedi Ayla, Can’a anlamlı bir bakış attı.

“Ben… seni sinemaya davet etmeye gelmiştim,” diyerek hatasını hemen düzeltti Can.

“Ayla, tabii git. Evde ne yapacaksın? Hava da güzel,” dedi annesi, Can’a biraz yaltaklanarak gülümsedi.

Çünkü Can, tanınmış ve oldukça varlıklı bir adamın oğluydu. Onun ilgisi, annesinin kızı için huzurlu bir gelecek umut etmesine sebep oluyordu.

O günden sonra Can sık sık Ayla’ya uğrar, onu bir yerlere davet ederdi: yüzmeye, motosiklet gezintisine, kafelere… Ayla ona deli gibi aşık değildi, ama bütün kızlar arasında onu seçmesi gururunu okşuyordu. Herkes onunla dansa ya da sinemaya gitmeyi büyük bir şans sayardı.

Akşam annesi Ayla’yı azarladı: “Böyle bir adam sana ilgi gösteriyor, sen burun kıvırıyorsun, sanki hoşnut değilmişsin gibi.”

“Varlıklı bir aileden. Hiçbir sıkıntı çekmezsin. Bir de sana nasıl bakıyor? Güvenilir biri, zor zamanında seni bırakmadı. Sana en değerli varlığımı, tek kızımı emanet edebilirim. Eğer sana evlenme teklif ederse, nankörlük etme,” diye bitirdi konuşmasını.

“Ben onu sevmiyorum, anne,” diye itiraz etmeye çalıştı Ayla.

“Böyle yakışıklı bir adamın hoşuna gitmediğine bir saniye bile inanmam. Ben büyük bir aşkla evlendim, peki şimdi nerede o?”

Can evlenme teklif ettiğinde, Ayla kabul etti. Annesinin baskıları sonuç vermişti. Düğün telaşı içinde Ayla bazen her şeyin bir oyun olduğunu, gerçek olmadığını ve yakında biteceğini düşünüyordu. Annesi ise yedinci cennetteydi.

Ayla hemen anladı ki Can’ın annesi de, ablası da ondan hoşlanmıyordu. Üstelik böyle bir evliliğe nasıl izin verdiklerine şaşırıyordu. Belli ki Can, annesi için göz bebeğiydi, sevgili küçük oğlu, bu yüzden ona karşı çıkmamıştı.

Geniş aile evinde değil, Can’ın dedesinden kalan bir dairede yaşıyorlardı ki Ayla buna çok sevinmişti. Kayınvalidesinden çekiniyordu.

Her şey yolunda gidiyordu, ama yıllar geçtiği halde Ayla hamile kalamıyordu. Kayınvalidesi her şeyi ona yüklüyor, en iyi doktorlara götürüyordu. Sonunda doktorlar Ayla’ya üzücü bir teşhis koydu. Ayla bu duruma çok üzülüyor ve suçlu hissediyordu.

Can açıkça onu suçlamıyordu, ama Ayla onun da acı çektiğini görüyordu. Ona mesafe koymaya başladı, babasının şirketinde daha çok vakit geçiriyordu. Babası üç yıl önce kalp krizinden ölmüştü. Annesini de Ayla’sız ziyaret ediyordu ki bu Ayla’ya uygundu. Kayınvalidesinin onun hakkında ne dediğini sadece tahmin edebiliyordu.

Ayla, Can’ın başka kadınlarla ilişkisi olduğundan şüpheleniyordu ama “Yakalanmayan hırsız, hırsız değildir.” Can her zaman dikkatliydi. Ailenin itibarını dedikodulardan koruyordu.

Ayla bir kez annesine dönmeyi denedi. Ama annesi, kızının şüphelerine “Saçmalama,” diye karşılık verdi. “Emin değilsin, sadece tahmin ediyorsun. Can yakışıklı bir erkek, kadınlar beğenir. Masum flörtler ihanet sayılmaz. Bir çocuğunuz olunca her şey düzelecek.” Sonra da Ayla’yı kocasına geri yolladı.

Böylece Ayla ve Can, örnek bir mutlu aileymiş gibi görünerek beş yıl geçirdi.

Ayla’nın sabrı tükenip Can’la ciddi bir boşanma konuşması yapmaya hazırlandığı sırada, kayınvalidesi öldü. Meğerse uzun süredir ciddi şekilde hastaymış, ama kimse Ayla’ya haber vermeyi gerekli görmemiAyla, içindeki özgürlük arzusuna kulak vererek Can’ın hayatından çıkıp yepyeni bir başlangıç yaptı ve nihayet kendi mutluluğunun peşinden gitmenin huzurunu yaşadı.

Rate article
Lifequest
Hatanın Zamanı Geldi