Hatanızı Düzeltme Zamanı

**Günlük**

Akşam eve döndüğümde anneme gölde olanları anlatmamaya karar verdim. Sessizce odama geçmeye çalıştım, ama annem koridordaki hışırtıyı duyup mutfaktan çıktı.

“Neyin var? Yüzün bembeyaz olmuş,” dedi, elleri göğsünde, endişeyle bana bakarken.

“Bir şey yok. Fazla yüzdüm sadece,” diyerek annemin yanından geçip odama kapandım.

Ertesi gün Ahmet, nasıl olduğumu sormaya geldi.

“Neden kötü hissetsin ki?” diye şaşırdı annem.

“Dün gölde neredeyse boğuluyordu,” diye cevapladı Ahmet, hiçbir şeyden haberi olmadan.

“Abartma, sadece biraz su yuttum,” dedim, Ahmet’e anlamlı bir bakış fırlatarak.

“Ben… sinemaya davet etmeye geldim,” diye düzeltti Ahmet, hatasını anlayıp.

“Tabii ki git, Elif. Evde ne yapacaksın? Hava da güzel,” dedi annem, Ahmet’e biraz fazla memnun bir gülümsemeyle.

Ahmet, tanınmış ve varlıklı bir adamın oğluydu çünkü. Onun ilgisi, anneme kızının refah içinde bir geleceği olacağı umudunu vermişti.

O günden sonra Ahmet sık sık gelip bir yerlere davet etmeye başladı: yüzmeye, motosiklete binmeye, kafelere… Ona deli divane değildim belki, ama bütün kızlar arasından beni seçmesi gururumu okşuyordu. Hepsi onunla dansa ya da sinemaya gitmeyi büyük bir şans sayardı.

Akşam annem beni azarladı: “Böyle bir genç seninle ilgileniyor, sen hâlâ burun kıvırıyorsun, sanki memnun değilsin!”

“Varlıklı bir aileden. Hiçbir sıkıntı çekmezsin. Hem sana nasıl bakıyor? Güvenilir, zor zamanda yanında durdu. Sana emanet edebilirim en değerlimi, biricik kızımı. Eğer evlenme teklif ederse, nankörlük etme aptal!”

“Sevmiyorum onu, anne,” diye karşı çıkmaya çalıştım.

“Böyle yakışıklı bir genci beğenmediğine inanmam. Ben büyük bir aşkla evlendim, şimdi nerede o aşk?”

Ahmet evlenme teklif ettiğinde kabul ettim. Annemin baskısı boşuna değildi. Düğün hazırlıklarının koşuşturmacasında bazen bir oyunun içindeymişim gibi hissediyordum, sanki hiçbir şey gerçek değildi. Annem ise yedinci cennetteydi.

Ahmet’in annesi ile ablasının benden hoşlanmadığını hemen anlamıştım. Ona benimle evlenme iznini nasıl vermişlerdi, şaşırıyordum. Sanırım Ahmet, annesi için gözünün nuruydu, sevgili küçük oğlu, bu yüzden onu kaybetmemek için sesini çıkarmamıştı.

Kocaman aile evinde değil, Ahmet’in dedesinden kalan bir dairede yaşıyorduk, buna çok sevinmiştim. Kaynanamdan çekiniyordum çünkü.

Her şey yolunda gidiyordu, ta ki yıllar geçtiği hâlde çocuğum olmayana dek. Kaynanam her şeyin benim suçum olduğunu düşünüyor, en iyi doktorlara gönderiyordu. Sonunda üzücü bir teşhis kondu. Bu yüzden çok üzülüyor ve suçlu hissediyordum.

Ahmet açıkça beni suçlamıyordu, ama onun da acı çektiğini görüyordum. Benden uzaklaşmaya başlamış, babasının şirketinde daha çok vakit geçiriyordu. Babası üç yıl önce kalp krizinden ölmüştü. Annesini de ben olmadan ziyaret ediyordu, ki bu benim işime geliyordu. Kaynanamın benim hakkımda neler dediğini sadece tahmin edebiliyordum.

Ahmet’in başka kadınlarla olduğunu da tahmin ediyordum ama “yakalanmayan hırsız, hırsız değildir”. Ahmet her zaman dikkatliydi. Ailenin itibarını koruyordu.

Bir ara anneme geri dönmeyi denedim. Ama o, kızımın şüphelerine “saçmalık” dedi. “Ahmet yakışıklı bir adam, kadınlar beğeniyor elbet. Masum bir flört, aldatmak değildir bu. Bir çocuğunuz olunca her şey düzelecek,” diyerek beni kocama geri yolladı.

Böylece Ahmet’le beş yıl boyunca örnek ve mutlu bir çift taklidi yaptık.

Sabrım tükenip Ahmet’le ciddi bir boşanma konuşması yapmaya hazırlandığım günlerde, kaynanam öldü. Meğer uzun süredir ciddi şekilde hastaymış ama kimse bana haber vermeyi uygun görmemiş.

Ahmet, cenaze hazırlıklarıyla uğraşıyor, eve sadece uyumaya geliyordu.

***

Uyandım ama bir süre yatakta kaldım, banyodan gelen su sesini dinleyerek. Fark etmeden tekrar uykuya daldım.

“Niye hâlâ kalkmadın?” Ahmet yatak odasına girdi, etrafa duş jeli ve tıraş losyonu kokusu yayılarak.

“Belki de gelmeyeyim? Annen beni hiç sevmedi. Bana layık görmedi seni. Sanırım bu konuda haklıydı,” dedim, gözlerimi açıp kocama bakarak.

“Ne konusunda?” Ahmet bornozunu yatağa attı, dolaba yönelip kıyafet seçmeye başladı.

Onun çıplak, güzel vücuduna alışmıştım; büyüsü artık işlemiyordu üzerimde.

“Senin dünyandan biri olmadığım konusunda. Ahmet, her şeyi anlıyorum ama benim yokluğumu kimse fark etmeyecek,” diyerek yataktan doğruldum.

“Cenazeye bütün aile gelecek. Sen de ailenin bir parçasısın. Hiçbir şey duymak istemiyorum. Kalk ve giyin, yoksa geç kalacağız,” dedi Ahmet, bana bakmadan giyinmeye başladı.

“Hiçbir zaman ailenizin bir parçası olamayacağım. Sen de bunu biliyorsun. Zaten mezarlığa geç kalınır mı?” diye iç çektim ama yine de kalktım.

Banyodan çıktığımda burnuma taze demlenmiş kahve kokusu geldi.

“İç ve hızlıca hazırlan,” dedi Ahmet, buharlı fincanı bana doğru iterek kolundaki pahalıMezarlıktan ayrılırken, birden Taşkın’ın bana uzattığı anahtarı avucumda hissettim ve gerçekten özgür olduğumu anladım.

Rate article
Lifequest
Hatanızı Düzeltme Zamanı