Şaşırtıcı Dönüş

**Sert Bir Viraj**

Leyla hiç yalnız yaşamamıştı. Önce ailesiyle kaldı, sonra evlendi, iki yıl sonra da kocasıyla birlikte kızları Defne’yi dünyaya getirdi.

Kocası onu terk ettiğinde bile bir süre Defne’yle baş başa yaşadılar. Ama şimdi tamamen yapayalnızdı. Boş evde dolanıp duruyor, ne yapacağını, kimin için yaşayacağını bilemiyordu. Hayatı çökmüştü, önünde yalnız bir ihtiyarlık ve unutuluş vardı.

Neyin yanlış gittiğini anlamıyordu. Kocasıyla hiç ciddi kavga etmemişlerdi ki… Sadece ufak tefek şeyler. Ona baskı yapmazdı, arkadaşlarıyla vakit geçirmesine izin verirdi. Ev hep tertemiz, düzenliydi. Buzdolabında her zaman bir tencere çorba, ocakta akşam yemeği hazır olurdu.

Leyla doğum yaptıktan sonra bile formunu korumuştu. Hiç dolgun vücutlu olmamıştı. Hamileyken göğüsleri bir beden büyümüş, kocasını sevindirmişti, ama emzirmeyi bırakınca eski haline dönmüştü. Yine de bu yüzden ayrılmazlardı ki. Herkes Levent’le çok iyi anlaştıklarını söylerdi.

Tabii Leyla kör değildi, son zamanlarda kocasının değiştiğini fark etmişti. Hayır, işten geç gelmiyordu ama kendine daha çok özen gösterir olmuştu. Gömleklerine uygun kravatlar seçiyor, modaya uygun saç kesimi yaptırıyordu.

“Neden elbise giymiyorsun?” diye sormuştu bir gün.

“Nasıl giymiyorum? Bayramlarda giyiyorum,” diye şaşırarak cevap vermişti Leyla. Daha önce giydikleriyle ilgilenmezdi.

“Bugün çok solgunsun. Kendini iyi hissetmiyor musun?”

“Ben hep böyleyim. Neden üstüme geliyorsun?” diye çıkışmıştı Leyla.

Bir gün makyaj yapmış, allık sürmüş, öylece işe gitmişti.

“Sil şunu, yakışmamış,” demişti kocası, akşam eve döndüğünde onu öyle görünce.

“İşte bütün gün bana iltifat ettiler,” diye kırılmıştı Leyla ama itaatkârca makyajını silmişti.

“Her gün böyle güzel geleceksin sandım,” demişti ertesi gün iş arkadaşı, makyajsız görünce onu.

“Kocam beğenmedi,” diye cevap vermişti.

“Demek ki her gün böyle görürse kıskançlıktan çıldıracak,” diye gülmüştü arkadaşı. Leyla tartışmaya girmemişti.

Bir gün arkadaşı Ayşe aradı, iş çıkışı bir kafede buluşmayı teklif etti. Ayşe güzel ve gösterişliydi ama bu, yıllardır süren dostluklarını bozmamıştı, liseden beriydi.

“Nasıl diyet yapmadan bu formu koruyorsun? Ben her şeyden kısıyorum, yoksa hamur gibi şişiyorum,” diye iç çekmişti Ayşe.

“Kendini kandırma. Erkekler sana bakarken boyunlarını incitiyorlar,” diye gülmüştü Leyla.

“Sana da bakarlardı ama hiç şans vermiyorsun. Bacakların güzel, pantolon altına gizlemek günah. Sana kalem etek çok yakışırdı. Saçını kestirip boyatmalısın. Bence kızıl sana çok yakışır. Artık kendine bir çeki düzen ver. Yoksa emekli gibi görünüyorsun.”

Leyla, Ayşe’nin boş yere eleştirmediğini anlamıştı.

“Ayşe, sana ne yaptım? Hep…”

“Ne dediğimin önemi yok,” diye kesmişti Ayşe. “Bana öyle bakma.” Gözlerini kaçırmış, bir süre susmuştu. “Üzgünüm. Levent’i genç bir kızla gördüm. Masum bir çiçek gibi, yirmili yaşlarında. Ona öyle bir bakıyordu ki…”

Leyla gözlerini sıkıca kapatıp başını sallamıştı.

“Kes şunu!”

“Leyla, seni üzmek istemedim. Ama sen yıllardır aynı şekilde, hiç değişmiyorsun. Erkeğin gözü var. Senin sıkıcı halin diş ağrıtıyor.”

“Bu doğru değil!” Leyla ayağa fırlamış, aceleyle çıkışa yönelmişti.

Evde banyoda uzun süre oturmuş, yere bakarak düşünmüştü.

“Anne, babam geldi,” diye seslenmişti Defne kapıdan, ardından tıklatıp durmuştu.

Leyla yüzünü yıkayıp banyodan çıkmıştı. Defne odasına gitmiş, kocası ise mutfakta, masanın üstünde ellerini birleştirmiş, uslu bir öğrenci gibi oturuyordu.

“Affet, akşam yemeğini hazırlayamadım. Ayşe’yle kafeye gittik,” diye mahcup olmuştu.

“Yemek istemiyorum. Demek her şeyi biliyorsun,” demişti Levent.

“Ne biliyormuşum?” diye sormuştu Leyla, aslında ne kastettiğini anlamıştı. “Demek Ayşe yalan söylemedi,” diye düşünmüştü.

“Başka bir kadını seviyorum. Kendimi tutmaya çalıştım ama elimde değil. Biliyorum, benden yarı yaşında ama onsuz yaşayamam. Affet beni. Şimdi eşyalarımı toplayıp gideceğim.”

Leyla kocasını durdurmamıştı. Sonra Defne de ihanet etmişti. Babasının yanına sık sık gidiyordu. Leyla, kızının hediye getirmeye başlayana kadar engel olmamıştı. Kocasının genç sevgilisi, kızına parlaklı elbiseler, makyaj malzemeleri, eski parfümler veriyordu.

“Bak, Seda bana ne hediye etti!” diye hava atıyordu Defne. “O kadar havalı ki! Bana yakışıyor, değil mi?”

“Oraya gidip hediyeler kabul etmemelisin,” diye kesmişti Leyla.

“Neden?”

“Çünkü o senin babanı aldı!”

“Ee? O genç ve eğlenceli, sen ise… Sıkıcı bir dar kafalısın. Babamın senden ayrılması çok doğru,” diye gözyaşları içinde söylemişti Defne.

Daha da kötüsü olduEski hayatını geride bırakıp kendini yeniden keşfeden Leyla, nihayet huzuru bulmuştu.

Rate article
Lifequest
Şaşırtıcı Dönüş