Gel, Sohbet Edelim, Oğlum

Yılbaşı tatilinin son gününde arkadaşlar buz patenine gitmeye karar verdiler. Ansızın bastıran soğuklar biraz olsun hafiflemişti. Alçakta olsa parlayan güneş gözleri kamaştırıyor, yaklaşan baharın müjdesini veriyordu. Günler yavaş yavaş uzuyordu.

Cem ile Emre, yılbaşı boyunca aldıkları fazla kiloları atmak isteyen yalnızca onlar değildi. Buz pisti oldukça kalabalıktı. Güneş parlıyor, soğuk hava canlandırıyor, hoparlörlerden gelen müzik moral veriyordu.

Buzun üzerine çıkar çıkmaz Cem ile Emre diğer patencileri geçerek hızlandılar. Bileylenmiş patenler, pürüzlü buzda kolayca kayıyordu. Bu yıl ilk kez pistteydiler. Önce kar yağmış, pisti temizlemeye vakit bulunamamıştı. Sonra uzun bir ılıman hava dalgası geldi, buz erimiş ve su birikintilerine dönüşmüştü. Ancak Noel’den sonra buz pateni yapma fırsatı bulabilmişlerdi.

Pistin etrafında iki tur atıp ısındıktan sonra şakalaşmaya başladılar. Emre, beyaz montu ve aynı renkte ponponlu bere takmış bir kızın dikkatini çekti. Patenler üzerinde güvensizce duruyor, korkuyla kenara tutunuyordu. Belli ki ilk kez deniyordu, neredeyse hiç kayamıyordu.

Düz duran bacakları istediği gibi hareket etmiyor, birbirinden ayrılıyor, bilekleri dönüyordu. Kenara sıkıca yapışmasaydı çoktan düşmüş ve tekrar ayağa kalkamaz hale gelmiş olurdu. Emre hem gülümsedi hem de içi acıdı.

Gözleriyle Cem’i aradı. O, birkaç kızla derin bir sohbetin içindeydi. Emre buz pistinin kenarına doğru kaydı.

“Kaymayı öğretmemi ister misin? Zor değil. Sadece öğrenmen gereken bazı basit kurallar var.”

Kız cevap veremeden sağra ayağı öne kaydı ve neredeyse geriye düşüyordu. Emre onu zamanında tutup düşmesini engelledi.

“Teşekkürler,” dedi kız.

Sesi Emre’ye büyülü gibi geldi, tenine dokunduğunda ürperdi. Kalbi hızla çarpmaya başladı, sebepsiz yere heyecanlandı.

“Korkma. Kenarı bırakmazsan asla öğrenemezsin. Bana tutun,” diyerek elini uzattı.

“Korkuyorum,” dedi kız titreyerek.

“Maalesef buz kaygan, düşmek kaçınılmaz. Ama seni tutacağım. Hadi, cesaret et,” diye ısrar etti Emre.

Kız bir eliyle ona tutundu, diğeriyle hâlâ kenarı kavrıyordu.

“İşte böyle. Güzel,” diye cesaret verdi Emre. “Şimdi bir ayağınla it ve diğeriyle kay. Ayağını parmak uçlarına koyma, yoksa düşersin! Aferin. Bacaklarını birleştir. Şimdi öteki ayağınla it…”

Kız dediklerini yaparak dikkatli adımlar attı. Sonunda kenarı bıraktı. Buna kaymak denemezdi belki, ama Emre onu bol bol övdü.

“Aferin! Bacaklarını hafifçe gevşet, dizlerini biraz kır. Şimdi aynı hareketi yap ama adım atma, kay.”

Kızın gözleri sevinçle parlıyordu. Mutlu bir kahkaha attı. O neşeli sesi duyunca Emre’nin kalbi yerinden fırladı, teni yine ürperdi.

Kız cesaretle kaymaya başladı, ancak pateninin ucuna takılıp düşecekken Emre yine yetişti.

“Önemli değil, her şey yolunda. Çok hızlı olma…”

Yavaşça pistin kenarından ilerlediler.

“Artık yapamayacağım! Çok yoruldum. Bacaklarım taş gibi ve titriyor,” diye yalvardı kız.

“İlk deneme için yeterli. Yarın kasların ağrır. Bir dahaki sefere daha kolay olacak. Sen harikasın. Hadi, soyunlaEmre, gülümseyerek elini uzattı ve “Hayat boyu yanında olmak isterim,” dedi.

Rate article
Lifequest
Gel, Sohbet Edelim, Oğlum