Yeter yakınmak, harekete geç!

Bugün komşumuz Ayşe Teyze kapımı çaldığında, yine ağlıyordum. “Nurcan, yeter artık!” dedi keskin sesiyle. “Duvarı aşan ağlamalarını duyuyorum. Yine ne oldu?”

Yüzümü sabahlığın koluna silerek kapıyı açtım. Ayşe Teyze elinde poğaça dolu bir poşetle duruyordu. “Yine işte… Müdürüm…” diye başladım ama o çoktan içeri girmişti.

“Otur şimdi!” diye emretti. Yılların verdiği o kararlılıkla çaydanlığı ocağa koydu. “Kırk yaşına gelmişsin, hâlâ bir öğrenci gibi davranıyorsun. Anlat bakalım, ama gözyaşsız!”

“Şirkette tasarruf yapıyorlar, ben de en az tecrübeli muhasebeciyim…” dedim çaresizce.

“Peki sen ne yapıyorsun? İşten çıkarılmayı mı bekliyorsun?” diye çıkıştı. “Hiç mi mücadele etmeyeceksin?”

Biliyordum ki Ayşe Teyze haklıydı. Eşini genç yaşta kaybetmiş, tek başına üç çocuk büyütmüştü. “Korktuğum için” dedim sessizce.

“Korkacak ne var?” dedi gözlerini kısarak. “Ben kocamı kaybettiğimde korkmadım mı? Ama oturup ağlamak yerine çalıştım. Bak, evlat, hayatta tek bir kural vardır: Şikâyet etmeyi bırak, harekete geç!”

O gece uzun uzun düşündüm. Ertesi sabah müdürümün odasına çıktım. “Bana evden çalışma fırsatı verir misiniz?” dedim. “Maaşımı azaltabilirsiniz, ama ben aynı işi yapacağım.”

Şaşırdı, ama kabul etti.

Bir ay sonra üç farklı şirketin muhasebesini tutuyordum. Ayşe Teyze her gün kapımı çalıp “Bugün ne yaptın?” diye soruyordu.

Bugün anladım ki hayat, oturup ağladığımızda değil, ayağa kalkıp mücadele ettiğimizde değişiyor. Korku, eyleme dönüştüğünde güce dönüşüyor. Artık biliyorum: Fırsatlar, harekete geçenlerin yolunu aydınlatır.

Rate article
Lifequest
Yeter yakınmak, harekete geç!