– Anne, sen tamamen delirmişsin! – Ali’nin sesi öfkeyle titriyordu. – Nasıl o kadına inanabildin?
– Leyla hakkında böyle konuşma! – diye kesip attı Fatma Hanım. – O benim için bir kız gibiydi!
– Kız gibi mi? – Ali sinirli bir kahkaha attı. – Anne, seni soydu! Bütün birikimini aldı gitti!
– Hiçbir şey çalmadı! Ben verdim o parayı! – Fatma Hanım masaya yumruğunu vurdu. – Paramı nasıl harcadığım sana mı kaldı!
– Benim param o anne! Büyükanneden kalan miras! Senin emekli maaşın ve benim desteğim! O ise hepsini alıp kayboldu!
Fatma Hanım pencereye döndü. Dışarıda yağmur yağıyordu, damlalar camdan aşağı gözyaşı gibi süzülüyordu. Ama ağlamıyordu. Gözyaşları dün kurumuştu, Leyla’nın onu kandırdığını anladığında.
– Kaybolmadı, – diye fısıldadı. – Kız kardeşinin yanına, Antalya’ya gitti. Bir ay sonra döneceğini söyledi.
– Anne, uyan artık! Hangi kız kardeşi? Onun kimsesi olmadığını biliyorsun! Yetim büyüdü o!
– Belki bir kardeşi çıktı. Belki buldu…
Ali annesine yaklaştı ve omzundan tuttu.
– Anne, bana bak. Leyla Demir bir dolandırıcı. Seninle sırf para koparmak için arkadaş oldu. Senin gibi onlarca insanı kandırdı.
– Bunu nereden biliyorsun?
– Özel bir dedektif tutum. İşte, bak.
Ali çantasından bir dosya çıkardı, içinde belgeler ve fotoğraflar vardı.
– Leyla Demir, otuz sekiz yaşında. Dolandırıcılıktan sabıkalı. Yaşlı ve yalnız kadınları hedef alıyor. İşte başka kurbanlarıyla fotoğrafları.
Fatma Hanım titreyen eliyle dosyayı aldı. Fotoğraflarda Leyla’yı, kendisi gibi yaşlı kadınlarla kucak kucağa gülüşürken gördü. Hepsi mutlu görFatma Hanım telefonu kapattı, derin bir nefes aldı ve artık kendi yolunda yürümeye karar verdi.




