“Kimseye Söylemedim”
– Leyla Hanım, bu nasıl bir ihmalkârlık? – komşusu Ayşe Hanım, apartmanın dar koridorunda ellerini sallayarak bağırıyordu. – Siz bir annesiniz! Kızınızın bu haline nasıl kayıtsız kalırsınız?
– Susun şunları! – diye hışırdadı Leyla Hanım, etrafa bakınarak. – Bütün evi ayaklandıracaksınız!
– Umurumda değil! Herkes bilsin nasıl bir anne olduğunuzu! Meral üç aydır odasından çıkmıyor, yemek yemiyor, sizse hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsunuz!
Leyla Hanım dudaklarını sıktı ve odasına girerek kapıyı çarptı. Ayşe Hanım bir süre daha koridorda dikildi, sonra kendi evine giderken burnundan soludu.
Oda havasız ve sessizdi. Meral yatağında duvara dönük yatıyor, uyuyormuş gibi yapıyordu. Annesi pencereye gitti ve camı ardına kadar açtı. Serin sonbahar rüzgârı perdeyi dalgalandırarak içeri doldu.
– Meral, kalk. Yemek vakti geldi, – diye fısıldadı Leyla Hanım.
Kız kıpırdamadı. Anne yatağın kenarına oturdu.
– Uyumadığını biliyorum. Konuşalım mı?
– Ne hakkında? – diye karşılık verdi Meral, boğuk bir sesle arkasını dönerek. – Her şey oldu bile.
– Oldu da bitmedi. Hayat devam ediyor. Bir karar vermelisin.
Meral birden annesine döndü. Yüzü solgun, gözleri gözyaşlarından şişmişti.
– Ne kararı, anne? Ne? O, haftaya başka biriyle evlenecek! O üniversitedeki Aylin’le! Bense aptal gibi bekledim, diplomasını alınca…
– Canım kızım, neden kendine bu kadar eziyet ediyorsun? – Leyla Hanım kızının saçlarını okşadı. – Demek ki kısmet değilmiş. Başka iyi biri çıkar karşına.
– Başkası mı? – Meral yatakta doğruldu ve annesine donuk gözlerle baktı. – Anne, anlamıyorsun. Ben…
Ona baktı ve tekrar duvara döndü.
– Ne oldu, kızım? Söyle, ne oldu?
– Hiç. Sadece çok acıyor.
Leyla Hanım iç çekti ve ayağa kalktı.
– Tamam, dinlen sen. Ama akşam yemeğini yiyeceksin. Çok zayıfladın.
Anne mutfağa yemek yapmaya gitti. Meral tavana bakarak yatmaya devam etti. Karnında bir ağrı vardı. İnce geceliğinin altından karnını okşadı.
– Şimdi ne yapacağız? – diye mırıldandı.
Mutfaktan tencere sesleri geliyor, soğan kokusu etrafa yayılıyordu. Meral’in midesi bulanıyordu, son haftalardaki gibi.
Akşam, annesinin kız kardeşi Fatma Teyze geldi. Hastanede hemşireydi ve ailenin tek sağlıkçısıydı.
– Nasıl bizim hasta? – diye sordu Fatma Teyze, hırkasını çıkarırken.
– Yatıyor hâlâ, bir şey yemiyor. Beni deli edecek, – diye sızlandı Leyla Hanım.
– Doktora götürdün mü?
– Nasıl götüreyim? Kalkmak bile istemiyor.
Fatma Teyze Meral’in odasına girdi.
– Merhaba yeğenim. Nasılsın?
– İyiyim, – diye homurdandı Meral, dönmeden.
– Hadi, dön bana bakayım, – diye sertçe emretti Fatma Teyze. – Bir şeylere bakacağım.
Meral isteksizce döndü. Fatma Teyze yüzünü inceledi, sonra bileğinden nabzını kontrol etti.
– En son ne zaman düzgün yemek yedin?
– Hatırlamıyorum.
– Âdetin ne zamandı?
Meral irkildi ve hızla teyzesine baktı.
– Bilmiyorum.
– Nasıl bilmezsin? Düşün.
– Sanırım… iki ay önce.
Fatma Teyze kaşlarını çattı.
– Meral, kalk. Banyoya gidiyoruz.
– Neden?
– Bir şey kontrol edeceğim.
Meral yataktan ağır ağır kalktı. Ayakları pamuk gibiydi, gözleri karardı.
– Off, – diyerek duvara tutundu.
– Ne oldu?
– Başım dönüyor.
Fatma Teyze ona banyoya kadar eşlik etti ve kapıyı kapattı.
– Soyun, – diye kısa keserek söyledi.
– Fatma Teyze, neden?
– Sebebi var. Söyleneni yap.
Meral yüzünü kapatarak soyundu. Fatma Teyze karnını ve göğsünü muayene etti.
– Tamam, giyin.
Odaya döndüler. Fatma Teyze sandalyeye oturdu ve yeğenine uzun uzun baktı.
– Meral, doğruyu söyle. O çocukla bir şeyler yaşadın mı?
Meral’in yüzü kızardı.
– Ne demek istiyorsunuz?
– Beni anlıyorsun. Yakın oldunuz mu?
Meral başını öne eğdi ve sessizce onayladı.
– Olduk.
– Korundunuz mu?
– O, her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu…
– Anladım. Meral, sen hamilesin.
Sözler havada asılı kaldı. Meral hareket etmeden oturdu, duyduklarını anlamaya çalışıyordu.
– Ne? – diye tekrarladı sonunda.
– Hamilesin. En az üç aylık.
Meral yüzünü kapattı ve ağlamaya başladı. Fatma Teyze yanına oturdu ve onu kucakladı.
– Aman kızım, ağlama öyle.
– Şimdi ne yapacağım? – diye hıçkırdı Meral. – O başkasıyla evlenecek! Ben… ben…
– Önce kesinleştirelim. Yarın doktora gidelim. Sonra düşünürüz.
– Annem öğrenir mi?
– Şimdilik kimseye söyleme. Önce emin olalım.
Fatma Teyze gitti, Meral ise yatağında sabaha kadar oturdu, ne yapacağını bilemedi. Aklında Engin’le geçirdikleri anlar, evleneceklerine dair sözler uçuşuyordu.
Ertesi gün hastaneye gittiler. Doktor Fatma Teyze’nin dediklerini doğruladı. Hamileydi, on dört haftalık.
– Ne yapacağız? – diye sordu Fatma Teyze çıkışta.
– Bilmiyorum, – dedi Meral şaşkVe yıllar sonra, bir park bankında otururken gözlerinin önünde Engin’e benzeyen bir delikanlı geçtiğinde, belki de kalbinde taşıdığı o derin sır, bir kez daha sessizce sızladı.




