Yabancı Oğul

“– Ne saçmalıyorsun anne?!” diye bağırdı Ayşe, sandalyenin arkalığına tutunarak. “Nasıl yabancıyım? Senin öz kızın ben!”

“– Bana bağırma!” dedi Nevin Hanım, gazetesinden bile başını kaldırmadan elini salladı. “Ne dediysem onu dedim. Sen kim oluyorsun da bana akıl veriyorsun?”

“– Anne, ne yapıyorsun?” diye içeri daldı Murat, Ayşe’nin kocası. “Komşular duvarı yumrukluyor!”

“– Vursunlar,” diye homurdandı yaşlı kadın. “Kendi evimde istediğimi söylerim.”

Ayşe, dizlerinin bağı çözülmüş gibi koltuğa çöktü. Her şey basit bir şeyle başlamıştı – annesine çorbayı atmasın diye söylemiş, ertesi gün ısıtmak istemişti. Ama duyduğu şey, hâlâ inanamadığı bir şeydi.

“– Anne, tansiyonun mu çıktı?” diye ürkekçe sordu Ayşe. “İlaçlarını aldın mı?”

“– Tansiyonun nesi?” diye gazetesini bıraktı Nevin Hanım ve soğuk gözlerle kızına baktı. “Açıkça söyledim – bana yabancısın. Hep öyleydin zaten.”

Murat, karısıyla göz göze geldi. Kayınvalidesiyle otuz yıllık tanışıklığında onu her ruh halinde görmüştü, ama böyle bir patlama ilk defa oluyordu.

“– Nevin Hanım, doktor çağıralım mı?” diye önerdi. “Bugün kendinizde değilsiniz.”

“– Aklım başımda!” diye köpürdü yaşlı kadın. “Yeter artık rol yapmaktan! Mutlu aile oyunu oynamaktan bıktım!”

Ayşe, nefesinin kesildiğini hissetti. Boğazında bir düğüm, kafasında tek bir düşünce – acaba annesi gerçekten böyle mi düşünüyordu? Bütün hayatı boyunca onu sevmediğini mi saklamıştı?

“– Anne, ne diyorsun sen?” diye sesi titredi. “Hep yanında oldum. Hastayken seninle ilgilendim. Para yardımı yaptım, alışverişlerini aldım…”

“– İşte o yüzden!” diye ayağa fırladı Nevin Hanım, gazetesi yere düştü. “Acıdığın için yaptın! Kendini bana borçlu sandın! Böyle bir ilgiyi ne yapayım?”

“– Acıdığım için mi?” diye Ayşe kulaklarına inanamadı. “Anne, sen neler söylüyorsun? Seni seviyorum!”

“– Yalan söyleme!” diye pencereye yöneldi yaşlı kadın, avluya dalıp gitti gözleri. “Kimse beni sevmiyor. Sen de sevmiyorsun.”

Murat, karısının elini sessizce tuttu. Ayşe’nin yüzü bembeyazdı, titriyordu.

“– Mutfağa gidelim,” diye fısıldadı. “Sakinleşsin biraz.”

“– Hayır,” dedi Ayşe ayağa kalkarak. “Anne, bana açıkla, ne oluyor? Neden böyle konuşuyorsun?”

Nevin Hanım yavaşça döndü. Yüzünde garip bir sırıtma vardı.

“– Neyi açıklayayım? Beni nasıl andığını bilmiyor muyum sanıyorsun? Yaşlı, hasta, herkese yük olduğumu?”

“– Ben hiç öyle şeyler söylemedim!”

“– Hadi canım!” diye elini savurdu. “Kocanla mutfakta fısıldaşmanızı duydum. Duymadığımı mı sandınız? Kulağım keskindir benim!”

Murat kaşlarını çattı. Kayınvalidesini bu kadar üzecek ne konuşmuş olabilirlerdi?

“– Ne konuşmuştuk?” diye sordu.

“– Hatırlamıyor musun?” diye gözlerini kıstı Nevin Hanım. “Beni huzurevine koymamız gerektiğini. Size engel olduğumu.”

Ayşe’nin ağzı açık kaldı. Bir ay önce Murat’la bu konuyu konuşmuşlardı evet. Ama annesinden kurtulmak için değil, onun için endişelendiklerinden. Nevin Hanım sık sık ocağı açık unutuyor, on yıllık komşusunu bile tanıyamıyordu bazen.

“– Anne, seni bir yere koymak istemedik,” diye açıklamaya çalıştı Ayşe. “Sadece endişelendik…”

“– Laf kalabalığına gerek yok!” diye kesip attı yaşlı kadın. “Anladım ben her şeyi! Sizden, yapmacık ilginizden yoruldum!”

“– Nevin Hanım, biliyorsunuz ki sizi seviyoruz,” diye araya girdi Murat. “Ayşe hastayken başınızdan ayrılmadı. Geceleri uyumadı.”

“– Görev icabı!” diye kesti. “Mecbur olduğu için! Ama gerçek sevgiyi bir kere bile göremedim ondan!”

Ayşe gözlerine dolan yaşları hissetti. Nasıl böyle konuşabilirdi? Hep iyi bir evlat olmaya çalışmıştı. Zor zamanlarda, kendi çocukları ilgi beklerken bile annesine vakit ayırmıştı.

“– Anne, neden böyle yapıyorsun?” diye sesi kısıldı. “Sana ne kötülük yaptım?”

“– Ne iyilik yaptın ki?” diye koltuğa çöktü yaşlı kadın. “Kendi hayatını yaşıyorsun, gerektiğinde geliyorsun, göstermelik hal hatır soruyorsun. Bu kadar yeter mi sanıyorsun?”

“– Ama her gün arıyorum! İlaçlarını alıyorum, doktor çağırıyorum!”

“– Şeklen yapıyorsun hepsini!” diye başını salladı Nevin Hanım. “Peki ya kalbin nerede? En son ne zaman sadece sohbet etmeye, çay içmeye geldin?”

Ayşe düşündü. Son zamanlarda buluşmaları hep işler üzerineydi. İlaç, doktor, ev tamiri…

“– Anne, benim kendi ailem var, işim…”

“– İşte!” diye atıldı yaşlı kadın. “Senin her şeyin var, peki benim kimim var? Hiç kimse! Dört duvar arasında tek başıma bekliyorum, kızım lütfedip uğrar diye!”

“– O zaman bizimle gel! Kaç kez teklif ettik!”

“– Niye geleyim? Yük mü olayım? Torunlarım yan gözle mi baksın, damat iç çeke çeke mi dursun?”

Murat itiraz etmek istedi ama Nevin Hanım sözünü kesmişti bile.

“– Görmüyor musNevin Hanım hafifçe gülümsedi, torunlarının gürültülü kahkahaları mutfağa kadar ulaşırken, “Bu evdeki en güzel ses bu,” diye fısıldadı ve yıllardır içinde taşıdığı yüklerin bir bir döküldüğünü hissetti.

Rate article
Lifequest
Yabancı Oğul