Kendin Hazırla, Temizle ve Para Kazan! Ben Senin Hizmetçin Değilim!

— Sosis mi yoksa omlet mi istersin? — diye sordu Ayşe. Ahmet masada oturmuş, telefonunda haberleri okuyordu.

— Sosis. Ama senin o deneme tariflerin olmasın, — diye homurdandı.

Ayşe iç çekti. Kucağında küçük Elif huzursuzca kıpırdanıyordu, yemek yapmak hiç kolay değildi.
— Elif’i biraz tutar mısın? — diye nazikçe sordu.

— Şimdi, şu haberi bitireyim, — diyerek eliyle işaret etti Ahmet.

Elif ağlamaya başladı. Ayşe bir yandan onu sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da sosislere bakıyordu. Biri yanmıştı.

— Yine mi yaktın? — diyerek buruşturdu yüzünü Ahmet. — Biraz daha dikkat etsen?

— Yardım etsen belki? — diyerek sertçe döndü Ayşe.

— İşte yine başladın… Ben bu aileyi geçindirmek için çalışıyorum, unutma.

— Ya ben? Ben de çalışıyorum, hem de günde yirmi dört saat. Tatil yok, izin yok.

Ayşe sessizce önüne tabağı koydu. Eskiden gerçek bir aileydiler, her şeyi beraber yaparlardı. Şimdi ise sanki her yükü tek başına taşıyordu.

Günler tekdüze geçiyordu. Bir akşam, Ayşe artık dayanamadı:

— Ahmet, konuşmamız lazım. Hep işin, telefonun, oyunların peşindesin. Ya ben? Ya Elif?

— Ayşe, yine mi aynı şeyleri sayıklıyorsun? Ben sizin için her şeyi yapıyorum.

— Ama bu yetmiyor! Aile sadece para demek değil. İlgi, şefkat, yardım da lazım.

— Ev işleri senin görevin, — diyerek omuz silkti Ahmet.

— Bu ailede senin de yer almanı istiyorum. Her şeyi tek başıma yapmaktan yoruldum.

— Ben de işten yoruluyorum, Ayşe. Biraz kendime zaman ayırmaya hakkım yok mu?

— Ya benim hakkım? — Boğazına bir düğüm oturmuştu. Tam o sırada Elif’in ağlama sesi duyuldu. Ahmet yerinden bile kıpırdamadı.

Doğum izninin bitmesiyle Ayşe yeni bir işe başladı. Artık her sabah beşte uyanıyordu. Ahmet ise ev işlerine hiç dahil olmuyordu. Bir akşam işten geç çıkan Ayşe, eve vardığında saat neredeyse dokuz olmuştu. Salon loştu, mutfakta bulaşıklar üst üste yığılmıştı. Ahmet kanepede yatıyordu.

— Akşam yemeği hazırlar mısın? — diye sordu selam bile vermeden.

— Cidden mi? İşten geç geldim, sen bulaşıkları bile yıkamamışsın!

— Yoruldum.

— Elif nerde?

— Uyudu. Ona pizza söyledim.

Ayşe sessizce mutfağa yürüdü. Elleri titriyordu. Bir gün banka hesabını kontrol ederken Ahmet’in habersizce biriktirdiği otuz bin lirayı yeni bir bilgisayar için harcadığını fark etti.

— Senin paran mı var ki? — şaşırdı Ahmet. — Ailede bütçe ortak değil mi?

— Ortak mı? Peki ev işlerine yardım et dediğimde neden hep senin katkın aklına geliyor?

Son damla, kızlarının doğum günü oldu. Ayşe bir hafta boyunca hazırlık yapmıştı. Ahmet erken gelip yardım edeceğine söz vermişti.

“Üzgünüm, işim uzadı. Halledersin herhalde,” diye yazdı kutlama başlamadan bir saat önce.

Ayşe mesaja baktı. İçinde bir şey kırılmıştı. Akşam Elif’i uyuturken kararını verdi.

O gece Ahmet her zamankinden geç geldi.

— Ayşe, yarın için gömleğimi ütüle. Bir de akşam yemeği neden yok?

Ayşe yavaşça döndü:

— Kendi yemeğini kendin pişir, kendi paranı kendin kazan! Ben senin hizmetçin değilim.

Yatak odasına gitti, önceden hazırladığı çantayı aldı. Dönüp çıkarken Ahmet kapıda belirdi:
— Nereye gidiyorsun?

— Hayır, nereye mi? Aslında tam tersine… kendime geliyorum. Artık böyle devam edemem.

— Ne var yani? Herkes böyle yaşıyor.

— Herkes mi? İkili yalnızlık mı? Sen çoktan yanımda değilsin Ahmet. Kendi başınasın, ben de… sadece bir hizmetçiyim.

Elif’in odasına gitti, uykulu kızını kucağına aldı.

— Dur! — Ahmet yolunu kesti. — Ailemiz var, çocuğumuz…

— Aile mi? Çoktan o değiliz.

— Yeter. Kararımı verdim.

Küçük bir kiralık oda onları sessizlikle karşıladı. Telefon Ahmet’in aramalarıyla çınlıyordu. Bazen tehdit ediyor, bazen yalvarıyordu.

— Her şeyi düzelteceğim, — diyordu.

— Hayır Ahmet. Düzeltemezsin. Çünkü neyi düzeltmen gerektiğini bile anlamıyorsun.

Günler haftaları kovaladı. Ayşe yeni yerine alışmaya başladı. Uzun zamandır ilk defa sabahları gülümsüyor, sürekli bir yorgunluk hissetmiyordu.

Ahmet aramaya devam etti, ama gittikçe seyrekleşti. Bir gün iş yerine çiçeklerle geldi.

— Tekrar deneyelim. Artık her şeyi anladım.

— Çok geç, Ahmet, — diyerek başını iki yana salladı Ayşe. — Sözlerine artık inanmıyorum.

Zaman geçtikçe ne kadar çok zamanı ve enerjisi olduğunu fark etti. Kurslara yazıldı, arkadaşlarıyla daha sık görüşmeye başladı. En önemlisi, kendini dinlemeyi öğrendi. Artık o küçük kiralık evde uyurken yalnız değildi. Sonunda kendisi olmuştu. Ve bu özgürlük, tüm korkulara ve şüphelere değerdi.

Rate article
Lifequest
Kendin Hazırla, Temizle ve Para Kazan! Ben Senin Hizmetçin Değilim!