Altı ay önce kayınvalidem bize taşındı. Kendi evi var, kendi işini kendisi görebilecek durumda, ama oğluna yardıma ihtiyacı olduğuna inandırdı. “Korkuyorum, yalnızım,” diyerek onu bize aceleyle yerleştirdi, bizim iki odalı apartman dairesine.
Ayşe Hanım—zor bir karaktere sahip bir kadın. Her zaman ilgi odağı olmaya çalışır, ne pahasına olursa olsun. Kocası hayattayken bize karışmazdı. Şükrettim, çünkü evliliğimiz boyunca onunla bir türlü anlaşamadık.
“Ah, yavrum, kocan gelmeden önce kendine çeki düzen vermelisin. Ben bu yaşımda bile böyle ihmal etmem kendimi.” Ya da, “Et yemeğini böyle pişirilmez, senin annen öğretmediyse bir kursa gitmelisin.”
Bu tarz laflar hep bana gelirdi. Ona göre, her şeyi kusursuz yapardı, benimse ellerim bir karış havada. Eskiden sadece bayramlarda görüşürdük, sessiz kalır, katlanırdım. Ama şimdi her gün bu lafları duymak dayanılmaz hale geldi.
Kayınpeder geçen yıl vefat etti. Uzun yıllar kanserle mücadele ettiği için bunun geleceğini biliyorduk. Kocasının ölümünden sonra kayınvalidemin hali içler acısıydı. Yemek yemiyor, su içmiyor—bir hayalet gibi dolaşıyordu. İlk ay tek başına bırakmadık bile.
Ama bir süre sonra kendine geldi, eski haline döndü. Yine bana laf atmaya, her şeyi eleştirmeye başladı. Bunun iyileştiğinin işareti olduğunu düşündüm. Ama sevinmem erkenmiş—çünkü hemen oğluna, tek başına yaşayamadığını fısıldamaya başladı.
“Kendimi yalnız ve kimsesiz hissediyorum. Evde kalmaktan korkuyorum, kalp çarpıntılarım da arttı. Belki birlikte yaşayabiliriz?” diye ağlayıp sızladı.
Kocam bu fikre pek sıcak bakmadı, ama dayanamadı. Sürekli aramalar, “Beni bırakıyorsunuz,” çığlıkları onu pes ettirdi. Ben ise son ana kadar direndim. Kayınvalidemle yaşamak istemiyordum. Hatta bize değil, onun evine taşınmayı önerdi—”Çünkü orası daha büyük.” Evet, ama orada ben asla evin hanımı olamam. Üstelik bizim apartmanımız şehrin tam merkezinde—işe, parka, her yere yakın.
Onun numaralarına kanmamam gerektiğini biliyordum, çünkü kendi toprağında beni yer bitirirdi. Kocam beni anlamaya çalıştı, ama anne anneydi. “Bu geçici,” diye söz verdi. “Annemi kontrol altında tutacağım, sana karışmasına izin vermeyeceğim,” dedi.
Altı aydır birlikte yaşıyoruz. Kocamla aramız o kadar bozuldu ki, boşanma noktasına geldik. Sinirli, gergin bir insana dönüştüm, çünkü kayınvalidemin etrafında hizmetçi gibi koşturuyorum.
Çay yap, parka götür, diziyi aç… Bir de üstüne “Kimse beni dinlemiyor!” nutuklarını dinle. Bir şeyi yanlış yapsan, hemen kalp krizi geçiriyormuş gibi yapıp ambulans çağırıyor.
Kocamla tatile gitmek istedik, kayınvalide ağlama krizine girdi—”Beni yine yalnız bırakıyorsunuz! Ben de gelmeliyim!” dedi. Ama ben böyle bir tatil istemem. Kocam omuz silkiyor, ama ben artık sabrımın tükendiğini görüyorum. Annesi ona daha değerliyse, boşanırız.




