Duvardan Öte – Sessizlik Değil
“Şu lanet televizyonun sesini kıs artık!” diye bağırdı Ayşe Hanım, duvara yumruğunu vurarak. “Gece oldu, insanlar uyuyor!”
Karşılığında müzik daha da gürültülü bir şekilde patladı. Sanki komşu daire, dünyanın tüm orkestralarının aynı anda çaldığı bir konser salonuna dönüşmüştü.
“Anne, sinirlenme,” diye yorgun bir sesle mırıldandı Derya, mutfaktan elinde çay bardağıyla çıkıp baktı. “Yarın onlarla insan gibi konuşursun.”
“İnsan gibi mi?” Ayşe Hanım kızına döndü, gözleri öfkeden parlıyordu. “Bir aydır onlarla ‘insan gibi’ konuşuyorum! Sanki sağırlar! Ya da duymazdan geliyorlar!”
Duvardan bir gürültü daha duyuldu, erkek sesleri, kahkahalar, ayak sesleri… Ayşe Hanım elini kalbine götürdü.
“Allahım, bu da ne böyle! Eskiden burada Fatma Hanım otururdu, Allah rahmet eylesin, sessizlik, huzur vardı. Şimdi…”
Derya bardağı pencere kenarına koydu, annesine yaklaştı.
“Anne, neden bu kadar üzülüyorsun? Genç insanlar, eğlenmek istiyorlar. Hatırla, biz de çocukken Mehmet’le evin içinde koştururduk.”
“O gündüzdü! Ve biz çocuktuk! Ama bunlar…” Ayşe Hanım elini duvara doğru savurdu. “Yetişkin adamlar, ama davranışları çocuklardan beter.”
Müzik aniden kesildi. Çıkan sessizlikte mutfaktaki eski saatin tik takları ve duvarın ardından gelen hafif fısıltılar duyuluyordu.
“Gördün mü,” diye rahat bir nefes aldı Derya. “Belki de abarttıklarını anladılar.”
Ama sevindiğine bin pişman oldu. Birkaç dakika sonra uzun, hüzünlü bir uluma duyuldu. İnsana değil, bir hayvana aitti.
“Bu da ne?” Derya’nın yüzü bembeyaz oldu.
“Köpek,” diye karamsar bir ifadeyle belirtti Ayşe Hanım. “Şimdi bir de köpekleri oldu. Sesinden anlaşılan kocaman bir şey.”
Köpek öyle uluyordu ki, sanki ruhu acıyla parçalanıyordu. Ulumanın yerini iniltiler aldı, sonra tekrar dayanılmaz bir şekilde yükseldi.
“Anne, belki köpeğin bir sıkıntısı vardır? Yardıma ihtiyacı olabilir mi?”
“Ne yardımı? Onlar kimseyi umursamıyor!” Ayşe Hanım tekrar duvara vurmaya başladı. “Sessiz olun orda! Duyuyor musunuz? Köpeği susturun!”
Karşılığında erkek sesleri duyuldu, ancak kelimeler seçilemiyordu. Köpek bir dakika sustu, ardından daha şiddetli ulumaya başladı.
Ayşe Hanım koltuğa çöktü, ellerini dizlerine koydu.
“Derya, dayanamıyorum artık. Gücüm kalmadı. Her gece aynı şey. Ya müzik, ya televizyon, ya şu lanet köpek. Haftalardır uyuyamıyorum.”
Kızı yanına geldi, koltuğun kenarına ilişti.
“Polisi çağırdın mı hiç?”
“Çağırdım. Geldi. Onlarla konuştu. Bir gün sessiz kaldılar, sonra yine başladı. Polis diyor ki, kanıt yok. Gürültüyü nasıl kanıtlarsın? Ne zaman gelse susuyorlar, gidince yine…”
Duvardan bir gürültü daha geldi. Bu sefer sanki birileri mobilya çekiyordu. Ağır, hantal bir şey. Gıcırtı, patırtı, sonra yeniden gıcırtı…
“Gece yarısı mobilya mı taşınır?” diye mırıldandı Ayşe Hanım. “Normal insanlar böyle yapmaz.”
“Anne, belki gerçekten bir şey olmuştur? Belki kötü niyetle gürültü yapmıyorlardır?”
“Derya, sen onları savunuyor musun şimdi?”
“Hayır, sadece… Hatırlıyor musun, nineAyşe Hanım bir gün pencereden baktığında, eski apartmanın bahçesinde iki gölgenin el ele yürüdüğünü gördü ve içini derin bir huzur kapladı.




