Arkadaşlarımın anneleri genç ve güzel, benimki ise tam tersine… İçimi acıtıyor…

Arkadaşlarının anneleri genç ve güzel, benimkiyse neredeyse bir nine… İçim acıyordu.

“Elif, Elif! Arkanda büyükanne bekliyor!” diye seslendi bir arkadaşı. Elif koridora baktı, kaşlarını çattı—duvarın dibinde annesi duruyordu.

“Anne, ne diye gelip beni alıyorsun ki… Kendim gelebilirim. Çocuk değilim artık,” diye homurdandı Elif, öfkeli gözlerle annesine bakarak.

“Kızım, hava karardı. Genç kızlar gece tek başına dolaşmamalı, tehlikeli,” diye savundu annesi.

“Anne, ne gecesi! Akşamın yedisi. Ev de zaten köşede… Büyüdüm artık, neredeyse on üç yaşındayım,” diyerek çantasını kaptı, müzik okulundan fırladı.

…Elif, ailesinin tüm umutlarını yitirdiği bir dönemde dünyaya gelmişti. Hamile olduğunu öğrendikleri an, Neriman’ı evden çıkarken yakalamıştı.

“Hüseyin… Kendimi iyi hissetmiyorum… Mide bulantısı, bir halsizlik… Belki bozuk bir şey yedim. Biraz uzanayım. Sen git, ben sonra gelirim…” Ama o tabii ki onsuz gitmedi.

İki gün yatakta kaldı, midesini yıkamak, aç kalmak, bitki çayları gibi ev yöntemleriyle kendini iyileştirmeye çalıştı… Ama üçüncü gün, Hüseyin direnişini kırarak doktor çağırdı.

Doktor, Neriman’ı dikkatle dinledi, sırtına vurdu, boğazına baktı. Ateşini ölçtü ve ona alakasız gelen tuhaf sorular sordu. Üstelik şüpheli, hatta hafif alaycı bakıyordu. Sinirlenip saygısızlık yaptığını söylemek istedi ama gücü yetmedi…

Ertesi sabah doktorun tavsiyesiyle kadın doğum uzmanına gittiler.

Hüseyin koridorda sinirle volta atıyordu. Neriman çıktığında, yüzündeki ifade onu korkuttu. Dudakları titreyerek aptalca gülümsüyor, sonra bir anda ağlamaya başlamıştı, eline bir kâğıt tutuşturdu. Korkuyla kâğıdı aldı, gözlerine inanamadı…

“Hüseyin… Hüseyin’im… Bizim bir bebDedim ya, bazen hayat en umutsuz anlarda en güzel sürprizleri yapar…

Rate article
Lifequest
Arkadaşlarımın anneleri genç ve güzel, benimki ise tam tersine… İçimi acıtıyor…