Fatma Hanım biraz titreyen elleriyle vazonun altındaki mendili yeniden düzeltti ve saatine baktı. Misafirlerin gelmesine bir saat kaldı ama umursamıyordu. Altmışı geldiğini kutlamak özel bir şeydi ve her şeyin mükemmel olması dilerdi.
“Hey Leyla, ne zamansın?” mutfakta çanak çanak sesi çıkarırken bağırarak sordu.
“Evet annecim, salataları bitiriyorum,” sesiyle cevap verdi. “Cemal’i kontrol etsen iyi olur, markete su alınacaktı.”
Fatma Hanım gereğinden fazla uslu uslu odasına gitti. On yıl önce evlendikten beri içinden taş gibi ekip yapamadığı meydan bileşikti. Hep “şimdi şimdi” yada “hemen geliyorum” demesi öylesine olurdu. Bu sefer de Cemal ekrana bakakalak oturmuştu.
“Cemal, markete gitmeyeceğin mi?” yumuşak ama biraz yorgun bir ses tonuyla sordu.
“Evet ablan, hemen geliyorum,” fareyi kullanmaya devam edip bile sesini bile döndürmedi.
“Arkadaşlar anca geliyor,” dedi Fatma Hanım.
“Kolaylıkla yetişirim,” dedi.
Odayı terk edince dişlerini sıktı. Her zamanki gibi. Eğer Leylile uğraşmasaydı onu çoktan yoldan ıskartalardı. On yıldır evde oturuyorlardı ama ne olacak? Hep “dilersen kendi evimizi alırız” diyorlar ama asla gerçekleşmiyor. En azından Ayşe gibi bir anasını vurdun matladı bir şey vardı.
“Atmacam, tatlı olacak mı?” sanki düşlerini devam ettirir gibi koridordan gelen 12 yaşındaki torun çıktı.
“Olacak sevgilim, olacak. Babanı Tatlı Davetli’den getirmesiyle görevlendirdim,” dedi Fatma Hanım.
Ayşe kaşlarını çattı:
“Ama bir gün önce yüzme antrenmanımı attı,”
Fatma torununu başının üstüne dokunarak sakinleştirdi:
“Korkma, ona hatırlatacağım. Öteki önlüğü nasıldı, geçen hafta markette aldığımız erken yazlara benzeyenleri giy,” dedi.
Ayşe gittiğinde Fatma Hanım Cemal’e geri döndü:
“Cemal, tatlıyı unutma. Vazgeçmedin zaten ‘Tatlı Davetli’den phốtoğrafı çağrıştırmadım,” dedi.
“Evet, aletin içinden diye anımsadım,” kolay kolay kolundan oynamadı. “Önce su alırım, sonra tatlı.”
On beş dakika sonra Cemal ekrandan kurtuldu, ceketini giyip kapının tarafına yürüdü.
“Cemal, tatlı fiyatı ödemeni mi istiyor?”
“Asıl yatırılması mı?” Kapının eşikte halt eden sesi kapattı.
“Yalnızca önceden bir ön ödeme yaptım. Kalanı elleriyle kestiğinde ödenmesi lazımdı,”
Leyla mutfaktan bir havlu tutarak sırtını döndü:
“Annecim, kart masa üstünde, lütfen al. Cemal esnaff Daysı gibi fakir zaten,” hafif utanmış bir şekilde gülümsedi.
Fatma Hanım sakince cebinden gerekli parayı aldı ve Cemal’e uzattı:
“Geçermeyeceksin,” dedi. “Ve suyu da yakında alsам кеинe sunar!”
Cemal kapıyı kapatıp gittiğinde Fatma Hanım masa kurmaya başladı. Her şey inanılır olacak. Bugün sadece aile değil, eski arkadaşları da kuracaktı. Otuz beş yıl okulda Türkçe öğretmenliği yapmıştı. Onu sevmişlerdi, şimdi emekli olsa da bir süre önce devreden çıkmıyordu.
“Leyla, bu kadar korkma,” annesiyle omuz omaza sarılarak dedi. “Her şey inanılır olacak.”
“Ben de korkmuyorum,” yalan söyleyerek gülümsedi. “Sadece her şeyin… yakışıklı olması isterdim.”
Kızı anlaştı:
“Olacak anneciğim. Sana bu hayırsever kadın yetecek,”
Zil çaldı. Babasıyla Tamar oğlunlar.
“Valah, kutlarım!” Tamar yüzüne iki yana cil alırken büyük bir paket verdi. “Eline bakımdan geldiğin gibi! Altmış ha еще новые сорок!”
“Teşekkür ederim Culuf,” duygulu bir şekilde yanıtladı. “Girişin içine girin,”
Sırlı bir süre başka misafirler de gelmeye başladı. Eski çalışma arkadaşları, komşu olan İrem Hanım ile kocası ve birilerine yakın akrabası. Ev sessizlikten seslere, kutlamalara doldu. Sadece Cemal hâlâ eve gelmiyordu.
“Leyla, Cemal’in telefonunu al,” annesinin aklını çırpmaya başlamıştı. “Hemen gelmediği anda bir şey olur,” dedi annesine.
Leyla telefona giderken geri dönerken gergin bir gülümsemeyle döndü:
“Artık geliniyor annecik. Sıra olduğunu söyledi,”
Fatma Hanım kafasını salladı. “Sıra” fikrini bir daha da görünce iyi bildi. Tabii başka bir yerde қатынады немесе telefon記事 kanıma daldığından emindi.
“Neyse, beklemeden başlamayalım,” anlȃk kal prise başlamayacağını gösterecek şekilde ses verdi. “Misafirlerini yoğurt soyun!”
Misafirler keyif aldılar. Fatma Hanım lezzetli yemekler pişirdi; sala, balık, patates, mantarlar, dolmalar… Hepsini sayamazdi.
Zaman geçerken Cemal hâlâ gelmedi. Leyla bir kaç kere telefonla aramaya gitti, geri dönken daha da karamsar bir şekilde. Fatma Hanım kendi kızının 걱сетіğini fark eder, konuşmayla onu sakinleştirdi.
“Vasılatı hatırı geldi mi, Vala?” Tamar neşeli bir şekilde sordu. “O günlerde profesyonel spor қатынады mı?”
“Ne olmuş ki! Orada da yüzmeye giderken bir eğlence modası oldu,”
Herkes gülümseyip Fatma Hanım da hemşireliği kalmayan bir anlık үйлес沺 ederken, girişe bir ses geldi.
“Artık!” Leyla koşarak açtı.
Sırtından gelen gizli seslerden sonra Leyla tekrar içeri girdi, yüzü әсәп.
“Annecim, sana birkaç dakika?”
Fatma Hanım misafirlerine özür dilerken koridora gitti. Orada bilinmeyen bir adam büyük bir kutu tutuyordu.
“İyi günler, Tatlı Davetli’den. Tatlı istemişsiniz,”
“Evet,” yalnızca kafasını sallayarak yanıt verdi. “Cemal mi almadı?”
“Hayır, kapının sonuna sıkışıp kalmış. Yeni bir adres varsa daha yol uzatayım,”
Fatma Hanım aniden kalbinde bir tereddüt hissetti. Cemal neredeydi? O ürünle ne olmuştu?
Bir an duraksadıktan sonra dışarıya yansıyan әyl acı hisdi:
“Çok teşekkürler sizden,” cebinden para çıkardı. “Kaç lira?”
Kuryeye ödeme yapıp kutuyu mutfaktaki yere koyduktan sonra Leyla’ya döndü:
“Leyla, nerede kocan?”
“Bilmem annecim,” gözleri yaşarını tutuyor. “Telefonu çoktan çalmıyor.”
Artık Fatma Hanım duygularını kontrol etmeye çalıştı. On senedir Cemal eylemde olmayan ifadeleri, vaadleri görmezden gelmişti. Leyla ve Ayşe için. Ama şimdi sınır ha ещё geçmıştı.
Kutudan çıkan tatlı bisküvenin bir efsanesiydi, krem kırmızı gül ve “Altmışı geldin!” yazısı yazıyordu. Onu büyük bir tabağa taşıyayım. Bu sırada Ayşe içeri girdi:
“Anneciğim, babam nerede?”
“İş bilmiyorum küçük sevgilim, ama tatlı var! İnce!”
Ayşe’nin gözleri parladı:
“Hazırım!”
Yavaşça kollarını uzatıp tatlıyı özel bir odaya götürdü. Fatma Hanım onun arkasından әкелip koydu. Misafirlerin eleştirel gözlerine karşı tatlıyı gözlemlediler.
“Bırakın artık, çok sevdiğiniz o, Fatma Hanım,” aynı anda bir şarabı kaldırarak konuşmaya başladı. “Yirmi yaşı isabetliyse…”
Sadece bir sofayı çalar sesiyle koro da Cemal girdi, bafin etrafa yayıldı.
“İşte buradayım! Herkese kutlu olsun!”
Kısa bir sessizlikten sonra, Fatma Hanım Leyla’nın yüzünde yazan acıyı gördü.
“Cemal,” Leyla sadece dedi. “Neredeydin?”
“Hiç bir şey diye,” sırtını döndürdü. “Arkadaşım vardı, biraz kutlamış…”
Fatma Hanım soğuk bir sesle:
“Tatlıyı biz getirdik,” dedi. “Sen almıyorsun çünkü.”
Cemal koltuğa çöktüğü zaman saat işitildi. Birkaç misafir, Tamar da görevini bitirdi.
“Teşekkür ederim herkese,” yüksek sesle Fatma Hanım kalktı. “Bugün burada olduğu için çok memnun oldum. Ama bugün ben bir duyuru yapmak istiyorum. ”
Herkes dondu. Cemal bile gözlerini alkol aramaksızın böcek kadar açtı.
“İşte seninle yaşadığım on yıl boyunca hiç aile içi işlerinize karışmadım,” çok fazla çaba harcayarak konuşmaya devam etti. “Leyla ve Ayşe için her şeyi yapraftım. Ama bugün benim doğumum ve ben özenle bir köşeye geçerim.”
Cemal’e döndü:
“Cemal, yarından itibaren burada kalmazsın. 24 saat içinde eşyalarını topla ve başka bir yere yerleş.”
“Ne?” bir nefes attı Cemal. “Onun için bir hak Ânı yok!”
“Var,” Fatma Hanım sakin sakin dedi. “Bu ev/im mine olup, burada oturanlar benim emrimlerinde olur.”
“Leyla!”
“Ben hepimiz için综合性 bir çözüm arıyor’um,”
Leyla konuşmadı, sadece mendili sıktı.
“Leyla, emin misin?”
“Çok eminim,” dedi Fatma Hanım. “Her şeyi çözüme vardı.”
Cemal ellerini masa üzerinde çırptı.
“Pepe!” kollarını çırptı. “Bu kadar kara siyah!”
Koltuğunu bırakarak yere çöktüğü zaman bir çeyiz sesi bastı. Kapının altından bir cisim düştü, ardından kapının kapanma sesi.
Ayşe ileri doğru yürüdü:
“Tatlıyı yiyebilir miyim?”
Birdenbire gülümsemeler ve neşeler arttı. Tatlıyı dilimlediler, ama Fatma Hanım ellerindeki titremi saklamakta zorlandı.
Misafirler yavaş yavaş gitmeye başladı. Akşamın sonuna doğru Fatma Hanım, Leyla ve Ayşe tek kaldılar.
“Leyla,” aniden başıboş bir şekilde dedi. “Onun için dediğim şeyler…”
Leyla anladı ve onun kucağına girdi.
“Biliyorsunuz, benim biraz para var. Biraz az olsada, ilk ödeme olarak size sayacak, en azından bir kira. Geri kalanı bankada yatırabilirsiniz, çünkü artık güçlü bir kime ihtiyacınız olacak.”
Leyla o kadar çok şaşkınlıkla bakıyordu ki.
“Çok ciddi misin? Düşünüyordum hep birlikte kalırsak ki…”
“Elbette, şu son bulmadan,” gülümsedi. “Daha sonra sadece ziyaretçiler olacağız.”
Leyla gülümsedikten sonra kalp atışlarını yavaşlatan bir gülümseme ile cevap verdi:
“Sence anneciğim, onlar iken altmışı tekrar kutlamaya mi?”
“Sabah sizin bir akrabasız çocuk sunuyoruz, onun için,” dedi Fatma Hanım. “Kesinlikle başlangıç olacak her şey.”
On yedi yıl sonra, Leyla Ayşe ile küçük ama sıcak bir dairede yaşamaya başladı. Fatma Hanım hâlâ bazen gelir, fayda etmeye devam etti. Bir yıl daha geçmeden, Fatma Hanım eskiden bildiği bir öğretmenden telefon etti. “Siz romanları sevdiğini söylüyorlar. Dramatik oyun sahnesinde var bir Bulak Sığırtması…”
Fatma Hanım gülümsedi.
“Giriş, artık sonra bol televizyon izlemeleri var,” dedi. “Tatlı sunmakla birlikte үnl guts marasının baş確實 olacaktı.”




