Bugün mutfakta korkunç bir kavga çıktı. Aylin anneme hakaret ettiğinde dayanamadım. “Annem hakkında böyle konuşamazsın!” diye bağırdım, masaya öyle bir yumruk attım ki bardaklar zıpladı. “O her zaman bizim için emek verir!” Aylin ocak başından döndü, kepçeyi sallayarak: “Emek mi? Senin annen yine habersiz gelip anahtarlarını ald! Ben daha sabahlığımdayım, saçım dağınık! O da bana ev tertibini öğütlüyor!” Sinirden sesi titriyordu. “Eskiden Sevim Teyze’yi severdin ya…” dedim şaşkınlıkla. “Eskiden saf bir aptaldım!” diye karşılık verdi. “Ne muhteşem kaynana buldum diyordum. Meğer her adımımı takip ediyormuş!”
Tam o sırada annem mutfak kapısında belirdi, ellerinde sabah fırından çıkan poğaça torbası. Bu konuşmayı duymuştu, yüzü acıyla buruştu. Beklemeden mi gelmiştim diye düşünürken, “Anne? Ne zamandır oradasın?” diye sordum. “Poğaça… içi peynirli, en sevdikleriniz,” diye mırıldandı. Aylin ocak tarafına döndü, omuzları gergin. Ağır bir sessizlik çöktü. “Anne, buyur otursana,” diyerek sandalye çektim. “Yok, ben… dö
Ve bir akşam üstü parkta otururken, Ebru ile Zeynep Hanım’ın gözleri doldu, birbirlerine sıkıca sarıldılar, yürek dolusu bir sevgiyle; çünkü artık biliyorlardı ki kan bağından öte, fedakarlık ve dürüstlükle örülen bu bağ, gerçek ailenin ta kendisiydi.




