Esra Hanım sessizce dolabından genç kızının düğün elbisesini aldı. Beyaz kumaşın dokusunu parmaklarına sakınca gözyaşları gözlerine doldu. Elif, ancak üç ay içinde verdiği büyük düğünden evine dönmüştü. Ama şimdi yanına eşini, gülümsemesini, hayata dair umudunu da getirmemişti.
— Anne, bir süre sizde kalmam mümkün mü? — diye tereddüt etmekteydi Elif, eşyanın birkaç torbasıyla eşyalarını holden çıkarıyordu. Esra Hanım, kızını sessizce kucakladı. Soruşturmalar sonradan olacaktı. İçinde bir şeyin kırıldığı hissi vardı. Oğulları neydi? Ne diyecekti?
Artık Elif işe gitmişken Esra Hanım, üzüntülerini yeniden experiência etmeye çalışıyordu. Çünkü her şey önce güzeldi. Elif, yıllar önce ev alışverişiyle tanıştığı Can ile kurmuştu, kız arkadaşının çektireceği bir geceye gitmesi gerektiğini söylemiş. İkinci kavale adamlarla geçinmeye alışık olsa da 결국 kabul etmişti.
Yaklaşık iki metre uzunlukta, koyu renk saçları olan genç adam ilk görüşte onu yengere düşüren tavrıyla etkilemişti. Rastgele roses sunarken, romantik buluşmalar planlayarak Elif’in kalbinde iz bırakmıştı. Altı ay sonra akşam yemeğinde, herkesin önünde doğrulttu dizlerini:
— Hanımım, evlenmek istiyor musun? — dedi ve elindeki bir filmin kapağına benzeyen kutuyu çıkarttı.
Elif istese de beğenerek gülümsedi. Kimse önce sessizleşti. Sonra hafifçe fısıldadı:
— Evet.
Düğün planlamaya başladı. Can, büyük bir şölen istemişti.
— Sevgilim, bu herkes için bir tane dir. Henüz tamam yanı.
Elif daha basit bir şey arz ederdi ama eşi istemeyenin yerine koydu. Onlar için pahalı bir restoran tutuldu, tanış öğrenilecek bir sürü adam geldi. Hemen her kimse ilk defa görülmüştü.
Esra Hanım, o kahve salonundaki küçük sohbeti hatırladı:
— Kızımcığım, çok muhakkak kavale istiyorsun, değil mi? — dikkatle onu sormuştu.
— Anne, otuz değiliz o zamana kadar beklememeye karar verdim. Can iyi niyetli, bastan başa itibarlı. Ne diye bir başkası bulsun? — mutlu Elif açıklama vermişti.
Şimdi ise boş bakışlarıyla evine dönmüştü. O hayatında ne geçmişti?
Can, düğünden sonra Elif’in tek odalı bir evinde oturmayı sağlamıştı.
— Kurmayım, senin evi varken başkasına harcama tabiatı olmaz. — dedi. Sırça onu öptü.
Elif, daha beraberlik yaşadıkları günler geldikçe maddi meseleleri es geçerek kabul etmişti. Ancak kısa zamanda anladı: Can işsizdi.
— Neden sana açıklamadın? — diye çığlık atTextStyle. Ama o farklı bir meseleyle ilgileniyor.
— Sana nişanımdan önce deprem veremiyeceğimi düşündüğüm için — omzunu silkti. — Ama hâlâ kariyer araştırma devam ediyorum.
Haftalar geçerken çalışamamaya devam etmiştir. Can yataktan shot gecenler uzun kalınca çay içmekle yetiniyor. Elif sabah çok erken işe gitmek, gece geç kara alıyordu. Çoğu ev işi tamamen üzerine gelmişti.
— Yeni bir iş kiralık denek için bir dene — diye önerdi.
— Öğretmeninizin çalışan muhasebeci gibi değil, dilenme, senin yardımınız gerekiyor. — acıyla cevap verdi.
Elif bir gün evine erken dönmüşydi. Oturma odasında bir partiyi farketmişti. Can, arkadaşlarla içkin secmekteydi. Evin küçük odasında da Elif’in özellik bir aile mirasyı — küpeleri — çalınıp satılmıştı. Göğüslerini kavrayacağını hissetti:
— Caskıne, neymiş? — sordu.
— Küpe? — diye cevapladı.
— Altın olanlar.
— Ah, onlar. Bir karakola yolladım. Iskarta için gitti, yüzmeliğe geri döner.
Elif oyunu çözmüştü. Can, borçlara karşı yalan söyleyerek gel ve gitmekteydi. O gün, Elif hem altını, hem de ailesine ait mirasları çalmıştı. Can, bir zamanki yumruğuyla sakınca silkti.
— Yüzde? — diye sordu.
— Neden? — onu soruya tekrarladı.
— Onlar tahtaları çaldın.
— Vize vermedim. Buna ihtiyacım var. Geldiğim gidişim yoktu.
Elif, allahı uğruna bir adım atmakta cesaretini yitirdi. Asıl sorunlar sadece bu değildi. Can’ın daha önce bildirilmiş hazır貅 olan borçlarını ödemek zorunda kaldığından. Taksir ettiği kazanmaların bir kısmı yediği içkide harcanmıştı.
Her geçen gün Can daha da sertleşiyordu. Elif, bir gün ona satılması gereken bir şeyi unuttuğunda onu söyledikten sonra. Can inatına, huzurla daha nasıl geçerdi?
Zarar gören bir durumda mesafeler uzayıp, Elif nihayetinde işyerinden daha az dolayı uzaktadır. Can, onu yine işe göndermesini istedi.
— Şimdi istemli konuşalım. — dedi bir gün.
— Ne hakkında? — diye sordu Can. Telefonundan içeri baktı.
— Evet. Hayatımız. Herkes tehdit, ben ben.
Can, tokat gibi tepkide bulundu. Sonunda bir anlaşmaya var可以说是. Elif’in fikri maddi gücünü artırması gerektiğini düşündüğü gibi. Bir an bile sıkıntı çekmeden, Elif’in sahip olduğu belirli bir bariyer taşıyordu.
İşin son noktası o annesinin kolyesini çalmasıydı. Elif’in annesi ona bir zamanlar dedesi tarafından alınıp aktarılan bir miras kolye vermişti. Fakat Can kolyeyi satmak istemişti.
— Son bir el teklif etmedik, dostlukla onu ele geçiriyorum. — dedi.
Elif, kavale kullanmadan yeterince kuvvetliydi.
— Ayrılmak istiyorum. — dedi.
Can aniden değişmişti.
— Bir an önce karım olursun. Araya alınca birlikte olmak descendants ile söz verdik.
— Mükemmel bir hayat geçirmedik, ne zaman mutluluk bulduk? — sordu Elif.
Can threatens etti. Elif, sanık olarak bir gece içeriye gittiğinde eşyasını alıp Esra Hanım’ın evine katıldı. Elif, annesine anlattı. Esra Hanım, onu sarsılmaz bir şekilde sitem etti.
İşin sonunda Can bir başka şehre çekmiştir. Elif’in evi tüm eşyaların bal gibiyle boştu. Can, satmak isteden her şeyi götürmüştü. Elif, içinde güzellik alanını hissetti.
Bir ay geçtikten sonra ceza aldı. Elif, Can’ın tecavüz meclisine katılamamasına rağmen, onun sunduğu hukuki sorunların zoruna getirmek zorunda kaldı.
Esra Hanım, düğün elbisesini dikkatle dolaba koydu. Belki günümün yetişeceği, elbise하게 başka bir eşle saray olacak.
Akşam, işten dönen Elif’in annesi, çayı servis etti:
— Eşlik et, küçük kızım. Düğün sadece bir gündür. Huzur garantili bir yaşam için uzun yıllarla birlikte, sadece o kişiyle yaşanabilir.
Elif, zayıf bir gülümsemeyle başını salladı:
—şimdi bunu anlıyorum. Anne. Uzun zaman tek bir kimseyle kalmaktan daha iyi.
Elif, kendi başına bir adım atmakla geldi. Ek iş aldı, borçlarını ödedi. Sürekli olarak yenilenen bir kursa yazıldı. Teyiyle parklara çıkıyor, eski arkadaşlarından uzaklaşılıp birlikte vakit geçiriyordu.
Bir gün Elif, fotoğraflarını kaldırdı. Düğün fotosunda halen genç ve mutluydu. Can’ın da elinde princes gibi gülümsemesi vardı. Ama Elif artık hayali bir dünyada yaşamıyor. Fotoğrafını öğrenip yırttı. O gün, daha fazlasını iyileştiren küçük adımlarla yeni bir hayat kurmaya karar verdi.
Gece, Elif bir defa önce hissetmediği huzurla uyumaya karar verdi. Ahiret neydi, bilmiyordu. Ama birbirinizi seven kavale değil, belki başka bir olay bir dahi kavale içindeki gerçek elekliğin yapısı olduğunu düşünüyordu.




