Son Yazın Son Günleri

Yaz karargahında geçirdiği soğuk sabahları için Elif, bacaklarını Ayşe Hanım’ın koltuğuna koyara, Avlular Mahallesi’ndeki yazlık kapısına dayanmıştı. Üsküdar’ın sisli ışıkları uzaktan dalga gibi köprü üstüne sürüyordu. Her yaz her şey gibi burada başlıyor, mevsimler gibi yeniden beliren. Fakat bu yaz farklıydı.
— Halime Hanım neden kalktı? — Elif, moruk moruk uyandığında anlatıyordu. Fakat bu yaz, Halime Hanım’ın yanıtları daha sessizdi.
— Bak, ağaçlar ne kadar güzel — dedi Ayşe Hanım. Yaprakların altında uyanan hüzmes sabah rüzgârı, kahve kokusuyla kapselediği baharı yakalıyor.
Elif’ler, bu sabahları on yılda bir saymayı bıraktığındı. Ama bu yaz, annesinin sosyal medyada yayımladığı “Evi satıyoruz!” mesajıyla bittiği farklıydı. Her neyse, bu yaz son kez meydan açılıyor.
— Halime Hanım, annemle babam birlikte yardım edebilir — yalvardı her sabah Elif.
— Ama onlar, işlerini bir kez bırakmıyorlar. Yaz tatillerini bile ofislere bağlayarak geçirmeler gerek. Bileği sevenin sabahı, ilacı yok. Gökkuşağı çiçekler, alın teriyle yağış veren bahçeler… Hepsi bu satılıyor.
— Ama…
— Elif, halim mazlum. Bizim annem babam, annem babam değil. Yazlık onlara biter, değil mi? Karı, çocuk lideri olarak değil, onlar her gece buraya ayarlayınca.
Elif, bu kez ayakta tutmaya karar verdi. Birdenbire, geyik gibi tutan bu satılık evin her yerinde yankılanıyordu. Pazardan gelen çilekler, cep telefonuyla çizilen çiçekler…
— Eğer satıyorsan, ben seninle evde kalayım — teklif etti. Ama Ayşe Hanım, biraz kafa salladı.
— Çocuğum, bu işi seninle yapmıyorum. Ben bu son yazda, seninle geçmişe istinat edeceğim. Unutma, evin duvarları, değil zorluklar değil, dostluklarla inşa edildi. Bu yaz, geçmişin izlerini ne zaman-directory kabul edeceksin?
Yine de bir sabah, Elif, annesinin Instagram’daki gönderisini gördü. “Benim yazlık camında olduğu gibi senin aklında da kalacak mucize..”
Saatler geçerken, kuzinin kamyonu Avlular Mağarasını konuşturan köy yoluna girdi. İsmail Bey, Bahar Hanım, Babası Halil. Yıllardır onların yazlıkta bir çayıntı vardı. Köyde “Misket’li Hanım” diyorlardı. Her sabah pek çok çiçek toplamakla geçiyorlar.
— Halime Hanım, gül kırıntılarını sana getirdik! Bunu senin bahçende yetiştiririz. — dedi İsmail Bey, bir top gülden kurtaran koli fırlattı.
— Satıyoruz, bilirsin — dedi Ayşe Hanım. Ama Bahar Hanım, sofistike bir kahkahayla,
— Ama nasıl yemezsin? Senin bahçende çıkan çilekler, diğer çileklerden daha türk.
Elif, kahverengi gözlerle bu kırıntıları inceledi. Her çiçek fidanı, her toprak parçası, onun için bir tarih anıydı. Bu bahçede, altıncı sınıf ders kitapları, ilk borç iadesi…
— Halime Hanım, biraz çekinmeden, km ya körpe olsun — dedi bir an Elif.
Geri kalan sabahlarda, Elif bahçeyi dolaşıyordu. Kaplan gözleriyle ona bakan Misket isimli kedi, ona ne zaman bir hikâye anlarsa, anılara dalıyordu. Ayşe Hanım, çay soframıza traslara tutmaya başlamıştı.
— Daha önce bu bahçeye gelirken, babam sana bir sahte kapTOR yarattı. Dışarıda kiğilmiş köprüden geçerken, bir Ömer Bey’le tanıştık. O zamanki güneşin rengi, her yazın olduğu gibi bu yaz da aynıydı.
— Ama ev satılıyor. — Elif, kırpmalardan uzak durmak için bir çay kavanozu verdi.
— Yazlık değildir. Ev değil. Aslında, bir başka nhàz değil. Ev, bizimle içinde olan yerdir.
Her akşam, Misket’in peşinden kaybolan Elif, Ayşe Hanım’ın hikâyelerini dinlerken yıldızlara bakıyordu.
— Halime Hanım, babamın masasında yakınıyor.
— Ömer Bey, bu bir “kafe” olmuş. Sana o toyları全校lıyordu.
Gece boyu, Ali ve Hülya isimli kuzinler buraya gelmeye karar verdi. Hikâyeleri en fazla ne zaman sordulardı? Elif, onların anlatımlarını dinlerken, kendini istisnai hissetti.
— Ama yazlık satılıyor, değil mi? — diye sordu Hülya.
— Evet. Bir çocuklukun hikâyesini bize güvenerek anlatan bir yer.
— Peki, neden satıyorsun?
— Hayat, yarattığı her şeyi bırakır. Bu yazlık değil, satılıyor. Bu, bizimle aynı yedeklenmiş hissedilen bir süre koruyor.
İsmail Bey, çay sofrasına bir müzik eşliğinde bantları çözmeye başladı.
— Bu, bizim için büyük bir unutma değil. Bu, yepyeni bir hikâyein başlangıcı.
Elif, bu yaz geceleri, Ayşe Hanım’ın hikâyelerini dinleyip bir sonraki yazlar için planlar çıkarma fikrini kafaya yordu. Ama her alçalmalı hikâye, bu yazın son kapak hazırken bitiyor.
— Halime Hanım, nereye gidiyorsun? — sordu Elif, Misket’in başını okşarken.
— Bursa’ya. Bir ağaç bahçesi satın mümkün.
— Bursa’a mı? Ama orada yazlara ayırdığın değil.
— Olabilir. Ama mevsimler değişimdir. Bu yaz, bu evde geçti. Ama hayat, her yazın farklıdır.
Elif, Ayşe Hanım’ın elini tuttu. Onların hikâyesi, bu yazlıkta bitmeyip, yeni bir yerde başlıyordu.
— Ev, taş değil. Ev, bağışlanan anlardır.
Bu kez, ya da her zaman, evin sağlamlığı, bir an sükûn içinde, her kelimeyle, her ne zaman, bir aile bağıştanken.

Rate article
Lifequest
Son Yazın Son Günleri