Kardeş, Hakkında Konuşulmayan

**Susmayan Bir Kardeş**

“Füsun, bu fotoğrafta seninle kim? Deri ceketli bir tiptir bu!” diye bağırdı Murat Arslan, eski aile albümünün sararmış sayfalarındaki fotoğrafa işaret ederken.

Aralarında yeni taşındıkları ev, taze boya, karton kutular ve Aylin’in pencere kenarına koyduğu vanilya kokusuyla doluydu. Salon, içinde tabaklar, kitaplar ve yorganlar olan kutularla tıka basa doluydu. Masanın üzerinde, havluların arasından çıkan albümü inceleyen yirmi dört yaşındaki kızları Aylin duruyordu. Fotoğrafta, genç Füsun, çiçek desenli elbisesi ve uzun örgüsüyle, deri ceketli tanımadıkları bir adamla birlikte gülümsüyordu. Arkalarında, şehir parkının ortasında, çiçek tarhlarıyla çevrili eski bir çeşme vardı. Murat, buruşmuş gömleği ve dağınık saçlarıyla sinirlenmişti. Gözlükleri burnuna kaymış, yumrukları sıkılmıştı.

Füsun, porselen eşyaları kutulayan ellerini durdurdu, sırtı hafifçe kütledi. Beyazlamış saçları topuz yapılmıştı, tozlu kot pantolonu ve gri kazağıyla fotoğrafa baktığında yüzü gerildi.

“Murat, ciddi misin?” dedi sert bir sesle. “Bu fotoğraf kaç yıllık, yirmi yaşımdaydım o zaman! Neden geçmişi karıştırıyorsun?”

Siyah üniversite logolu tişörtü ve kot şortuyla albümü karıştıran Aylin, nişanlık yüzüğünün küçük pırlantasıyla oynuyordu. Bir ay sonra düğünü vardı ve gergin görünüyordu.

“Baba, başlama yine,” dedi yüzüğüyle oynarken. “Bu sadece eski bir fotoğraf. Anne, kim bu, söyle de bırakalım artık.”

Murat kollarını bağladı, kaşları çatılmıştı.

“Anlatacak mısın? Füsun, bu adamı ilk defa görüyorum!” diye sertledi. “Kim bu? Eski sevgilin mi?”

Füsun, elindeki bezle masaya vurdu, toz havaya uçtu.

“Sevgilim mi? Murat, aklını mı kaçırdın?” diye bağırdı, elleri kalçalarında. “Bu benim geçmişim, seni ilgilendirmez! Otuz yıllık evlilikten sonra hâlâ bana güvenmiyor musun?”

Aylin ayağa fırladı, sesi titriyordu.

“Yeter artık!” dedi. “Düğünüm var, siz ise eski fotoğrafların peşindesiniz!”

Fotoğraf, ailedeki gerginliğin fitilini ateşlemişti.

Akşam kavga daha da büyüdü. Salonun loş ışığı altında Füsun tabakları yerleştirirken Murat, “En İyi Baba” yazılı kahve fincanını yere koydu.

“Füsun, aptal değilim,” dedi. “Bu adamdan hiç bahsetmedin! Ne saklıyorsun?”

Füsun kıpkırmızı olmuştu.

“Sakladığım bir şey yok!” diye haykırdı. “Sen ise doksanlarda Ankara’ya iş gezilerine kiminle gittiğini anlatsana!”

Aylin araya girdi, gözleri doluydu.

“Anne, baba, lütfen durun! Bu sadece bir fotoğraf! Anne, kim bu, söyle de bitsin!”

Murat homurdandı, gözlükleri buğulandı.

“Ben bu aile için çalışıyorum, sen ise sırlarını saklıyorsun!”

Füsun bir tabağı masaya fırlattı, kırılan porselen sesiyle salonu inletti.

“Ben de evi çekip çeviriyorum! Aylin’i büyüttüm!”

Aylin albümü kaptı, çekiştirirken sayfa yırtıldı. Sessizlik çöktü.

Füsun’un gözleri doldu.

“Aylin… Bu albüm bizimdi. Benim ve Alper’in. Şimdi yırtıldı.”

Murat’ın yüzü solmuştu.

“Kahretsin… Özür dilerim. Füsun, Aylin… Çok sert çıktım.”

Aylin ağlıyordu, albümü göğsüne bastırmıştı.

“Benim suçum… Sadece mutlu olmamızı istedim.”

Ertesi gün Füsun, fotoğrafın çekildiği parka gitti. Yağmurdan sonra ıslak çimen ve leylak kokusu vardı. Eski çeşmenin yanındaki banka oturdu. Kardeşi Alper’i hatırladı. Yirmi yaşında bir kazada kaybettiği, ressam olmak isteyen Alper’i.

Aylin ise bir kafede arkadaşı Meltem’e anlattı:

“Annemle babam bir fotoğraf yüzünden kavga ediyor. Düğünümü mahvedecekler!”

Meltem başını salladı.

“Annenle konuş. Belki babanın sandığı gibi değildir.”

O akşam Murat, Füsun’a yaklaştı.

“Özür dilerim… Sadece kim olduğunu bilmek istedim.”

Füsun derin bir nefes aldı.

“Murat, bu senin düşündüğün gibi değil… Ama konuşmak zor.”

Murat omzuna dokundu.

“Tamam… Ama seni seviyorum.”

Füsun gülümsedi.

“Ben de seni… Ama bir daha albümü yırtma. Alper’e aitti.”

Murat şaşırdı.

“Alper mi? O adam mı?”

“Sonra anlatırım…” dedi Füsun.

Ertesi sabah Aylin, dolabın arkasında “Aileme” yazılı bir zarf buldu. İçinde annesinin mektubu vardı:

“Bu mektubu bulduysanız, anlatamadım demektir. Fotoğraftaki, kardeşim Alper. 1990’daki kazadan bir ay önce çekilmişti. Onu kaybettim. Bari siz birbirinize iyi bakın.”

Aylin koşarak salona gitti. Füsun mektubu okurken gözyaşlarına boğuldu.

“Alper, en iyi arkadaşımdı… Onu unutamadım.”

Murat ayağa kalktı.

“Füsun, özür dilerim… Onu tanıyordum! Arabamı tamir etmişti!”

Füsun başını salladı.

“Acısını taşımak istemedim… Ama artık biliyorsunuz.”

Aylin annesine sarıldı.

“Anne, yalnız değilsin. Alper de hep bizimle.”

O akşam Alper’in hikâyelerini anlattılar. Gülüşleri, resimleri, bisiklet sürdükleri günler…

Bir ay sonraVe düğün günü, Alper’in resimleri salondaki masada dururken, kırık albümün sayfaları artık bir ailenin yaralarını sarmış gibiydi.

Rate article
Lifequest
Kardeş, Hakkında Konuşulmayan