Sessizliğin Gerisindeki Kardeş

— Ayşe, bu fotoğrafta seninle kim var? Deri ceketli bir tiptir bu! — Ahmet Demir, ailenin eski, köşeleri yıpranmış deri albümündeki sararmış fotoğrafa sertçe işaret etti.

Demirler’in geçen hafta taşındıkları yeni evi, taze boya, koli kartonları, hafif toz ve Elif’in pencere kenarına koyduğu vanilya kokusuyla doluydu. Eşyaları düzenleyen Elif, oturma odasında havluların arasından çıkardığı albümü inceliyordu. Fotoğrafta genç Ayşe, çiçek desenli elbisesi ve uzun örgülü saçlarıyla, deri ceketli bir erkekle birlikte gülümsüyordu. Arkalarında, çiçek tarhlarıyla çevrili bir park fıskiyesi görünüyordu. Ahmet, ütüsüz gömleği ve dağınık saçlarıyla suratını astı, gözlükleri burnuna kaydı.

Ayşe, porselen tabakları yerleştirirken doğruldu, sırtı hafifçe çıtırdadı. Toz toprak içindeki gri sweatshirt’üne silkeledi, fotoğrafa bakarken yüzü gerildi.

— Ahmet, ciddi misin? — sesi sert ve yorgundu. — Bu fotoğraf yıllar öncesine ait! Neden geçmişi karıştırıyorsun?

Elif, üniversite logosu taşıyan siyah tişörtü ve kot şortuyla albümü çeviriyordu. Yaklaşan düğününün stresi yüzünden gergindi, nişan yüzüğünün pırıltısı abajur ışığında parlıyordu.

— Baba, lütfen… — yüzüğüyle oynarken mırıldandı. — Bu sadece eski bir fotoğraf. Anne, kim olduğunu söyle bitsin, kavga çıkarmayalım.

Ahmet kollarını bağladı, kaşları çatılmıştı.

— Anlatacak mısın? Ayşe, bu adamı ilk defa görüyorum! — elleri sıkılıydı. — Kim bu? Bir eski aşkın mı?

Ayşe tozlu bezi masaya fırlattı, gözleri kıvılcımlandı.

— Aşk mı? Ahmet, aklını mı kaçırdın? — sesi yükseldi, elleri belindeydi. — Bu benim geçmişim, sana mı soracağım? Otuz yıllık evliyiz, hâlâ güvenemiyor musun?

Elif ayağa fırladı, albüm titriyordu elinde.

— Yeter artık! — gözleri dolmuştu. — Düğünüm yaklaşıyor, siz hâlâ gereksiz şeylerle uğraşıyorsunuz!

O akşam, tartışma tekrar alevlendi. Oturma odasında porselen tabakların sesi, Ahmet’in gazetesinin hışırtısına karışıyordu. Ayşe, ellerinde çatlak bir kaseyle dönüp baktı:

— Ben sana hiç yalan söyledim mi? Sen bana güvenmiyorsun!

Elif, albümü kucağına çekti, sayfa aniden yırtıldı.

Sessizlik odanın içine çöktü. Ayşe’nin gözleri doldu, Ahmet yutkundu:

— Özür dilerim. Sadece anlamak istedim.

Ertesi sabah, Ayşe o fotoğrafın çekildiği parka gitti. Yağmurdan ıslanmış çimenler, leylak kokusu… Otuz yıl önceki günü hatırladı. Kardeşi Can’ı.

Elif, arkadaşı Zeynep’le kafede buluştu. Zeynep, kahvesinden bir yudum alırken sordu:

— Niye bu kadar mutsuzsun? Düğün hazırlıkları nasıl gidiyor?

— Anne babam bir fotoğraf yüzünden kavga ediyor.

— Sor annecine, belki bildiğin gibi değildir.

O gece, Ahmet dolapta Ayşe’nin eski günlüğünü buldu ama açmadı. Oturma odasında Ayşe’yi yırtık albümü bantlarken buldu.

— Özür dilerim. Sadece merak ettim.

Ayşe derin bir nefes aldı:

— Can’dı o. Kardeşim. KazaAhmet, gözleri dolarken Ayşe’yi kucakladı ve “Keşke bana daha önce anlatsaydın, birlikte yasını tutardık,” diye fısıldadı.

Rate article
Lifequest
Sessizliğin Gerisindeki Kardeş