Pastanın ve Diğer Hayal Kırıklıklarının Hikayesi

**Pasta ve Diğer Hayal Kırıklıkları**

Elif, kat kat pandispanyanın arasına krem şantiyi dikkatle sürüyordu. Hareketleri bir saat ustasının hassasiyetindeydi. Kızı Ayşe’nin on sekizinci yaş günü için hazırladığı bu pasta, bir şaheser olacaktı: üç katlı, vanilyalı mousse, taze ahududular ve ince çikolata süslemeleri. Son bir yıldır aralarında yükselen duvarı eritmek için bu pastanın en güzel anısı olmasını umuyordu.

“Anne, daha bitmedi mi?” Ayşe mutfağa dalarak girdi, spor ayakkabıları laminat zeminde gıcırdadı. “Selma geliyor, burası hâlâ dağınık!”

“Az kaldı.” Elif gülümsedi, ellerini önlüğüne sildi. “Nasıl olmuş bakalım?”

Ayşe pastaya şöyle bir göz attı, yüzünde hiçbir ifade yoktu.

“Eh… fena değil. Ama Selma diyor ki artık böyle süslü pastalar moda değilmiş. Şimdi herkes minimal, kremasız pastalar yapıyormuş.”

Elif’in elindeki spatula birden ağırlaştı.

“Bu süs değil, Ayşecim. Senin on yaşındayken en sevdiğin desenler. Hatırladın mı?”

“Anne, on yaşındaydım işte.” Ayşe gözlerini devirdi. “Tamam, ben salonu topluyorum. Baba yine evrakları her yere saçmış.”

Çıkarken bıraktığı parfüm kokusu ve arkasında bıraktığı boşluk hissi, Elif’in içini burktu.

Akşam altıya kadar salon balonlar, ışıklar ve mezelerle süslenmişti. Elif pastayı masanın tam ortasına yerleştirdi. Ahududular avizenin altında küçük yakutlar gibi parlıyordu. Geçen sene Ayşe’nin aile kutlamasını reddedip arkadaşlarıyla kafeye gitmesini düşündü. “Büyüdüm artık, anne” demişti. Elif, bu pasta için altı aydır yeni ayakkabı alamamış, kurslara kaydolmayı ertelemişti.

Kapı zili düşüncelerini kesti. Ayşe koşarak açtı ve içeri Selma girdi; uzun boylu, pembe ojeli, her şeyi yargılayan bir bakışla.

“Vay, bu da ne böyle?” Selma pastanın önünde durdu. “Ayşe, ciddi misin? Bu çocuk pastası!”

“Annemin işte.” Ayşe kıkırdadı, ama yanakları kızardı. “Eski moda şeyler yapmayı seviyor.”

“Eski moda mı?” Selma güldü, sesi kırık cam gibi tırmaladı. “90’lardan kalma! Şimdi çıplak pastalar moda, sadece meyve, krema yok. Değil mi, Ayşe?”

Elif önlüğünü sıktı, mutfak dar gelmeye başlamıştı.

“Merhaba, Selma.” Zoraki gülümsedi. “Bu, Ayşe’nin sevdiği tatta bir pasta. Vanilya ve ahududuyu hep severdi.”

“Severdi.” Selma vurguladı, Ayşe’ye baktı. “Ama zevkler değişir, değil mi? Artık vegan modasında, öyle değil mi?”

Ayşe bileğindeki bileğiyle oynayarak duraksadı.

“Yani… tam değil ama… Selma haklı, anne. Belki seneye daha modern bir şey yaparsın?”

Elif’in kalbi sıkıştı, ama başını salladı.

“Tamam, Ayşecim. Şimdi misafirleri karşılayalım.”

Misafirler, Ayşe’nin okul ve üniversiteden arkadaşları, salonu doldurdu. Elif kanepeleri dağıtırken, Selma’nın Ayşe’ye fısıldayarak pastayı gösterdiğini görmemeye çalıştı. Kocası Mehmet köşede dizüstü bilgisayarına gömülmüştü. “Acil proje” dediği şey her zaman aileden önce gelirdi.

“Elif, iyi misin?” Mehmet göz ucuyla baktı. “Pasta yine harika olmuş.”

“Teşekkürler.” Elif zoraki tebessüm etti. “İçecekleri dağıtır mısın?”

“Tamam, şu maili bitireyim.”

Elif masaya döndüğünde Selma, “trend partilerden” bahsediyordu.

“Geçen hafta İstanbul’da bir parti vardı.” Anlatıyordu. “Glütensiz, şekersiz, matchalı pasta! İşte bu level! Buradaki…” Pastayı işaret etti, “Sanki ninem yapmış.”

Misafirler güldü. Ayşe kızardı, ama sessiz kaldı.

“Selma, bu annemin emeği.” Hafifçe mırıldandı. “Çok uğraştı.”

“Uğraşmak mı?” Selma kaşlarını kaldırdı. “Ayşe, trendi yakalamak başka, uğraşmak başka. Partin çocuk doğum günü gibi olmasın istemezsin?”

Elif’in yanakları yandı. İtiraz etmek istedi, ama Ayşe’nin gözlerini yere diktiğini görünce sustu.

En kötü an, mumları üfleme zamanı geldiğinde yaşandı. Elif pastayı tekerlekli servis arabasıyla getirdi. Misafirler sustu, telefon kameraları Ayşe’ye çevrildi. Mumlar yandı, alevler tıpkı çocukken olduğu gibi Ayşe’nin gözlerinde yansıdı.

“Ayşeciğim, dilek tut.” Elif’in boğazı düğümlendi.

“Bekle!” Selma araya girdi. “Bu ne, normal mum mu? Ayşe, havai fişek istemiştin! Bu senin günün!”

“Havai fişek mi?” Elif şaşırdı. “Ayşe, böyle bir şey söylemedin ki…”

“Çünkü yine kendi bildiğini okursun!” Ayşe patladı. “Anne, basit, modern bir şey istemiştim! Ben çocuk değilim!”

Misafirler fısıldaşmaya başladı. Elif’in ayaklarının altındaki zemElif pastaya bakarken, Ayşe’nin gözlerinde bir anlık pişmanlık gördü, ama her şey için artık çok geçti.

Rate article
Lifequest
Pastanın ve Diğer Hayal Kırıklıklarının Hikayesi