Kendimi Kaybetmek Üzere: Annelik, Kayınvalidelik ve Ben

**Anne, Kayınvalide ve Ben Sınırda**

— Pancar yemenin bebeğe zarar vermeyeceğine emin misin? — diye sordu kayınvalidesi, çorbayı karıştırırken.

— Anne, üç gündür aynı çorbayı yapıyorsun, — iç çekti Kerem. — Bitirip işe gidebilir miyim?

— Bu çorba şifalı! — diye bağırdı kayınvalidesi kaşığı havaya kaldırarak. — Senin annen ise tuzu sanki top atıyor. Bebek için kesin zararlı!

— Özür dilerim, üç çocuk doğurdum, — diye karşılık verdi Leyla’nın annesi Ayşe Hanım, buzdolabından bir tencere çıkarırken. — Hepsi de sağ. Üstelik bu mercimekli çorba. Protein dolu!

— Kayınvalide, mercimek ağır gelir! Köyde değiliz!

— Hastanede de değiliz! — diye çıkıştı Ayşe Hanım.

Leyla mutfak taburesinde oturmuş, karnına sarılmış, birinin sesleri kısmasını diliyordu. Hamileliğin yedinci ayındaydı, eskiden en önemli şeyin mide bulantısı olmaması olduğunu sanırdı. Ama şimdi biliyordu: asıl mesele, “en iyisini isteyen” iki kadın arasında aklını koruyabilmekti.

Kayınvalidesi hamileliği öğrenir öğrenmez taşınmıştı. “Torun! İlk torun! Yeriniz dar, ben yardım ederim.” Leyla’nın annesi ise bir hafta sonra: “Sen benim bir tanemsin, her şeyi bırakıp geldim.” Böylece iki odalı dairede üç hane halkı bir araya toplanmıştı.

— Hamileyim, hasta değilim, — diye fısıldadı Leyla akşam eve gelen kocasına.

— Biliyorum. Dayan. Yakında biter. Annem doğumdan sonra gider.

— Ya benimki?

— Seninki… belki o da. Belki arkadaş olurlar?

Arkadaş olmadılar. Rekabete başladılar.

Önce temizlikte. Sabah Leyla’nın annesi yerleri silerdi, öğlene doğru kayınvalidesi “rüzgârdan toz, mikrop kapar” diye tekrar silerdi. Sonra alışverişte. Bebek bodyleri üçer adet alınmıştı — 56, 62 ve 74 beden. Hepsi pembe. Kimse cinsiyeti bilmediği halde.

Ama asıl savaş alanı sallanan sandalye oldu.

— Onu ben seçtim! — diye atıldı kayınvalidesi.

— Ben aldım! — diye karşı çıktı Ayşe Hanım.

— İlk ben söyledim!

— İlk ben getirdim!

— Benim odamda duracak, — diye kesin bir dille bitirdi kayınvalidesi.

— Ne alakası var?! — diye çıkıştı Ayşe Hanım. — Leyla burada emzirecek. Kendi odasında dursun.

— Aslında ben doğumdan sonra bu sandalyede bebekle uyumayı planlamıştım, — diye sessizce araya girdi Leyla.

— Niye? Yorulursun! Bebek benimle yatsın! — diye haykırdı kayınvalidesi.

— Ya da benimle! — diye diretti anne.

— Peki ya ben?! — dayanamadı Kerem. — Ben babayım, hani!

— Sen mutfakta yatabilirsin. Orada kanepe var, — diye hep bir ağızdan cevap verdiler.

Ertesi gün sandalye kayboldu. Ne Leyla’nın odasında, ne kayınvalidesinin, ne de Ayşe Hanım’ın yanındaydı.

— Sandalye nerede? — diye sordu Leyla.

— Taşındı, — diye kesip attı kayınvalidesi.

— Saklandı, — diye tıs— diye fısıldadı annesi, gözlerinde gizli bir zafer parlarken, ama o akşam sandalyenin balkonda unutulmuş olduğunu gördüklerinde, iki kadın da sustu ve Leyla gülümseyerek sandalyeyi bebeğin odasına taşıdı.

Rate article
Lifequest
Kendimi Kaybetmek Üzere: Annelik, Kayınvalidelik ve Ben