Geçilmesi Gereken Sınavlar

Vera Hanım, eşi ve oğlunun iş seyahatinden dönmesini bekliyordu. Komşu şehre yeni bir şube açmak için gitmişlerdi. Eşiyle oğlu İbrahim’in işleri oldukça iyi gidiyordu, şirketleri büyüyordu.

Vera Hanım, özellikle oğlunu dört gözle bekliyordu çünkü gelini Leyla’nın dediklerini ona anlatması gerekiyordu. Leyla’nın İbrahim’i sevmediği herkesin malumuydu ama torunları olacağı için sessiz kalmışlardı.

Bir gün, Leyla’nın telefonda biriyle konuştuğunu duydu:

“Çocuğu doğurur doğurmaz kaçacağım. Evden birkaç şey alıp buradan uzaklaşacağım. Bu evde alınacak çok şey var.”

Vera Hanım’ın ilk içgüdüsü hemen oğlunu aramak oldu, ama sonra vazgeçti. Eşi ve oğlu önemli bir toplantıdaydı, gereksiz yere endişelendirmeyeyim diye düşündü. Geldiklerinde anlatırdı.

“Çocuğu hastaneden alırız, Leyla istediği yere gidebilir. Zaten onun çocukla bir ilgisi yok.”

Leyla’nın sancıları başladığında, eşi ve oğlu yoldaydı. Ambulans onu hastaneye götürdü. Çok geçmeden Vera Hanım’a bir telefon geldi: Eşi ve oğlu bir kaza geçirmişti. Eşi oracıkta vefat etmiş, oğlu İbrahim ise babasından yirmi dakika sonra son nefesini vermişti. Ama son sözleri şu oldu:

“Ondan çocuğu alın.”

Savcı, Vera Hanım’a arabada çocuk olmadığını söyledi. Ama o açıkladı:

“Oğlumun eşi yeni doğum yaptı. Bu benim torunum, hâlâ hastanede. Leyla çocuğu istemiyor, o yüzden oğlum böyle dedi.”

Torununu bir daha göremeyeceğinden korkuyordu ama yine de Leyla’yı hastaneden kendisi aldı. Bu acıya nasıl dayandığını kendisi de anlamadı. Ona, eşi ve oğlunun yakın arkadaşı Arda yardım etti. Şirkette mali işlerden sorumluydu. Cenaze, taziyeler, her şeyi o üstlendi. Doktorlar da Vera Hanım’ın yanındaydı.

Leyla ile torunu Deniz’i de hastaneden o getirdi. Kocasının ölümünden sonra Leyla bu büyük evden ayrılmadı. Vera Hanım bir dadı tuttu çünkü, sürekli torunuyla ilgilenemiyordu. Şirket işlerine de girmesi gerekiyordu çünkü her şey ona kalacaktı. Ama şimdilik idareyi Arda ele almıştı, ona tamamen güveniyordu.

Leyla, oğluna pek ilgi göstermiyor, sık sık evden kayboluyordu. Altı ay sonra bir gün Deniz’i alıp evden çıktı ve kayınpederinin masasından bulduğu parayı da yanına kattı. Kasanın şifresini bilmiyordu, oraya dokunamadı.

Vera Hanım, torununu kaybetmenin şokunu yaşadı. Bu, oğlu İbrahim’den kalan tek parçaydı. Ama çok geçmeden gelini kapısına dayandı:

“Bana şirketin hisselerini ve şeriatıma düşen her şeyi vermelisin. Yoksa torununu bir daha göremezsin. Onu yetimhaneye bırakırım, bir daha izini bulamazsın.”

Vera Hanım, Leyla’nın istediği her şeyi yaptı, hatta fazlasını bile verdi. Kendi altınlarını bile ona verdi.

“Leyla, lütfen Deniz’i görmeme izin ver,” diye yalvardı. Leyla söz verdi ama tutmadı.

Zaman geçti. Vera Hanım yavaş yavaş toparlandı ve artık şirketle ilgileniyordu. Arda onun sağ kolu olmuştu. Gerçekten güvenilir bir yardımcıydı. Ama torununu görememek onu içten içe kemiriyordu.

Arda polise başvurmalarını önerdi.

“Vera Hanım, tanıdığım bir savcı var. Direk ona gidelim,” dedi. Vera Hanım kabul etti.

Bir süre sonra savcı, Leyla’yı buldu ve onun şüpheli kişilerle iş birliği yaptığını öğrendi. Onlara şirketin hisselerini vermiş, karşılığında güzel bir ev vaat edilmişti. Ama onu basit bir kulübeye götürüp kandırmışlardı. Leyla sonrasında içkiye başlamış, çocuğuna bakmıyordu. Bir gün bir sarhoş arkadaşı ona ültimatom verdi:

“Ya ben, ya oğlun. Seçim senin.”

O da onu seçti ve Deniz’i ormana götürüp bıraktı. Savcı, bu bilgilere hisseleri elden çıkarmaya çalışanlar sayesinde ulaştı. Leyla, çocuğu bıraktığı yeri gösterdi. Ama Deniz orada yoktu. Arama başlatıldı ama sonuç alınamadı. Leyla tutuklandı.

### Köyde Yaşamak İstiyordu

Ece, yetimhanede büyümüştü. Yetişkinliğe adım attığında, şehre yakın bir köyde yaşamak istediğine karar verdi. Köyde küçük bir ev verildi ona, çok mutluydu. Sonunda hayali gerçek olmuştu.

“Yeni değil belki ama sağlam bir ev. Elbette güzelleştireceğim, yetimhanede hep bunu hayal ederdim.”

Köyün lokantasında işe girdi. Çocukluğundan beri aşçı olmayı hayal ediyordu, yetimhanede de mutfakta çalışırdı. Yavaş yavaş köydeki hayatı düzene girdi. Evini toparladı, erkek işlerinde ise komşusunun oğlu Kaan yardım ediyordu.

Ece, Kaan’ın neden ona yardım ettiğini sorgulamıyordu. Belki de sadece iyi niyetliydi. Oysa Kaan ona âşıktı, bir türlü açılamıyordu. Bir gün Ece, mantar toplamak için ormana gitti. Keyifle yürürken bir çalının altında uyuyan küçük bir çocuk gördü. Çamur içindeydi, kıvrılıp uyumuştu.

“Canım benim, uyan,” diyerek yanağına dokundu.

Çocuk korkuyla gözlerini açtı ve ağlamaya başladı. Ece onu kucağına aldı, o çırpınıyordu.

“Ağlama tatlım, sana zarar vermeyeceğim,” diye fısıldadı. “Hadi eve gidelim.”

Çocuk sakinleşti. Onu eve götürdü, ısEce onu yıkadı, doyurdu ve o günden sonra Deniz’in hayatı sevgi dolu bir yuva bulmuş oldu.

Rate article
Lifequest
Geçilmesi Gereken Sınavlar