Gösterinin Büyüsü

Bugün Elif iş gününün bitmesini dört gözle bekliyordu. Ofisten çıkınca sevdiği kocasının onu bekleyeceğini ve birlikte favori kafelerine gideceklerini hayal ediyordu. Tam beş yıl önce bugün, o kafede tanışmışlardı.

Ofisten çıkar çıkmaz arabasının yanında duran kocasını gördü, gülümsüyordu:
“Merhaba Canım,” diyerek ona sarıldı, o da yanağından öptü.

“Haydi kafeye gidelim mi?” diye sordu kocası, sesinde bir kararlılık vardı. Elif mutlulukla güldü ve başını salladı. Kocasından bir hediye bekliyordu.

Kafede biraz oturdular, ama kocası henüz bir şey vermedi. Sonra, “Hadi eve gidelim, hediyen orada seni bekliyor,” dedi gizemli bir ifadeyle.

“Gerçekten mi? Ne aldın bana? Neden buraya getirmedin?” diye şaşırdı Elif.

“Yakında göreceksin ve her şeyi anlayacaksın,” diye cevapladı kocası.

Eve vardıklarında arabadan indiler. Murat bir arabanın yanına gitti, anahtarla kapıyı açtı.

“İşte sevgili eşim, bu for you. Keyfini çıkar.”

Elif bu hediyeye şaşırdı, böyle bir şey beklemiyordu. Hemen boynuna sarıldı:

“Murat’ım, teşekkür ederim! Hep söylüyorum, dünyanın en iyi kocasına sahibim. Seni çok seviyorum.”

Kocasını zaten her hareketiyle sevdiğini belli ediyordu. Murat sık sık hafta sonları bile çalışıyor, ona güzel hediyeler almak için para biriktiriyordu. Ayrıca bir ev almak için de kenara para koyuyorlardı. Büyük bir müstakil ev hayalleri vardı. Ev aldıktan sonra çocuk sahibi olmayı planlıyorlardı. Şimdilik Elif’in babasından kalan üç odalı dairede kalıyorlardı.

“Artık bu senin araban. Ne kadar istediğini biliyorum,” dedi Murat.

Evde hem beş yıllık evliliklerini hem de yeni arabayı kutladılar. Kafede içki içemedikleri için şimdi şarap açtılar.

Ertesi gün Elif ofise kırmızı arabasıyla geldi. Neşe içinde içeri girdi, iş arkadaşları ne hediye aldığını merak ediyordu. Tabii herkes kutladı.

“Murat bana araba aldı! Beni çok iyi anlıyor,” diyerek gözlerini kıstı. “Arkadaşlar, ne kadar harika bir adam olduğunu bilmelisiniz. Beş yıldır tek bir ciddi kavga etmedik.”

“Böyle güzel bir hediye için tebrikler,” dedi iş arkadaşları.

Bazıları onun mutluluğuna içtenlikle seviniyordu, ama bazıları da bu parıltılı kadını yerle bir etmek istiyordu. Bunlardan biri de Nilay’dı—Murat’ın eski sınıf arkadaşı, Elif’e her zaman gıpta ediyordu. Okul yıllarından beri ona aşıktı. Şimdi Elif’e bakarken içinden geçiriyordu:

“Neden her şey birine, hiçbir şey başkasına? Bekle sen, daha çok sevinirsin,” diye düşündü, ama yüzünden gülümsemesi eksik olmadı.

Elif ise safça, mutluluğunu paylaşmanın doğru olmadığını anlamıyordu. Mutluluk sessizliği sever. İş arkadaşlarına her şeyi anlatıyor, onların da aynı şekilde hissettiğini sanıyordu. Kimsenin kıskançlıkla kötülük yapabileceğini düşünmüyordu.

Akşama doğru Murat aradı:

“Canım, acil bir iş çıktı, biraz gecikeceğim.”

Elif derin bir nefes aldı. Önemli değildi, çünkü o ev almak için çabalıyordu.

İş arkadaşlarına el sallayıp ofisten çıktı ve arabasına yöneldi.

“Haydi güzelim, eve gidelim,” diyerek arabasına baktı.

Yolda bir alışveriş merkezine uğradı. Murat’a bir kol saati beğendi.

“Bu ona harika bir hediye olacak,” diye düşündü.

Paketlenmiş hediyeyi alıp mutlu bir şekiElif, evine doğru yol alırken bir an durdu ve içinde büyüyen mutluluğu hissederek gülümsedi, çünkü hayatının en güzel yıllarının henüz başladığını biliyordu.

Rate article
Lifequest
Gösterinin Büyüsü