Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aile

Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aile

Ayşe, doktorun odasından mutlulukla çıktı, artık anne olacaktı. Eve hızlı adımlarla yürüdü, kocasına sürpriz yapmak istiyordu. Mehmet gece vardiyasından yeni gelmişti ve genellikle öğlene kadar uyurdu. Ama bugün erken kalkmış olmalıydı, çünkü Ayşe işten izin alıp doktor randevusuna gitmişti.

Ancak sürprizi kocası ona yaptı. Kapıyı anahtarla açtığında, koridordaki sehpanın üzerinde bir kadın çantası gördü.

“Bu da ne?” diye huzursuzlandı, “Bu kimin?”

Yatak odasının kapısını açmaya cesaret edemiyordu, içi korkuyla doluydu ama açtığında tahmin ettiği manzarayla karşılaştı. Yabancı bir kadın onun yatağındaydı ve yanında Mehmet vardı. Belki Ayşe’nin yüzündeki ifadedendi, belki de şaşkınlık, ama kadın hızla yanından geçip evden çıktı. Mehmet ise sakince kalkıp giyindi.

“Bavulunu al, eşyalarını topla ve şu sevgilininle birlikte defol!” diye sertçe emretti Ayşe ve odadan çıktı.

Kendini o kadar kötü hissetmişti ki hayatında böyle bir acı yaşamamıştı. Sonra ambulans, hastane ve doktorun kararı:

“Çocuğu kaybettiniz.”

Hastaneden çıkıp eve döndüğünde sessizlik ve kocasıyla kavganın izleriyle karşılaştı. Kendine geldikten sonra her şeye yeniden başlamaya karar verdi. Önce boşanma davası açtı. Mehmet o günden sonra ortada görünmemişti, mahkemede karşılaştılar. Suçlu gibi bakıyordu ama sesini çıkarmadı.

Aylar geçti, boşandıktan sonra bir buçuk yıl olmuştu. Erkeklere bakmıyordu, ilgilerini reddediyordu, henüz yirmi yıldır yedi yaşındaydı. İş yerindeki arkadaşları bile:

“Ayşe, neden sanki hayatın bitmiş gibi? Hayat devam ediyor. Başına kötü bir şey geldi ama önünde daha uzun bir ömür var,” diyorlardı.

“Bilmiyorum, içimde bir şeyler kırıldı, hayattan zevk alamıyorum,” diye açıklıyordu.

“Şu Ali’ye bir bak,” diye öneriyorlardı kızlar, “Sence rastgele mi seni iş çıkışı bekleyip eve bırakıyor? İyi bir adam, dikkat et ona.”

Ayşe gerçekten dikkat etti, hatta bir kafeye gittiler ve beraber yürüyüşler yaptılar. Zaman geçtikçe Ali’nin evlilik konusunu açmaya hazır olduğunu hissetti. Sonunda Ali:

“Hadi evlenelim Ayşe. Böylece seni her akşam eve bırakmak zorunda kalmam, birlikte döneriz,” dedi.

Evlendikten sonra her şey tam da böyle oldu. Birlikte işe gidip geliyorlardı. Akşam yemeklerini beraber yiyor, bazen yürüyüşe çıkıyor, televizyon izliyorlardı. Ayşe’nin en büyük hayali anne olmaktı ama bir türlü hamile kalamıyordu.

Bir gün, iş arkadaşlarıyla birlikte bir yetimhaneye yardım götürdüler. Firmanın desteğiyle, çocuklara hediyeler dağıtıyorlardı. O gün, dört yaşlarında bir kız çocuğunun üzgün bakışları dikkatini çekti. O andan sonra Elif adındaki bu kızı düşünmekten kendini alamadı.

“Ali, hadi yetimhaneden bir çocuk evlat edinelim. Kendimizinkini şimdilik yapamıyoruz. O çocukların gözlerini bir görsen… Umutla bakıyorlar herkese,” dedi.

“Ayşe, hepsini alıp götüremezsin, çok fazlalar,” diye cevap verdi Ali.

“En azından bir tanesini mutlu etsek, bu da bir şeydir,” diye ısrar etti.

“Gerçekten istiyor musun bunu?”

“Evet, Elif adında bir kız var, çok tatlı ve üzgün görünüyor.”

Ali, karısının bu isteğine şaşırdı çünkü daha önce bu konuyu hiç açmamışlardı. Kendi çocuğunu istese de kabul etti.

Elif, doğduğundan beri yetimhanede büyümüştü, annesi onu terk etmişti. Beş yaşına geliyordu. Ayşe, yetimhane müdürü Emine Hanım’la konuştu.

“Elif’i evlat edinmek istiyorum, ne yapmam gerekiyor, hangi belgeler lazım?”

“Kendi çocuğunuz yok mu?”

“Hayır, Emine Hanım, henüz yok,” dedi ve kaybettiği bebeğin hikayesini anlattı.

“Ama belki ilerde kendi çocuğunuz da olur. Eğer bunu, kaybettiğiniz çocuğunuzun yerine koymak için yapıyorsanız, yanılıyorsunuz. Evlat edinmek bunu unutturmaz. Elif’e bir aile vermelisiniz, kaybettiğiniz çocuğunuzu her zaman hatırlayacaksınız. Lütfen biraz daha düşünün, eşinizle konuşun, kesin karar verirseniz

Rate article
Lifequest
Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aile