İhanet, İkinci Perde

**İhanet, Bölüm İki**

İşe her gün birlikte gidip geliyorduk. Ayşe arabayı kullanırdı, sorumluluk sahibi, ciddi ve güzel bir kadındı. Deniz ise neşeli, biraz dağınık ama yakışıklıydı. On yıldır aynı ofiste, hatta aynı masada çalışıyorlardı. İkisi de evli değildi; çocukları büyümüş, kendi hayatlarını yaşıyorlardı. Ayşe’nin sevgili eşi yedi yıl önce bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti ve o zamandan beri aşkı düşünmüyordu bile.

“Ayşe, kendine bir adam bulmalısın. Evlilik demiyorum, en azından biriyle çık,” diyordu Deniz, umudunu hiç yitirmeyen, özgür ruhlu bir kadındı.

“Ben bunu düşünmek bile istemiyorum. Eşim benim diğer yarımdı. Onu kaybettim, artık kimse benim için o olamaz,” diye iç çekerdi Ayşe.

Deniz çok çekici, zarif, eğitimli ve bağımsızdı. Sekiz yıl önce, annesini ziyaretten erken döndüğünde kocasını başka bir kadınla evinde yakalamış, tek kelime etmeden eşyalarını kapının önüne koymuş ve boşanma davası açmıştı. O günden beri ilişkileri olmuştu ama hâlâ gerçek aşkı bulacağına inanıyordu. Ne var ki zaman geçtikçe umudu azalıyor, her seferinde “tam olarak değil” hissiyle kalıyordu.

Deniz, geçenlerde “kırkbeşlik” doğum gününü kutlamıştı. Ayşe’den iki yaş büyüktü. Restoranda yapılan parti harika geçmişti.

“Kırkını da restoranda kutlamıştın, ben yine de uyarmıştım,” diye hatırlattı Ayşe.

“Gerçekten mi? Halk arasında kırkın kutlanmaz diyorlar. Sen yine de restoranda eğlence düzenliyorsun.”

“Ayşe, boş batıl inançlara inanmam. Her şeye takılırsak hayatın tadı kaçar,” diye gülmüştü Deniz.

O gece restoranın diğer tarafında birkaç müşteri vardı. Aralarında, bir film yıldızını andıran yakışıklı bir adam oturuyordu. Ayşe fark etmemişti ama Deniz onu masalarına davet etmiş, yanına oturtmuştu.

“Deniz, bu adamı ne ara buldun?” diye fısıldadı Ayşe.

“Bana dans teklif etti, ben de doğum günüm olduğunu söyledim. Yarın hediye getirecekmiş,” diye gülümsedi Deniz.

O günden sonra Deniz, Murat’la görüşmeye başladı. İkinci buluşmalarında onun evli olduğunu öğrendi.

“Eşimle boşanma aşamasındayız, çocuklar büyüdü, bizi artık bir şey bağlamıyor,” diye ikna etmeye çalışmıştı Murat.

Murat’ın ilgisi gerçekten etkileyiciydi: çiçekler, lüks restoranlar, şehir dışı geziler… Sık sık Deniz’de kalıyordu. Ayşe, arkadaşını tanıyamıyordu.

“Deniz, kelebek gibi uçuyorsun, hiçbir şeyi düşünmüyorsun,” diye uyardı.

“Anlatamam Ayşe, o kadar harika ki… Sanırım aklımı kaybettim,” diye kahkaha attı Deniz.

“Bu kadar heveslenme. Gözlerinden belli, bu adam biraz yılanın biridir,” diye ısrar etti Ayşe, ama Deniz gülmekten başka bir şey yapmıyordu.

“Kıskanıyorsun,” dedi.

“Kıskanacak ne var? Sadece seni hayal kırıklığından korumak istiyorum. Çok hassassın.”

Zaman geçti. Deniz ile Murat’ın ilişkisi bir buçuk yıl sürdü. Murat artık boşanmaktan bahsetmiyordu. Üstelik, Deniz’den on yaş genç, özgür ve enerjik bir kadın bulmuş, ona kaymıştı. Deniz’e daha seyrek gelmeye başlamıştı. Sonunda Deniz dayanamadı:

“Murat, ne oluyor? Eşinle barıştın mı yoksa başka biri mi var? Eskisi gibi değilsin.”

“Üzgünüm, itiraf edeyim, âşık oldum. Sana söylemek istiyordum, ama sen önce davrandın. Kadın sezgisi işte… Hoşça kal, bana kızma. Böyle şeyler olur.”

Deniz, Ayşe’nin omzunda hıçkırıklara boğuldu. O kadar üzülmüştü ki, Ayşe ona acıdı. Ne kadar gözyaşı döktüğünü sadece Ayşe biliyordu.

“Bu hain için kendini harap etme. Sadece sıkıldı ve yeni bir oyuncak buldu. Aldatan biri. Anla artık. Aynaya baktın mı? Zayıflamışsın, gülümsemiyorsun. O adam bunları hak etmiyor. Sağlığın önceliğin olmalı.”

“Aklımla anlıyorum Ayşe, ama kalbim dinlemiyor. Ona çok âşık oldum.”

Deniz’i bu ıstıraptan kurtarmak için Ayşe onu sinemaya, etkinliklere götürdü. Hatta annesinin yazlık evine arkadaşlarını da çağırarak mangal partileri düzenledi.

“Ayşe, sen gerçek bir dostsun,” dedi Deniz, artık kendine gelmişti.

“Nihayet!” diye sevindi Ayşe.

Deniz yeniden gülüyor, giyiniyor, eski neşesine dönüyordu. Murat’tan hiç bahsetmemesi, yarasının kabuk bağladığını gösteriyordu.

Bir hafta sonu Ayşe, Deniz’i yazlığa davet etti ama o reddetti:

“Bugün gelemeyeceğim, işim var.”

Ayşe şaşırdı ama üzerinde durmadı. Pazar akşamı döndüğünde, sabah evden çıkarken gördüğü manzara karşısında donakaldı. Deniz’in apartmanının önünde bir araba ve yanında… Murat!

Yanılmamıştı. Tamamen aynı adamdı.

“Demek işin buydu,” diye düşündü Ayşe içinden. “Vah Deniz, vah…”

Deniz ofise neşeyle girdi, neredeyse geç kalıyordu. Ayşe’yi görünce biraz mahcup oldu.

“Selam millet!” dedi ve yerine oturdu.

“Selam. Seni o ‘bay böcek’ mi bıraktı? Onu apartmanın önünde gördüm.”

“AyşeDeniz gülümseyerek, “Evet, onunla İspanya’ya gidiyorum, belki bu kez her şey farklı olur,” dedi, ama Ayşe’nin gözlerindeki endişe hiç kaybolmadı.

Rate article
Lifequest
İhanet, İkinci Perde