Eskiden bir zamanlar, Fadime Ana’nın evine bir yabancı gelmişti.
“Fadime Ana, nasılsın? Biz Ahmet’le marketten dönerken uğradık, senin için de bir şeyler aldık,” diyerek kucaklıyordu Yıldız, aslında kan bağı olmayan bu kadını.
İkisi de karar vermişti: Fadime ile Yıldız birbirlerine anne-kız diyecekti. Fadime altmış altı yaşında, zorlu bir ömür geçirmişti. Hayat ona acımasızdı, ama on üç yıl önce Tanrı, kapısına Yıldız’ı göndererek ona bir armağan vermişti.
O akşam, yağmurlu bir sonbahar günüydü. Kapı çalındığında Fadime açtığında karşısında yüzünde yaralar, kir içinde genç bir kadın duruyordu.
“Gir kızım, korkma. Ben yalnız yaşarım,” dedi yumuşak bir sesle. Ona çay verdi, yaralarını sardı.
“Adın ne senin?” diye sordu. “Ben Fadime… Bana Fadime Ana diyebilirsin.”
“Yıldız,” diye fısıldadı genç kadın ve sonra hıçkırarak ağlamaya başladı.
“Ağla kızım, dök içini,” diyerek saçlarını okşadı Fadime. Zamanla Yıldız anlattı: Eşi onu dövüyordu, hamile olduğunu söyleyince de öfkeden gözü dönmüştü. Kaçıp kurtulmuştu, ama gidecek bir yeri yoktu.
“Korkma kızım. Seni korurum. İstersen hep burada kal,” dedi Fadime.
Öyle de oldu. Yıldız onun yanında kaldı, sonra Ahmet doğdu. Köylüler, “Fadime Ana, ne şanslısın. Kendi kızın terk etti seni, ama Yıldız sana kız oldu,” diyorlardı.
Bir gün köyden Mehmet, Yıldız’a gönlünü kaptırdı. Evlenme teklif etti. Yıldız tereddüt etti, ama Fadime, “Git kızım, iyi adamdır. Ahmet’i de sever,” dedi.
Yıldız sordu: “Fadime Ana, sen yalnız kalacaksın.”
“Ne yalnızı? İki ev ötede oturacaksınız, her gün görüşürüz.”
Evlendiler. Mehmet, Ahmet’i öz evladı gibi sevdi, sonra bir de kızları oldu. Fadime yalnız yaşıyordu, ama hepsi ona destek oluyordu.
Oysa eskiden her şey farklıydı…
Gençken Fadime, Arif’le evlenmişti. Bir kızları olmuştu, Nejla. Ama Arif içkiye düşkündü, sonra başka bir kadınla ilişki kurdu. Fadime dayanamayıp annesinin yanına döndü. Zor yıllar geçirdi, ama kızı büyüdüğünde onu da hayal kırıklığına uğrattı.
Nejla, annesinin ikinci eşi Zeki’yle ilişki yaşadı. Fadime, ikisini de evden kovdu. Zeki bir süre sonra pişman olup geri dönmek istedi, ama kapıyı kapattı ona. Nejla ise bir daha annesini aramadı.
“Tanrı onları yargılasın,” dedi Fadime.
Ama sonra Yıldız geldi, ev yeniden neşelendi. Şimdi bir kızı, bir damadı, torunları vardı. Yabancıydılar belki, ama artık canlarından bir parça olmuşlardı.




