Kızının Mutluluğu Her Şeyden Değerli

Ayşe Hanım tek başına yaşıyor ve komşularına vefasız kızı ile torunundan şikâyet edip duruyor, onu yalnız bıraktıkları için hayıflanıyor.

“Bütün hayatımı onlara adadım, ama en yakınlarım—acımasız ve duygusuz—bunu hiç takdir etmediler, beni kaderime terk ettiler.”

Ayşe Hanım hâlâ dinç bir yaşlı kadın, hep kendi yakınlarından dert yanıyor ama kızı Elif’in her ay para verdiğinden, torunu Damla’nın defalarca barışmaya çalıştığından bahsetmiyor. Barışmak için tek koşulu var: kocasından boşanması. Damla her seferinde iç çekip öylece gidiyor.

Damla’nın artık kendi ailesi var, Mehmet’le evlendi çünkü. İkisi de üniversiteyi bitirip işe girdi. Şimdilik Mehmet’in annesinde kalıyorlar, ama yakında kredi çekip ev almayı düşünüyorlar, hele ki ailelerine yeni bir üye katılmak üzere.

Damla’nın Mehmet’le evlenme hikayesi başlı başına bir macera. Ayşe Hanım’dan çektikleri yığınla…

Bir akşam Damla eve geldi, kapıdan girer girmez sevinçle haykırdı:
“Anne, anneanne, biz Mehmet’le evlenmeye karar verdik!” Henüz on dokuz yaşındaydı, önünde koskoca bir hayat vardı, heyecandan gözleri parlıyordu.

Anneannesi yavaşça başını kaldırdı, duymamış gibiydi, annesi Elif ise başını öne eğip sessiz kaldı. Damla anlam veremiyordu, neden onun için sevinmiyorlardı?

“Anne, anneanne, duymadınız mı? Dedim ya, evleniyorum!”

“Olacak iş değil!” diye birden sertçe çıkıştı Ayşe Hanım, torununun neşesi anında uçup gitti.

“Nasıl olmaz, anneanne, sana ne oluyor? Anne?” Biraz durakladı. “Ben sizin benim için sevineceğinizi sanmıştım, ama şimdi işler garipleşti…”

“Yoksa hamile misin?” diye sorguladı anneanne sert bir sesle.

“Yok, nereden çıkardın? Evlenmek isteyen herkes hamile mi oluyor?” diye karşılık verdi torun.

Elif sessizce oturuyordu, kızına bakmamaya çalışıyordu.

“İyi o zaman. Bu evlilik fikrini unut, en azından üniversite bitene kadar. Hadi sofraya otur,” dedi Ayşe Hanım.

“İstemiyorum, Mehmet’le zaten pizza yedik,” diye karşılık verdi torun şaşkınlıkla. Anlamıyordu, neden anneannesi bu habere böyle tepki vermişti?

Tuhaf, annesi susuyordu. Damla sevincini paylaşmak için koşa koşa eve gelmişti, ailesinin destek olacağını umuyordu.

“Anne, neden sessizsin?”

Elif sanki transından kırılmış gibi kaşlarını çatarak kızına baktı. Sonra hızlıca anneannesine bir göz attı, derin bir nefes alıp cevap verdi:

“Damla, anneannen haklı. Evlenmek için henüz erken, önce okulunu bitirmelisin. Hem şimdi bu yaşta evlenmek moda da değil,” diye iç çekti.

“Anne, umurumda değil moda olup olmaması! Biz Mehmet’le birbirimizi seviyoruz ve evleneceğiz. Okulu da bitiririz, merak etme. Ama evleneceğim, ne derseniz deyin. Mehmet’le kararımızı verdik.”

Ayşe Hanım dayanamadı, öfkeyle Elif’e döndü:

“Gördün mü? Beklediğin oldu. Tıpkı senin gibi, armut dibine düşmüş. Kızın da senin gibi bir fakirle evlenmeye kalkıyor. İyi ki ben o zaman seni durdurmuşum…”

Damla anlamamıştı. Babasını hiç tanımamış, hiç görmemişti. Annesine baktı, başı önüne eğilmişti.

“Annecim, anneDamla gülümsedi, Mehmet’in elini sımsıkı tutarken, “Anne, artık kendi yolumu çiziyorum,” dedi ve kapıdan çıkıp mutlu bir geleceğe doğru yürüdü.

Rate article
Lifequest
Kızının Mutluluğu Her Şeyden Değerli