Sana ait olan her şey seninle kalacak

İkinci haftadır iştahsız yiyorsun, aşık mı oldun yoksa, Derya? diye sordu Ayşe, evin hizmetçisi.

Evet, bir çocuğu beğeniyorum ama bana pek ilgi göstermiyor, diye itiraf etti Derya. O da üniversitede, paralel sınıfta okuyor. Beni fark etmesi için ne yapacağımı bilemiyorum.

Bir şey yapma, kızlar erkeklerin peşinden koşmaz, bizim zamanımızda…

Ayşe Teyze, yine başladın ‘bizim zamanımızda’ diye! Ama şimdi her şey farklı, diye çıkıştı Derya, kahvaltısını bitirirken. Tamam, kaçıyorum, bugün ilk derse geç kalmamalıyım, hoca öyle huysuz ki, derse bile almayabilir.

Koş koş, dedi Ayşe, onu kollayıp kapıyı kapattı.

Derya varlıklı bir ailede doğmuştu, çocukluğundan beri hiçbir şeyden mahrum kalmamıştı. Ona akıl hocası olan Ayşe, annesinin ablası ve aynı zamanda evin hizmetçisiydi. Büyükler ona Ayşe Hanım derken, Derya ona Ayşe Teyze diyordu.

Ayşe’nin kendi kaderi vardı. Köyde yerli bir adam olan Mehmet’le evlenmişti, çalışkan ve iyi yürekli bir adamdı, ama sadece bir yıl kadar birlikte yaşayabilmişlerdi. Mehmet ormancıydı, anlaşılan bataklıkta boğulmuştu. Uzun süre aradılar ama bulamadılar. Ayşe dul kaldı, çocuğu bile olmamıştı.

Üzüntüsünden önce bir manastıra kaçmayı düşündü, ama sonra fikrini değiştirdi.

Bana ne manastır kızı yakışır, daha çok gencim, yalan da söyleyebilirim, içimden geldiğinde küfredebilirim, diye düşündü. Köyde kaldı, ailesiyle yaşadı.

Küçük kardeşi Elif şehirde evlenmişti. Şanslıydı, kocasından beş yaş büyüktü ve zaten yüksek bir mevkide çalışıyordu. Zamanla Elif ve kocası büyük bir ev yaptırdılar, kızları Derya doğdu. O zaman Elif, Ayşe’yi köyden şehre çağırdı.

Ayşe, bize gel, biz çalışıyoruz, Derya’ya sen bakarsın, yemek yaparsın, kısacası ev işlerinde bana yardım edersin.

Olur Elif, memnuniyetle gelirim. Mehmet’im iyi bir adamdı, onun için gözyaşı döktüm, köyde kalsam özlemden kuruyup kalacağım. Bir daha da evlenmek istemiyorum, onu özlüyorum. Tabii gelirim, bütün ev işlerini ben hallederim. Eviniz koskoca bir konak neredeyse.

Böylece Ayşe, kardeşinin yanına şehre taşındı ve kendisine hizmetçi demeye başladı. Yemek yapmayı severdi, lezzetli yapardı, herkes onun yemeklerini beğenirdi. Gerçekten de evlenmeyi düşünmüyordu, evden pek çıkmazdı, sadece bakkala gider gelirdi, bahçeyi düzenler, çiçek eker, çalılara bakardı.

Ayşe, Derya’yı çok severdi ve onu kendi kızı gibi görürdü, çünkü çoğu zaman onunla vakit geçirirdi. Sonra okula götürür, okuldan alırdı. İyi yaşıyorlardı, Derya’nın en güzel oyuncakları, en şık elbiseleri vardı. Büyüdükçe evde temizlik yapmasına ya da yemeğini ısıtmasına gerek kalmazdı. Hepsi, tombul ve yastık gibi yumuşak Ayşe Teyze’nin işiydi.

Bazen Derya’ya ev işlerini öğretirdi.

Alış çalışmaya, Derya, diye öğüt verirdi neşeyle. Hayat ne getirir bilinmez, bugün güzel, yarın farklı olabilir. En önemlisi yemek yapmayı öğren, kadınlar için bu ilk kozdur. Bir kadın yemeğe ruhunu koyarsa, erkeği bununla büyüler. Her aşçının kendine has sırları vardır.

Senin de var mı? diye sordu Derya.

Elbette var, tabii ki!

Derya, güzel bir çocuk olan Can’a aşık olmuştu, onun kendisini fark etmediğini düşünüyordu ama Can onu fark etmişti. Üniversitede herkes kimin nasıl yaşadığını bilirdi, Derya’nın varlıklı bir aileden geldiğini de biliyorlardı. Can, yakışıklı ve uzun boylu bir çocuktu, mütevazı bir aileden geliyordu, annesi tek başına büyütmüştü onu.

Ailesi hiçbir şey fark etmemişti, onlar meşgul insanlardı, ama Ayşe hemen anlamıştı. Derya eve neşeyle geldi ve Ayşe Teyze’ye koşarak:

Buzlar çözüldü, bugün dersten sonra Can’la gezdik, bana dondurma ısmarladı, dedi.

Vay kurnaz, kızların tatlı sevdiğini biliyor, diye gülümsedi Ayşe. Peki sonra ne olacak?

Ne olacak, artık görüşeceğiz, diye güldü Derya.

Tabii gençlik işte. Ama önce onu bana göstermelisin. Sana hemen söylerim, layık mı değil mi.

Tamam, biraz daha görüşelim, zamanla onu eve davet ederim, diye söz verdi Derya.

Bir süre sonra Can, Derya’nın evine geldi. Ayşe Teyze onları doyurdu, çocuğa dikkatle baktı ama belli etmeden. Can gittikten sonra Derya sevinçle Ayşe’nin yanına koştu:

Can’ı beğendin mi? Çok iyi, değil mi?

Dışarıdan güzel, diye sakince cevapladı Ayşe, ama sana uygun değil, ruhu karanlık. Eve girdi, bizim köşkü görünce gözleri parladı. Kötü bir bakışı var, haset dolu. İşte sana benim öğüdüm…

Ayşe Teyze, yine mi uyduruyorsun, kiminle çıkacağıma ben karar veririm, diye kızarak cevap verdi Derya ve üst kata çıktı.

Ayşe üzülmüştü, neden Derya dinlemiyordu?

Boş ver, birkaç yara alacak. Ama sonra acı gözyaşları d

Rate article
Lifequest
Sana ait olan her şey seninle kalacak