Kaderini Sınama

Eskiden, hayat tecrübesinin yüksekliğinden bakan Nihal, hayatta hiçbir şeyin boşuna olmadığını anlamıştı, hatta bundan emindi. Her karşılaşma, her tanışma kaderin bir cilvesiydi.

“Rastlantı ya da tesadüf diyenler ne derse desin, öyle değil,” derdi kendinden emin bir şekilde. “Kaderin değiştirilebileceğini ya da aldatılabileceğini söyleyenler var, ama kimse bunu başaramadı. Herkesin bir sırrı vardır, derinlere gömülmüş, kimsenin bilmemesi gereken. Benim de var elbet,” diye düşünürdü bazen kendi kendine. “Ama kimse öğrenmesin isterim.”

Pencereden bakarken, çiçek açmış yabani bir elma ağacını görüp, yine böyle bir mayıs ayını hatırladı. Leylaklar etrafa mis gibi kokular yayarken, Nihal ile Leyla okuldan dönüyorlardı, lise son sınıftaydılar. O zamanlar bu mezuniyet sınıfıydı, kızlar sınavlara hazırlanıyordu. Çocukluklarından beri ayrılmaz ikiliydiler, yan yana otururlar, aynı sınıfta okurlardı. Birbirlerine anlattıkları sayısız sır vardı. Leyla daha utangaç ve nazikti, yanakları her zaman gelincikler gibi kızarırdı. Belki de bu yüzden elma gibi dolgun yanakları vardı. Nihal ise hareketli ve gözüpekti, her durumda arkadaşını korurdu.

“Leyla, gerçekten karşılık veremez misin? Bir kez olsun şu Turgut’a kitapla vursan, bir daha saçını sandalyeye bağlamaz,” diye öğüt verirdi Nihal.

Leyla’nın uzun bir örgüsü vardı, arkasında oturan Turgut sessizce saçını sandalyeye bağlardı, Leyla hiç fark etmezdi. Kalkarken aniden sandalyeye çöküverir, sınıftakiler gülerdi. Tabii kimse bilmezdi ki Turgut aslında ona âşıktı, böyle ilgisini belli ediyordu. Leyla’ya göre o fazla yaramaz ve küçük görünüyordu.

“Nihal, ona vurmaya kıyamam, her ne kadar hak etse de,” diye cevap verirdi Leyla.

“Peki, boş ver o zaman, bir dahakine ben hallederim onu,” diye söz verirdi Nihal.

“Bırak gitsin, aldırma,” diye geçiştirirdi arkadaşı.

Okul bittikten sonra, kızlar meslek yüksekokuluna gittiler, ticaret okuyacaklardı. Beraber ders çalışırlarken, arkadaşlıkları daha da güçlendi. Leyla artık biraz daha gözüpek olmuştu. Nihal, başka bir sınıftan Cemal’le çıkıyor, buluşmalara koşarken, Leyla evde otururdu.

“Leyla, hadi seni Cemal’in arkadaşıyla tanıştırayım, çok komik biridir, şakaları bitmez,” diye gülerdi Nihal. “Beraber gezeriz, Serhat da seni sordu zaten.”

“Yok, Nihal, öyle tanışmaları istemiyorum. Bilirsin, gerçekten âşık olmak istiyorum, bir kez ve sonsuza kadar.”

“Öylece evde oturup prensini beklersin o zaman. Yarın sinemaya gel bizimle,” diye ısrar ederdi arkadaşı.

Leyla, Nihal’i rahatsız etmek istemezdi, üçüncü kişi olmak hoş değildi. Kaderinin bir yerde onu beklediğine inanırdı, belki de vakti gelmemişti.

Bir gün Leyla, arkadaşının keyifsiz olduğunu fark etti:

“Bir şey mi oldu, Nihal? Neden böyle durgunsun?”

“Cemal’le kavga ettik, ağzına kadar. Sinemaya beraber gittik, sonra başka iki kızı görüp yanlarına gitti, gülüşüyordu. Ben kenarda öksüz gibi kaldım. On dakika sonra beni hatırladı. Sonra bütün film boyunca onlara baktı. Çıkışta üstüne yürüdüm, her şeyi söyledim.”

“O ne dedi?” diye merakla sordu Leyla.

“Ne mi dedi? Beni öyle bir tersledi ki… Üstüne bir de bıktım sen

Rate article
Lifequest
Kaderini Sınama