Gitmek mi Kalmak mı

Ayrıl mı, Kal mı

Elif kapıyı açtığında kızı Deniz ve gülümseyen tanımadığı bir genç karşısında duruyordu.

“Merhaba anne, tanıştırayım, bu Cem,” dedi Deniz heyecanla. “Babam evde yok mu?” Hızla konuşuyor, Cem’i içeri itekliyordu. “Gir içeri, çekinme, ailem çok sıcakkanlıdır.”

“Merhabalar,” diyerek utangaç bir selam verdi Cem ve içeri adım attı.

Elif onu rahatlatmak için gülümsedi ve başını salladı.

“Anne, önceden haber vermeden geldik, kusura bakma. Sadece bir çay içip sinemaya gideceğiz,” diye hızlıca açıkladı Deniz.

Cem nazik ve saygılıydı, konuşmaya çalışıyor ama fazla lafa girmiyordu.

“Anne, babam nerede? Cem’le tanışmasını istiyordum.”

“Baban nerede olacak, tabii ki garajda. Arabayı temizliyor, içini süpürüp yıkamak istedi. Bilirsin, oto yıkamaya güvenmez, kendi hallediyor,” dedi Elif.

Kısa süre sonra Deniz ve Cem gitmek üzere hazırlandılar. Cem kibarca teşekkür edip vedalaştı.

“Ne kadar terbiyeli ve saygılı bir genç,” diye düşündü Elif, kapıyı kapatırken.

Deniz üniversitede ikinci sınıftaydı, artık bir genç kızdı. Elif bile fark etmemişti nasıl büyüdüğünü. Şimdi sık sık annesine hayatla ilgili sorular soruyor, tavsiye bekliyordu: Ne yapmalı, nasıl davranmalı?

Bazen Elif ona yol gösteriyordu ama bazı durumlarda şöyle diyordu:

“Kızım, bu sorunun tek bir cevabı yok. Hayat bize tuzaklar kurar, her şeyin bir zamanı olduğunu hatırlatır.”

Herkesin kaderi kendine aitti. Elif, eşiyle yirmi yılı aşkın bir süredir evliydi ama hep bir yol ayrımında hissetmişti. Şimdi bile ilk tanıştıkları günü hatırlıyordu. Üniversite yıllarıydı, arkadaşı Ayşe onu Cemal’le tanıştırmıştı.

“Elif, bu Cemal, erkek arkadaşım Murat’ın dostu,” diyerek uzun boylu, utangaç bir genci işaret etmişti. “Murat uzun zamandır onu birileriyle tanıştırmak istiyordu. Neyse, siz anlaşın bakalım,” deyip dans eden kalabalığa karışmıştı.

Üniversitenin bahar balosundaydılar. Elif ve Ayşe son sınıftaydı. Ayşe ile Murat iki ay sonra evleneceklerdi. Cemal ise öğrenci kalabalığında kendini yabancı hissediyor, çekingen duruyordu.

“Cemal, sen nerede okuyorsun?” diye sordu Elif.

“Okumuyorum, üç yıldır şoförlük yapıyorum. Askerliği de bitirdim.”

“Garip, askerden gelmiş ama hâlâ çocuk gibi,” diye düşündü Elif. Abisi askerden bambaşka dönmüştü.

“Murat’la beraber askerlik yaptık, sonra aynı işe girdik. Ben sadece lise mezunuyum. Siz Ayşe’yle burada mı okuyorsunuz?”

Elif’in gözlerine bakarak gülümsüyordu. Gülüşü o kadar samimiydi ki, istemeden gülümsedi Elif. O an ona hiçbir şey hissetmediğini sanıyordu. Ama kim bilirdi ki bu adam onun kocası olacak?

Ama kaderin önüne geçilmezdi. Hayat her şeyi önceden bilseydik ne kadar sıkıcı olurdu. Cemal her buluşmada onu davet ediyor, Elif de “Bu son olsun,” diyor ama bir türlü vazgeçemiyordu. Bir yandan bu sessiz, iyi kalpli adama acıyor, diğer yandan başka birini bulamıyordu.

“N’apıyorsunuz Cemal’le?” diye soruyordu Ayşe.

“Bilmiyorum,” diye cevaplıyordu Elif.

Ayşe ve Murat’ın düğününde sağdıç ve nedime olmuşlardı. Elif üniversiteyi bitirip işe başladı. Cemal’le görüşmeleri devam etti. Zamanla ona alıştı, onun dürüstlüğünü fark etti. Bir gün annesine danışmaya karar verdi.

“Anne, Cemal’le ne yapacağımı bilmiyorum. Evlenmek istiyor ama ben karar veremiyorum. Güvenilir, çalışkan, şefkatli… Ama eğitimi yok, kitap okumayı sevmiyor.”

“Kızım, boşver. Kitaplar mı önemli, yoksa sevgisi mi? Zamanla her şey yoluna girer,” demişti annesi.

Zamanı gelince Cemal, kızararak ve heyecanla Elif’e evlenme teklif etti.

“Elif, bunu senin için aldım,” diyerek cebinden bir yüzük çıkardı. “Benimle evlenir misin?”

Elif sessizce yüzüğe baktı, sonra gülümseyerek:

“Kabul ediyorum. Peki çiçekler nerede?” dedi ve yüzüğü taktı.

“Ah, unuttum! Ama söz veriyorum, alacağım,” dedi Cemal.

Sonrasında Elif düşünüyordu: “Nasıl oldu da bu adamla evlendim? O kadar uzun süre onu ciddiye bile almamıştım.”

Belki de evlenmesinin sebebi, tüm arkadaşlarının evlenmiş olmasıydı. Kendine güvensiz hissediyordu, oysa güzeldi, belki biraz topluydu ama bu onu kötü göstermezdi.

Zamanla bir aile oldular. Diğer çiftler gibi onlar da günlük rutinlerle, akrabalarla, sorunlarla çevrildi. Cemal her sorunu çözmeye çalışıyordu. Ama ne kadar beraber yaşarlarsa, aradaki uçurumu o kadar derinden hissediyordu Elif.

Akşam yemeklerinde sadece gündelik konular konuşuluyordu. Elif ona bir filmi ya da sanat galerisinde gördüğü tabloları anlatmak istese de Cemal’in ilgisini çekmiyordu. Televizyonda ne izleyecekleri konusunda bile anlaşamıyorlardı. Tabii ki karar veren hep Elif oluyordu.

“Cemal, çizgi film izlemeyi bırak, çocuk musun?” diyordu.

“Çizgi film sadece çocuklar için mi?” diye gülümsüyordu Cemal.

Elif, eşinin eğitimsizliğini hissediyor, ona nasıl dav

Rate article
Lifequest
Gitmek mi Kalmak mı