Bir rüya gibiydi her şey, bulanık ve tuhaf. Beş yaşındaki Elif, gecenin bir yarısı evdeki gürültüyle uyandı. Pencerenin dışında hâlâ karanlık vardı. Odasından çıktığında, annesi Aylin’in yatağının başında beyaz önlüklü insanlar gördü. Aylin gözleri kapalı, hareketsiz yatıyordu.
“Anne, anneciğim…” diye fısıldadı Elif, sesi titriyordu. “Kalk, lütfen…” Gözyaşları yanaklarından süzüldü.
Aylin’i sedyeye yatırıp evden çıkardılar, hastaneye götürdüler. Babası Emre, Elif’le evde kaldı. Daha akşamken, annesiyle babasının kavga ettiğini duymuştu. Sık sık “Zeynep” adı geçiyordu. Zeynep, annesinin ablasıydı, ama çoktan vefat etmişti. Elif, büyükannesi Ayşe’nin köydeki evinde duvarda asılı olan Zeynep’in fotoğrafını hatırlıyordu.
Kavganın sebebini anlamamıştı Elif. Annesi ağlıyor, babası yüksek sesle bir şeyler söylüyordu. Sonunda hepsi uykuya dalmıştı. Şimdiyse annesine bir şey olmuştu.
“Baba, anneme ne oldu?” diye sordu, gözleri dolmuştu.
“Anlatsam mı, kızım… Kalbi zayıf. Üzülmemesi gerekiyor. Sen odana git, daha çok erken. Seni sonra okula götürürüm.”
Aylin’in gerçekten kötüleşmişti. Konuşamıyor, hareket edemiyordu. Emre, salondaki kanepede uyuyakalmıştı, Aylin’in onu çağıracak hâli yoktu. Ne olduysa, Emre gece ansızın uyanıp yatağın yanına gelmiş, Aylin’i omzundan sarsmıştı. Ama o gözlerini açmamıştı. Korkuya kapılan Emre hemen ambulansı aramıştı.
Sabah, Emre işe gitmek üzere hazırlandı, Elif’i de anaokuluna bırakacaktı. Şans eseri okul yakındaydı. Elif’i kapıya kadar götürdü, hafifçe itti:
“Koş kızım, kıyafetlerini kendin değiştirirsin. Ben işe yetişmem lazım. Akşam seni alır, anneni hastanede ziyaret ederiz.”
İşte kendini kaybetmişti, uykusuzluk ona ağır geliyordu. Rüya gibi bir sisin içindeydi. Ofiste ona yaklaşan, genç ve güzel Sevgi’ydi. Dispatcherdı, aynı zamanda onun gizli aşkı. Bir firma partisinden sonra kendini onun küçük evinde bulmuştu Emre. Sevgi’yle iki yıldır böyle devam ediyorlardı.
Karısı ihanetinden habersizdi, ama belki de hissediyordu. Dün akşamki kavganın sebebi de buydu. Aylin, işten dönerken Emre’nin iş yerindeki muhasebeci Neriman’la karşılaşmıştı. Konuşurlarken Neriman, Emre’nin dün seferden döndüğünü söylemişti.
“Nasıl döndü? O daha eve gelmedi!” diye şaşırmıştı Aylin.
“Arabasını gördüm,” demişti Neriman, sonra ağzından kaçırdığını fark edip sustu. Garajdaki herkes Emre’nin Sevgi’yle ilişkisini biliyordu.
Akşam Emre eve gelince, Aylin hemen sordu:
“Neredeydin sen? Dün dönmüşsün!”
“Kim söyledi bunu sana?”
“Söylediler işte! Kim olduğu seni ilgilendirmez!”
Söz dövüşü büyüdü, her şeyi yüzüne vurdular. Elif odasında duyuyordu. Bu seferki daha şiddetliydi.
Sonunda Emre itiraf etti, aldatıyordu. Belki de susaydı, Aylin’in kalbi dayanamazdı. Ama oldu.
Akşam, Emre Elif’i anaokulundan aldı, hastaneye gittiler. Aylin solgun yatıyordu, serum bağlıydı. Elif annesine bakarken içi burkuldu. Aylin zorla gülümsedi, ama Emre’ye bakışları buz gibiydi.
Emre kararını vermişti, Aylin’den ayrılacaktı. Üstelik Sevgi ısrar ediyordu, çünkü ondan hamileydi. Ama Aylin’e şimdi söyleyemezdi, doktor kesinlikle üzülmemesi gerektiğini tembihlemişti.
Zaman geçti. Aylin hastanedeyken, Emre sefere çıkmadı. Patronu anlayış gösteriyordu. Birkaç kez daha Elif’le hastaneye gittiler. Sonra büyükanne Ayşe geldi, torununa dedi ki:
“Elifçiğim, odanda biraz bekle. Babanla konuşmam lazım.”
Elif odasına geçti. Önce sakin konuşuyorlardı, sonra Ayşe’nin yine Zeynep’ten bahsettiğini duydu. Emre sert bir şekilde cevap verdi.
Ayşe, damadının yıllardır kızını aldattığını öğrenmişti. Müdahale etmemişti, ama Aylin hastanelik olunca dayanamadı. Emre küstahça davranıyor, “Karışma” diyordu.
Aylin taburcu oldu, ama çalışması yasaktı. Ayşe, onu ve Elif’i köye götürmeyi teklif etti. Temiz hava, sessizlik iyi gelirdi. Elif sordu:
“Peki ya babam?”
“Artık gelmeyecek kızım,” dedi Aylin. “Büyüyünce anlarsın. Biz büyükannene gideceğiz, orada okula başlayacaksın. Benim dinlenmem lazım, yoksa yine hastaneye düşerim.”
Elif bilmiyordu ki, Aylin hastaneden çıkmadan önce Emre’ye son bir şey söylemişti:
“Eşyalarını al ve git. Boşanma davasını ben açacağım. Seni asla affetmeyeceğim. Zaten Elif senin öz kızın değil.”
Emre Sevgi’ye taşındı, bir daha görünmedi.
Köyde hayat sakin geçiyordu. Ama bir gün Elif, büyükannesiyle komşu Teyze Fatma’nın konuşmasını duydu:
“Damat ne oldu? Genç birini buldu, ona gitti. Sağlıklı bir eş istiyor. Zaten çocuk da doğurdu, işte böyle…”
Aylin hastaydı. Bazen saatlerce duvardaki Zeynep’in fotoğrafına bakıp derin iç çekerdi. Bir gün gözya




