Başka Zamanlar Vardı

Eskiden Zamanlar Çok Başkaydı

Yıllar yıllar önce, hayat çok farklıydı, hele köydeki yaşam bambaşkaydı. Her şeyin bir âdeti, bir töresi vardı. Evlatların kaderini anne babalar çizer, kimi gösterirlerse onunla evlenirlerdi. Aşk mı? Kimsenin umurunda değildi. Zaten onların ataları da böyle yaşamıştı, dedeleri de…

**Nazlı**, dört çocuklu bir ailenin en küçük kızıydı. Ev işlerini çoktan öğrenmişti. On yedi yaşına bastığında, köyün öbür ucunda oturan **Cemal**’e gönlünü kaptırdı. Cemal, Nazlı’nın evinin önünden sık sık geçer, ikisi de birbirine gizlice bakar, gözlerinin içi gülerdi.

Babası **Hüseyin**, bir gün sertçe sordu:

*”Nazlı, bu Cemal niye durmadan evimizin önünde dolaşıyor? Köyün öteki ucunda oturan adamın burada ne işi var?”*

Nazlı, başını öne eğip mırıldandı: *”Bilmem ki baba…”*

Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu.

*”Bilmezsin ha? Evlenmek mi istiyorsun? Ben sana öyle bir damat bulurum ki, bu Cemal’in sırtı yere gelmez. Annesiyle yıkık dökük bir evde yaşıyorlar. Sana layık değil!”*

Hüseyin, kızını bir an önce evlendirmeye karar verdi. Yoksa bu Cemal’le başı belaya girecekti.

*”Hatice, Nazlı’nın çeyizi hazır mı?”* diye sordu karısına.

Hatice şaşkın şaşkın baktı:

*”Hüseyin, niye soruyorsun? Bir şeyler var ama daha çok genç kız. Evlendirmeyi mi düşünüyorsun? Hem en küçüğümüz o…”*

Hatice, kocasının inadetini bilirdi. Bir kere aklına koydu mu, kimse vazgeçiremezdi. Kendisi de Hüseyin’e istemeden gelin gitmişti. Sevmiyor, korkuyordu kocasından.

*”Genç değil artık. On yediye basacak, tam evlilik çağı. Hem bu Cemal’in dolanıp durmasına göz yumamam!”*

Hatice’nin içi cız etti. Çünkü Nazlı, gizlice ona Cemal’i sevdiğini anlatmıştı.

*”Anne, elimde değil! Cemal’i görünce kalbim hop ediyor. Konuşmak istiyorum ama babamdan korkuyorum.”*

*”Aman kızım, sakın ha! Babana hiç belli etme. Cemal’i sevmiyor o.”*

**Sevilmeyen Biriyle Evlilik**

Nazlı on yedi yaşına basar basmaz, köyün ağası **Mehmet**, söz gönderdi. Ailesi, Nazlı’nın evine iki ev ötede otururdu. Varlıklıydılar: bir inekleri, bir de atları vardı. Üç oğullarından Mehmet henüz beklenirdi.

Ama Nazlı, Mehmet’i hiç sevmemişti. Kızıl saçlı, çilli, dağınık bir delikanlıydı. Her geçişinde Nazlı’nın evinin önünde durur, avludan bir şeyler seyrederdi. Nazlı ise ondan hep saklanırdı. Üç yaş büyüktü. Çocukken bile hep uzak durmuştu Mehmet’ten. Bir keresinde, yedi yaşındayken, dere kenarında onu boğulmaktan kurtarmıştı bile.

*”Babama söyleme, yoksa bir daha dışarı çıkmama izin vermez!”* diye yalvarmıştı Nazlı, titreyerek.

Mehmet de *”Söylemem, hadi koş eve!”* demişti.

Kimseye anlatmamıştı, Nazlı’nın ailesi hâlâ habersizdi bu olaydan.

Bir gün Hüseyin, Cemal’i yakalayıp sertçe uyardı:

*”Burada dolanma daha! Nazlı’mı sana vermeyeceğim. Yarın söz kesilecek, ona göre!”*

Cemal, Hüseyin’in yüzüne baktı. Gerçek mi diye düşündü. Ama belliydi ki Nazlı’nın babası kararlıydı. Tek kelime etmeden dönüp gitti.

**Zoraki Nikah**

Ertesi gün, söz kesildi. Nazlı, yeni elbisesiyle perdenin arkasından çıktı. Mehmet, onu görünce heyecanlandı, yüzü kızardı.

*”Alının mallı, satılın mallı!”* diye bağırdı görücü kadın.

Hüseyin, Mehmet’in heyecanını görünce memnun oldu: *”İşte malımız!”* dedi.

Nazlı utancından yerin dibine girdi.

Kısa bir düğünden sonra, Nazlı, Mehmet’in evine gelin gitti. Kayınvalidesi iyiydi, ona sıcak davrandı. Zaten uzun zamandır Nazlı’yı gelinleri olarak düşünüyorlardı.

Ama Nazlı’nın içi karanlıktı. Başkasını seviyordu ama Mehmet’le evlenmek zorunda kalmıştı. Dualar ediyordu:

*”Allah’ım, bana sabır ver. Mehmet’i kocam olarak kabul etmemi sağla. Cemal’i unutayım. Artık kaderim budur.”*

Zaman geçtikçe alıştı. Aşk denen şeyi unuttu. Mehmet’ten bir oğlu oldu, kızıl saçlı, tıpkı babası gibi. Ona *”Güneşim”* diyordu. Mehmet de iyi bir koca çıktı. Nazlı’yı ve oğlunu severdi, hiç kötü davranmazdı. Nazlı, zamanla onun yüreğindeki iyiliği gördü.

Cemal de evlenmişti. Nazlı, bunu kocasından duydu. Artık köyden hiç çıkmıyordu, ailesi gelip torunlarını görüyordu. Annesi mutluydu:

*”Kızım, rahatın yerinde. Kimse sana kötü davranmıyor. Huzur içindesin.”*

**Felaket Geliyor**

Nazlı, üç oğul doğurdu. Zaman geçti, çocuklar büyüdü. Otuz beş yaşındayken, bir facia oldu. Mehmet ve kayınpederi tarladaydı. Yağmur yaklaşıyordu, aceleyle otları topluyorlardı. Bir anda yıldırım düştü, ikisi de yığılıp kaldı.

Evde yas koptu. Kayınvalidesi, acıya dayanamayıp iki ay sonra öldü.

*”Allah’ım, üç çocukla ben ne yapacağım?”* diye ağladı Nazlı.

Babası Hüseyin, *”Korkma kızım. Evin var, birini bulur

Rate article
Lifequest
Başka Zamanlar Vardı