Mükemmel Eş

Üniversitedeyken Alper, evleneceği kızın sakin ve dengeli biri olması gerektiğine karar vermişti. Ailesi için böyle kızlar daha uygundu. Ama diğerleriyle de çıkmıştı; hareketli, konuşkan, hemen çiçekler, hediyeler, kafeler isteyenler vardı. Fakir bir öğrenci nereden bulacaktı bu parayı? Bu yüzden kızları tanımaya çalışıyordu.

Üniversitenin son yıllarında Elif’le çıkmaya başladı; akıllı, sakin, titiz bir kızdı. Her şeyde ne kadar düzenli olduğu belliydi.

“Murat,” dedi Alper bir gün arkadaşına, “galiba evlenme vakti geldi. Sen zaten evlisin, üstelik çocuk da bekliyorsunuz.”

“Vay be Alper, ben de zaten hep bunu söylüyorum! Peki, karar verdin mi? Elif’le mi evleneceksin? Harika bir kızdır, aklı başında, güzel, en önemlisi de sakin, hiç histerik değil. Öyle şeyler yaptığını hiç görmedim. Titizliği de müthiş, notları hep düzgün, ben ondan öyle çok kopya çektim ki…”

“Evet Murat, bence de en uygun seçenek o, en azından tanıdıklarım arasında,” diye güldü Alper.

Üniversite bitmeden Elif’e evlenme teklif etti, o da kabul etti.

Elif, küçük kız kardeşiyle birlikte neredeyse her zaman evde tek başlarına büyümüştü. Babası uzun yol şoförüydü, sık sık evden uzak kalırdı. Annesi de çalışıyordu, akşama doğru gelirdi. Bu yüzden Elif büyüdüğünde evin işlerini o üstlendi; kardeşini doyurur, ödevlerini kontrol ederdi. Annesi çok zorlamasa da, Elif zaten öyle bir karakterdi.

Elif, kardeşi ve annesiyle bazen teyzesi Ayşe’yi ziyarete giderdi. Teyzesinin evine her gidişinde hayran kalırdı.

“Teyzemin evi ne kadar temiz,” diye geçirirdi içinden, evi gezerken. “Öyle güzel tığ işi örtüler var ki…”

Bardaklar pırıl pırıldı. Ev steril gibiydi, sanki kimse yaşamıyormuş gibi. Elif o zamanlar anlamamıştı, bu özelliğini teyzesinden aldığını. Kendi evinde de hep temizliğe önem verirdi, ama her zaman başaramazdı. Defterleri ve çalışma masası ise hep düzenliydi. Üniversitede de notlarını itinayla tutar, sınavları başarıyla geçer, her zaman tertemiz giyinirdi.

Elif ve Alper evlendiklerinde hemen ayrı eve çıktılar. Alper’in küçük de olsa iki odalı bir dairesi vardı.

“Alper, iyi düzen kurmuşsun,” derdi Murat kıskanmadan. “Hem evin var hem de güzel bir eş. Biz hâlâ kiracıyız, kendi evimiz de görünmüyor.”

Elif evlendikten sonra mükemmel bir yuva kurmaya karar verdi. Teyzesinin evi gibi… Temizlik ve düzen takıntılıydı, tam bir mükemmeliyetçiydi.

Kimse ona anlatmamıştı ki, bir eş ve anne için öncelik ailenin mutluluğu olmalıydı, dış görünüş değil. Ama bunu anlaması için hayat ona bir ders vermeliydi.

Alper’le birbirlerine hiç benzemiyorlardı. Alper gürültücü, sosyal, arkadaş canlısı, yerinde duramayan biriydi. Elif ise tam tersiydi. Alper doğaya çıkmayı, balık tutmayı, mangal yapmayı severken, Elif’in en sevdiği şeyler nakış işlemek, bazen örgü örmek ve kitap okumaktı.

Büyük oğulları doğmadan önce Elif, Alper’in doğa gezilerine katlanıyordu. Hiç sevmiyordu ama eşini desteklemek için gidiyordu.

Yaz gelince Alper’in gözleri parlardı.

“Elif, yarın çadırla nehre gidiyoruz. Balık tutacağız, mangal yapacağız. Hazırlan.”

“Alper, ben senin bu doğa sevdandan hiç hoşlanmıyorum. Sadece sivrisineklere yem oluyoruz, üstüne bir de sert zeminde uyuyoruz. Her yer mikrop dolu, bir şey kaparsak…” diye karşı çıkardı. Ama biliyordu ki Alper vazgeçmez, hazırlanmak zorundaydı.

Hamileliği ilerleyince gitmemeye başladı, Alper de ısrar etmedi. Bu arada evini düzene sokmaya devam etti. Temizlik, sağlıklı yemekler, hijyen… Tabii ki istediği gibi bir yuva kurmuştu.

“Elif, evin ne kadar steril ve düzenli,” diye şaşırırdı üniversiteden arkadaşı Zeynep ziyarete geldiğinde. “Sen mükemmel bir eşsin. Bunların hepsine nasıl yetişiyorsun? Ben beceremiyorum. Evim tam bir karmaşa, oğlanlar her yeri altüst ediyor. Onları yanımda getirmek bile istemiyorum, geldikten sonra evi tanıyamıyorum,” diye gülerdi. “Ama eşim çok iyi, bana ara sıra nefes aldırıyor. Çocuklarla kendisi gezdiriyor, beni de dinlenmeye gönderiyor.”

Alper hareketli ve enerjikti. Bazen öğle vakti Elif’i yatak odasına çekmeye çalışır, o da direnirdi.

“Henüz ütülenmemiş çamaşırlar var, ütülemezsem kırışır, sonra daha zor olur.”

“Elif, bana ütülü çarşafta mı yoksa ütüsüz mü yattığımızın bir önemi yok,” diyerek sarılırdı Alper. “Bazen evimiz ameliyathane gibi geliyor, o kadar steril ve temiz,” der, boynundan öperdi.

“Alper, temiz ve düzenli bir evde yaşamak hoşuna gitmiyor mu?”

“Gitmiyor demedim, çok hoşuma gidiyor. Ama bence bu işi biraz abartıyorsun,” diyerek onu yatak odasına çekerdi.

Bir akşam işten döndüğünde Alper heyecanla anlattı:

“Elif, arkadaşlarla hafta sonu köye gidiyoruz. Kayak ve kar motoru yapacağız. Hadi sen de gel. Mangal ve hamam var. Hamamı sevmiyorsan bile temiz havada dinlenirsin, sana iyi gelir. Köy evinde gecelemek de süper olur, sobayla falan…”

“Ne diyorsun

Rate article
Lifequest
Mükemmel Eş