Başka Zamanlar Vardı

Eskiden çok farklı zamanlar vardı, özellikle köyde. O zamanlar her şey başkaydı, kendine has kuralları, âdetleri ve töreleri vardı. Evlatların kaderini ebeveynler belirlerdi; kimi gösterirlerse, kimi uygun görürlerse, kız ya da oğlan onunla evlenirdi. Gençlerin birbirini sevmesi kimsenin umurunda olmazdı. Zira böyle yaşamışlardı onların da ataları, dedeleri…

**Serap**, dört çocuklu bir ailenin en küçük kızıydı. Ev işlerini çoktan öğrenmişti. On yedisine bastığında, köyün öbür ucunda oturan **Cemal**’e gönlünü kaptırdı. Cemal, sık sık Serap’ın evinin önünden geçer, bir bahane bulup orada dururdu. Birbirlerine bakışları, bütün hislerini ele verirdi.

Bir gün babası **Hüseyin**, sert bir sesle sordu:

“Serap, bu Cemal niye durmadan evimizin önünde dolanıp duruyor? Köyün öteki tarafında oturuyor, burada işi ne?”

Serap gözlerini yere indirdi, yüreği hızla çarpıyordu:

“Bilmem ki baba…”

“Bilmezsin tabii! Evlenmek mi istiyorsun? Sana koca bulurum ben, ama bu Cemal değil! Annesiyle birlikte yıkık dökük bir evde oturuyorlar. Senin gibi kıza yakışmaz böyle biri.”

Hüseyin, kızını hemen evlendirmeye karar verdi. Yoksa Cemal’le işi bitiremezdi, ki ondan hiç hoşlanmazdı.

“Anne, Serap’ın çeyizi hazır mı?” diye sordu karısı **Fatma**’ya.

Fatma korkuyla baktı kocasına:

“Hüseyin, niye soruyorsun? Var tabii, ama daha çok genç kızımız. Yoksa evlendirmeyi mi düşünüyorsun?”

“Genç değil artık. On yedisine geliyor, tam evlenecek yaşta. Hem şu Cemal’den kurtulalım. Benim damadım olamaz!”

Fatma iyice korktu, çünkü Serap gizlice ona Cemal’i sevdiğini anlatmıştı.

“Anne, elimde değil, Cemal’i görünce yüreğim yerinden oynuyor. Konuşmak istiyorum ama babamdan korkuyorum.”

“Ah kızım, sakın ha! Babamızı bilirsin, Cemal’den hoşlanmaz.”

**Sevmediği Biriyle Evlenmek**

Serap on yedi yaşına basar basmaz, komşuları **Mehmet** sözcü gönderdi. Mehmet’in ailesi, Serap’ların iki ev ötesinde oturuyordu. Varlıklı sayılırlardı; inekleri, atları vardı. Üç oğullarından en küçüğü Mehmet henüz bekârdı, evine bir gelin lazımdı.

Serap hiçbir zaman Mehmet’i beğenmemişti. Kızıl saçlı, çilli, dağınık bir adamdı. Ama her geçişinde Serap’ın evinin önünde durur, avluda bir şeyler arardı. Onu görmek için bahane yaratırdı. Serap ise ondan hep saklanırdı. Mehmet, Serap’tan üç yaş büyüktü. Çocukken bile ondan uzak durur, kızıl saçlı çocuklardan hiç hoşlanmadığını söylerdi.

Bir gün, yedi yaşlarındayken, Mehmet onu nehirden çıkarmıştı. Serap, dişleri titreyerek, “Babama söyleme, yoksa bir daha dışarı çıkmama izin vermez,” diye yalvarmıştı.

Mehmet de kimseye anlatmamıştı.

Bir gün Hüseyin, Cemal’i yakaladı ve sertçe uyardı:

“Bu taraflarda dolaşma! Yarın sözcüler geliyor, Serap’ı evlendiriyorum. Bir daha seni burada görmeyeyim!”

Cemal şaşkınlıkla baktı, sonra dönüp köyün öteki ucuna yürüdü. Çok üzgündü, ama babanın kararı değişmezdi. O zamanlar köyde kimse sevdiğiyle evlenemezdi.

Akşam yemeğinde Hüseyin, sert bir ifadeyle kızına baktı. Serap, bu bakıştan hiç hayır çıkmayacağını anladı.

“Anne, sen de Serap da yarın sözcüleri karşılamaya hazır olun. Artık evlenme vakti geldi. Yeni elbisen, kurdelelerin hazır. Anlaşıldı mı?”

Serap titrek bir sesle, “Anlaşıldı baba… Kiminle evleneceğim?”

“Mehmet’le. Çalışkandır, evleri düzgündür, aç kalmazsın. Kayınvaliden de iyi kadındır. Mehmet’in kızıl saçlı olmasına bakma, iyi koca olur.”

“Baba, ondan hoşlanmıyorum…” diyebildi Serap, ama babasının kaşları çatılınca sustu.

“Sus! Kim sana soracak?”

**Kaderine Boyun Eğmek**

Bütün gece ağladı Serap. Mehmet’le evlenmek istemiyordu, ama babanın kararı değişmezdi. Annesi de onu teselli etmeye çalıştı:

“Kızım, Allah’ın dediği olur. Baban ne derse o olacak. Kabullen.”

“Anne, ama Mehmet’i hiç sevmiyorum. Nasıl yaşayacağım?”

“Ben de öyle yaşıyorum işte…”

Ertesi gün sözcüler geldi. Mehmet pırıl pırıldı, yeni elbiseler giymiş, saçlarını kestirmişti. Serap, perdenin arkasından çıkıp geldi. Yeni elbisesi, örgülü saçları, kırmızı kurdeleleri vardı. Mehmet onu görünce heyecanlandı, yüzü kızardı.

“Bizde alıcı, sizde satıcı var,” dedi sözcü kadın.

Hüseyin, Mehmet’in heyecanını görünce memnun oldu. “İşte bizim kızımız,” dedi gururla.

Serap utancından başını eğdi. Nişanlandılar, düğün yapıldı ve Serap, Mehmet’in evine gitti. Kayınpeder ve kayınvalidesi ona iyi davrandı. Zaten uzun zamandır onu gelin olarak istiyorlardı.

Ama kimse Serap’ın yüreğindeki karanlığı bilmiyordu. Başkasını seviyordu, ama Mehmet’le evlenmişti.

“Allah’ım, bana sabır ver. Mehmet’i kocam olarak kabul etmemi sağla. Artık Cemal’i unutacağım. Mehmet benim kaderim,” diye dua etti.

Zamanla alıştı. Aşk diye bir şey olduğunu unuttu. Mehmet

Rate article
Lifequest
Başka Zamanlar Vardı