Daima Döndü

Sonsuza Dek Geri Döndü

Annesi evlenmeye hazırlanırken, Elif hiç itiraz etmedi. Annesinin seçtiği adam, sakin ve dengeli bir insan olan Mehmet, ona her zaman iyi davranmıştı. Annesine de özenli ve şefkatle yaklaşıyordu. Her şey yolundaydı, ama on beş yaşındaki Elif bir şart koştu:

“Anne, evlenmene karşı değilim, hele ki Mehmet amca iyi bir insan. Yalnız kalacaksın, ben de bir gün üniversite için gideceğim zaten. Ama ben büyükannemin yanına taşınacağım.”

“Büyükannemin yanına mı? Şehre mi? Daha on beş yaşındasın, reşit değilsin, nasıl seni gözetimsiz bırakayım?” diye karşı çıktı annesi.

“Anne, neden gözetimsiz? Büyükannemle yaşayacağım. O seni tek başına büyütmüş, benimle de ilgilenir. Hem zaten onunla konuştum, gelmemi çok istiyor,” diye ısrar etti Elif.

“Demek benim haberim olmadan her şeyi hallettiniz,” dedi annesi, biraz üzgün, biraz da hayal kırıklığıyla.

“Anne, inan bana bu herkes için daha iyi olacak. Mehmet amca iyi biri olsa da, benim için o bir yabancı.”

Annesi derin bir nefes aldı, düşüncelere daldı, tam o sırada telefonu çaldı. Büyükannesi Ayşe Hanım arıyordu.

“Merhaba kızım, Elif’le taşınma konusunda anlaşabildiniz mi? Bence benim yanımda daha iyi olur. Torunumu çok sevdiğimi biliyorsun, neredeyse yetişkin bir kızla başa çıkamayacak mıyım?”

“Evet anne, Elif’i sevdiğini biliyorum, ama anlarsın ya, bir annenin kalbi…”

“Her şey yoluna girecek, endişelenme kızım. Seninle başa çıktıysam, Elif’le de iyi geçiniriz. Ona göz kulak olurum.”

Annesi büyükannesiyle konuşmasını bitirdi, Elif ise eşyalarını toplarken neşeyle ekledi:

“Anne, üzülme, her şey süper olacak!”

Ayşe Hanım, kırılgan bir kadın değil, aksine sağlam karakterli, emekli bir matematik öğretmeniydi. Elif’in de huyu biraz sertti. Ara sıra küçük tartışmalar yaşanıyordu, ama Ayşe Hanım aynı zamanda bilge bir kadındı. Hiçbir kavgayı büyütmezdi.

Bazen tartışırlardı, ama aynı gece büyükanne torununun odasına girer, kıvırcık saçlarını okşar ve ona masallar anlatırdı. Torunu bir gülümsemeyle uykuya dalar, öfkesini unuturdu. Bazen de barışmayı Elif başlatırdı, haksız olduğunu anlar ve büyükannesini üzdüğü için pişman olurdu.

O zaman torun, Ayşe Hanım’ın sevdiği lokumlardan alır, çay demler ve barışırlardı. Böylece Elif’in şehirden ayrılacağı güne kadar mutlu mesut yaşadılar. Üniversiteyi burada bitirdi, işe girdi, ama maaşı azdı. İş arkadaşları ona Antalya’da büyük bir şirket olduğunu, mükemmel yöneticiler ve iyi maaşlar verdiklerini söyledi.

“Büyükanne, bana kızma, beni doğru anla. Senden çok uzaklara gidiyorum, ama her zaman iletişimde olacağız.”

“Elif’im,” dedi büyükanne, saçlarını okşayarak, “Gerçekten o kadar uzağa gitmen mi gerekiyor? Burada iş bulamaz mısın?”

“Büyükanne, burada çalıştım zaten,” diye yanıtladı torunu, “Ne oldu? Önce staj yaptım, sonra en düşük dereceden uzman olarak işe alındım, maaşım da üç lira.”

“Ama daha yeni mezun oldun, tecrüben yok. Herkes böyle başlar. Acele etmene gerek yok. Doğduğun yerde mutlu olursun,” diye ikna etmeye çalıştı Ayşe Hanım.

Ama Elif kararlıydı. Toparladı, bavulunu hazırladı ve şehirden ayrıldı.

Yeni yerinde şansı yaver gitti. İyi bir pozisyona girdi, güzel bir maaşla çalışmaya başladı, hatta yurtta kalıyordu, kira derdi yoktu. İlk maaşını alınca çok sevindi. İşten çıkınca markete uğradı, bir sürü lezzetli şeyler aldı, büyükannesinin sevdiği lokumlardan bile. Akşam tek başına çay içerken, bu tatlıları paylaşacak kimsesi olmaması onu hüzünlendirdi. Lokumlar vazoda öylece kaldı.

Zaman geçti, annesi ve büyükannesiyle neredeyse her gün konuşuyordu. Biriktirdiği paralarla araba almayı planlıyordu. Ama insan plan yapar, kader başka türlü yazar…

Bir gün annesi aradı, Ayşe Hanım’ın vefat ettiğini söyledi.

“Nasıl anne, ne oldu?” diye ağlayarak sordu Elif.

“Kalbi kızım, büyükannemin kalbi zayıftı, ama bunu bizden saklamış. Şikâyet bile etmezdi.”

Elif için bu beklenmedik ve korkunç bir kayıptı. Takside otururken gözyaşları yanaklarından süzülüyordu.

“Kötü mü hissediyorsunuz, yardımcı olabilir miyim?” diye sordu şoför.

“Hayır, teşekkürler, kimse yardım edemez,” dedi Elif. Evde ağlayabileceğini biliyordu, ama gözyaşlarını tutamıyordu.

“Neden böyle oldu?” diye düşündü üzüntüyle. “Büyükannemin cenazesine bile yetişemedim, uçuş ertelendi, sis vardı… En sevdiğim insanla vedalaşamadım.”

Kapının önünde durdu, artık bu ev ona aitti. Ayşe Hanım, sağlığında tapuyu ona devretmişti. Uzun süre anahtarı çeviremedi, ama sonra kararlı bir hareketle kapıyı açtı. Evde çınlayan bir sessizlik vardı.

“Galiba satmam gerekecek,” diye düşündü Elif ve oturma odasına geçti, en sevdiği koltuğa yerleşti.

Büyükannesinin onu karşılarken neşeyle, “Elif’im, ellerini yıka, çay demliyorum,” dediği

Rate article
Lifequest
Daima Döndü