Hayalin Peşinde

Zahid’in Gizli Hayali

“Zahid, yine okuldan yırtık pantolonla geldin!” diye sitem etti annesi. “Yine kavga ettin, değil mi? Hem de yine Mişko’yla! Ne zamana kadar bu düşmanlık böyle sürecek? Aynı sınıftasınız işte.”

“Evet anne, yine Mişko’yla kavga ettim,” dedi oğlu gururla. “Ama bu sefer ben kazandım. Üstelik o başlattı. ‘Leyla sadece benimle arkadaş,’ diyor. Göreceğiz bakalım!” diyerek pencereden belli belirsiz bir yere yumruk salladı on üç yaşındaki çocuk.

Mişko bu sefer iyi dayak yemişti. Geçen sefer Zahid’i hileyle yenmiş, gizlice ayağını kaydırmıştı. Zahid düşmüş, Mişko da üstüne çöküvermişti. Çocukluklarından beri bu iki delikanlı, güzel kız Leyla’nın kimi daha çok beğendiğini anlamaya çalışıyorlardı. Leyla ise o gün okuldan öfkeli dönmüş, annesinin sorularına şöyle cevap verdi:

“Yine Zahid, Mişko’yla kavga etmiş! Mişko’nun gözü morardı, Zahid’in de dizindeki pantolonu yırtık. Annesinden işittiği dayağı hak ediyor! Neden hep Mişko’yu kışkırtıyor ki? Mişko da neden benim için onunla kavga etmek zorunda? Zahid’den hoşlanmıyorum işte!”

“Kızım, hayat hep böyledir,” dedi annesi. “Kızlar bir seçim yapmak zorunda kalır, erkekler de kavgayla kendilerini ispatlamaya çalışır. Büyüdüğünde senin de karar vermen gerekecek.” İçinden endişeleniyordu, çünkü kızı çok geçmeden gerçek bir seçimle yüzleşecekti.

“Anne, Zahid’den hoşlanmıyorum, bin kere söyledim! O gözlüklü şey değil Mişko! Mişko daha yakışıklı, daha hareketli. Zahid’den asla hoşlanmayacağım, asla!”

“Ah kızım, ‘asla’ deme. Hayat ne sürprizlerle dolu bir bilinmezdir. Kim bilir kaderin ne hazırlıyor? Allah göstermesin, ama her şeyi zaman gösterecek,” diyerek başını salladı annesi.

“Anne, kaderin nesi var? Ben Mişko’dan hoşlanıyorum, Zahid’den değil, anlamak bu kadar zor mu?” diye çıkıştı kız. Ama annesi kendi düşüncelerine dalmıştı.

Okulun sonuna yaklaşılmıştı. Leyla hâlâ Mişko’yla takılıyor, Zahid ise sessizce içine atıyordu. Görünüş olarak rakibine göre pek şansı yoktu. Artık kavga etmiyorlardı, çünkü Zahid Leyla’nın seçimini kabullenmişti. Arada tartışsalar da yumruklar havada uçuşmuyordu.

Leyla ve Mişko akşamları gezintiye çıkıp hayaller kurardı.

“Biliyor musun Mişko, büyük bir aile istiyorum. Seninle evlenince kocaman, yuvarlak bir masamız olsun, herkes sığsın. Bir de öğretmen olacağım, pedagoji okuyacağım. Yazları da hep birlikte denize gideceğiz,” diye gülümsedi Leyla, başını onun omzuna koyarak.

Mişko sessizce dinliyor, tamamen katılmasa da itiraz etmiyordu.

“Leyla, güzel tabii büyük aile ama o zaman gece gündüz çalışmam gerekir, hepinizi doyurmak için. Deniz tatili nerede kalır o zaman?” diye güldü.

“Ben de çalışacağım ki! İkimizin maaşı yetmez mi?” diye ısrar etti Leyla.

“Ne maaşı? Sen evde oturacaksın, çocuklara bakacaksın, beni bekleyeceksin,” dedi Mişko sertçe.

“Ne? Neden evde oturayım?” şaşırdı Leyla.

“Çünkü kadının yeri evidir. Erkek ailenin reisidir, unutma!”

Bu konuşma Leyla’nın canını sıkmıştı. Kavga çıkmasın diye el sallayıp eve döndü. Mişko ise şaşkın, başını kaşıyarak düşündü:

“Ne dedim de kızdı acaba?”

Evinin önünde, elinde kırmızı bir gülle Zahid onu bekliyordu.

“Selam, bu senin için.”

Leyla burun kıvırdı.

“Yine mi sen Zahid? Ne istiyorsun benden? Benim Mişko’yu seçtiğimi anlamadın mı hâlâ?”

“Çünkü seni seviyorum, tıpkı Mişko gibi. Al gülü,” dedi Zahid. Ama Leyla almadan içeri girdi.

Sabah kapıdan çıkınca, sundurmada duran gülü gördü. Sinirli olsa da aldı.

“Ne kadar güzel, solmamış bile,” diye düşündü.

O günden sonra Zahid yanına yaklaşmadı ama akşamları gizlice bir gül bırakırdı. Leyla onları bulduğunda kimden geldiğini biliyordu. Uzun boylu, gözlüklü Zahid’den hoşlanmıyordu ama içten içe bu romantik jeste seviniyordu.

Okul bittikten sonra Leyla ile Mişko evlendi. Leyla uzaktan öğretmenlik okurken, Mişko askerliğini bekliyordu. Düğünde fazla misafir yoktu. Zahid de gelmiş, masanın en arkasında oturmuş, gelinin yüzüne bakıp kadeh kaldırmış ama içmemişti. Sessizce gitti. Zahid başka bir şehre, politeknik okumaya gitti.

Hayat bu üç eski sınıf arkadaşını dağıttı. Kısa süre sonra Mişko askere alındı.

“Ah Mişko, sens

Rate article
Lifequest
Hayalin Peşinde