Bugün günlüğüme yazacaklarım var. Elli yaşını kutladıktan sonra, Aylin Mayıs başında tatile çıkmaya karar verdi. Böylece yazlıktaki işlerini acele etmeden halledebilecekti. Kocası Cem de ısrar ediyordu:
“Tabii ki seninle yazlığa gideceğiz. Bahçede rahat rahat uğraşırsın, ben de işten sonra ve hafta sonları gelirim.”
“Aslında haklısın, bu sene denize gitmiyoruz zaten. Restorandaki doğum günü partisi için de epey harcama yaptık. Ama ne güzel geçti doğum günüm, değil mi Cem? Sen olmasan…” diyordu Aylin.
Tatil geldi, yazlık için eşyalarını topladı, fideleri hazırladı, kocasını bekledi. Sonunda Cem geldi:
“Hazırım, arabaya her şeyi yükle. Akşam yemeğini de yanımda getirdim.”
Yolda giderken Cem birden:
“Yazlık fikri iyi oldu ama sana tam destek olamayacağım. Patron beni beklenmedik bir şekilde iş seyahatine gönderiyor.”
“Ne kadar, Cem?”
“İki hafta. Ama ilk fırsatta gelip sana yardım edeceğim. Yakın bir şehre gidiyorum.”
Aylin elli yaşına geldiğinde hayatta istediği her şeye sahipti: İyi bir koca, sağlam bir evlilik, yetişkin ve bağımsız çocuklar. Her şey yolundaydı: Geniş bir daire, güzel bir araba, yazlık, düzgün bir maaşla iyi bir iş.
Bir de her şeyini paylaştığı can dostu Sevgi vardı. Çocukluktan beri beraberdiler, aynı üniversiteyi bitirmişler, şimdi de aynı ofiste çalışıyorlardı. Sevgi renkli ve hareketli biriydi, erkeklerle ilişkileri hep kısa sürerdi. Hayatında bir türlü şansı yaver gitmezdi.
Liseden sonra bir sınıf arkadaşından hamile kalmıştı. Annesi durumu fark edince:
“Sevgi, hemen hastaneye gidiyoruz,” demişti. “Bunu atlatacağız. Üniversiteye gideceksin, hayatını bağlayamazsın.”
Annesi kimseye duyurmadan, bir tanıdık vasıtasıyla işi halletti. Sevgi üniversiteye girdi, ama o günden sonra bir daha çocuğu olmadı.
İki kez evlendi. İlk kocasıyla sakin bir hayat sürdü, ama bu monotonluk onu sıkmıştı. Gösterişli ve güzel bir kadın olarak dayanamamış, kocasını aldattığını itiraf etmişti. Adam da boşanma davası açmıştı.
“Sevgi, anlamıyorum seni. Kocan Engin nesi kötü? Kibar, zeki bir adam. Çok çalışıyor ama senin için uğraşıyor,” diye şaşırıyordu Aylin.
“Canım sıkılıyor onunla. Merak etme, bir gün benim de yüzüm gülecek.”
Sonra bir de yakışıklı bir adamla evlendi. Bir konserde tanıştığı Barış’la… Şarkıcıydı, onu fark etmiş, peşine düşmüştü. Barış da dikkatini çekmiş, onu etkilemeye çalışmıştı:
“Sevgicim, sen benim ilham kaynağımsın, sadece senin için söylüyorum.”
Barış’ın eğlenceli hayatı hoşuna gidiyordu: Sürekli partiler, içkiler, kadınlar erkekler… Sonra hafta sonlarını evden uzakta geçirmeye başladı. Sarhoş geliyordu, Sevgi dayanıyordu. Ta ki bir gün el kaldırıncaya kadar… Hemen eşyalarını toplayıp terk etti. Mutsuzdu.
Aylin teselli etti:
“Sevgi, yanlış adamların peşindesin. Sakin, sağlam birini seçmelisin.”
Aylin, kendi mutlu evliliği yüzünden Sevgi’ye karşı suçluluk hissediyor, ona erkek arkadaş bulmaya çalışıyordu. Ama Sevgi hemen sıkılıyordu. Elli yaşına geldiğinde yalnızdı ama neşeliydi. Kısa süreli ilişkiler yaşıyordu.
Cem ve Aylin eşyaları yazlığa yerleştirdi. Ertesi sabah Cem iş seyahati için evine döndü. Aylin yazlığı temizlemeye koyuldu. Öğlene kadar bitirdi, komşusu Ayşe’yi göremedi ama onun yazlıkta olduğunu biliyordu. Bahçeye doğru giderken, Ayşe’nin bahçesinde bir adam gördü. Geniş omuzlu, orta boylu, fit görünümlü biriydi. Selam vermek için yanaştı:
“İyi günler, Ayşe Hanım’ı göremedim. Yoksa hasta mı? Ben Aylin, komşunuz.”
“Evet, biraz rahatsız, evde dinleniyor. Ben izne geldim, yardım ediyorum. Kardeşine destek olmak lazım. Ben Murat, Ayşe’nin küçük kardeşiyim. Artık komşuyuz, birbirimize yardım ederiz,” dedi gülerek.
Aylin Murat’ı beğenmişti. Yakışıklı sayılmazdı ama sesi hoştu. Elli yaşlarında görünüyordu.
“Ayşe’yi ziyaret edeyim, uzun zaman oldu,” diyerek komşusunun evine gitti.
“Merhaba komşu, ne oldu sana?” diyerek masaya bir kutu çikolata ve kurabiye bıraktı.
“Aylin, hoş geldin! Hafta sonu geleceksin diye bekliyordum.”
“Ben sadece hafta sonu için değil, tüm tatilimi burada geçireceğim. Cem iş seyahatine gitti ama gelip yardım edecek. Neyse, tek başıma da hallederim. Murat’la tanıştım bu arada.”
“Ah, Aylin, ne şanslıyım. Murat birden çıkageldi, tam da ihtiyacım olduğunda. Belim tutuldu, bahçe işleri başladı, o yetişti. Asker emeklisi ama köylü gibi çalışıyor,” diye gülümsedi Ayşe.
Komşuların işleri hızla ilerliyordu. Murat, Aylin’e de yardım ediyordu. Cem cumartesi akşamı geldi ama pazar günü döndü, pek bir şey yapamadı. Sadece komşularla bahçede oturup şarap içtiler, sohbet ettiler.
“Cem, seyahatten sonra benim de iznim var,” diye sevindirdi karısını.
Cem döndüğünde her şey yolundaydı: Ağaçlar budanmış, toprak hazırlanmış, fideler dikilmişti. Murat’ın yardımıyla…
“Ayşe, Sevgi’




