YENİ DOĞAN MUTLULUĞU 🌺🌼🌸

**YENİ DOĞMUŞ MUTLULUK🌺🌼🌸**

“Beyefendi, peşimi bırakın artık! Size defalarca dul olduğumu söyledim. Beni takip etmeyin! Korkmaya başlıyorum!” diye bağırdım, sesim titreyerek.

“Biliyorum, biliyorum… Ama sanki yasınız kendiniz için. Affedin beni,” diye ısrar etti o… hayırsız talibim.

…Bir kaplıca otelinde dinleniyordum. Sessizliğe, sadece orman kuşlarının şarkısına ihtiyacım vardı, başka bir şeye değil. Kocam aniden vefat etmişti. Kendime gelmek, bu büyük kaybı kabullenmek istiyordum.

…Kocam Oğuz’la birlikte evimizi yenilemek için para biriktiriyor, hiçbir şeye izin vermiyorduk ki… Oğuz’a fenalık geldi, ambulans yetişemedi. İkinci kalp kriziydi. Onu toprağa verdikten sonra, hem eşsiz kaldım hem de evin tadilatı yarım kaldı. Üstelik iki de ergen oğlum vardı. Umudum kırılmıştı. Bu acıya nasıl dayanacaktım?

İş yerinden kaplıca için bir voucher çıkmıştı. Gitmek istemiyordum. Evden bile çıkmaya hâlim yoktu. Ama iş arkadaşlarım ısrar etti:

“Sen ne ilk dulsun ne de son. Çocukların var, hayata tutunmalısın! Git, Meryem, biraz kafanı dağıt. Düşüncelerini topla.”

Ve gönülsüzce yola koyuldum.

Kocamın vefatının üzerinden kırk gün geçmişti. Yüreğimdeki acı dinmek bilmiyordu. Kaplıcada neşeli bir kızla, Deniz’le aynı odayı paylaşıyordum. Sürekli gülüyor, etrafa enerji saçıyordu. Bu bile sinirime dokunuyordu. Ona derdimi anlatmak istemiyordum. Zaten genç bir kıza bunları anlatmanın ne faydası olurdu? Bir de üstüne, animatör olan biri ona kur yapıyordu. Malum, kaplıcalarda ya bekârlar, ya boşanmışlar, ya da talihsiz dullar dolaşır. Bana bunları anlatmayın… Deniz’i uyardım bu adamla ilgili. Kesin evlidir, belki de ikinci, hatta üçüncü kez!

Deniz gülüp geçti:

“Ay, korkutmayın beni, Meryem Hanım! Ben çoktan çakırkeyfim!”

Ve bu “çakırkeyf” her akşam flört peşinde uçup giderdi. Ben ise bir hafta boyunca odadan çıkmadım. Kitap okudum, ne okuduğumu hatırlamıyorum. Televizyon izledim, ekrana baktığımı bile fark etmedim.

…Bir sabah aniden neşeyle uyandım. Pencereye baktım—hava muhteşemdi! “Hadi ormana çıkayım, kuşları dinleyeyim, temiz hava alayım,” diye düşündüm. Derken, karşıma bir adam çıktı.

Tabii ki onu yemekhanede fark etmiştim. Kısa boylu, gözü pek, rahatsız edici bakışlı biriydi. Benden bir kafa kısaydı. Iyy… Hiç hoşuma gitmemişti.

Ama adam tertemiz giyinmiş, traşlı, ütülü kıyafetler içindeydi. Her akşam yemeğinde bana saygıyla selam veriyordu. Ben de üstünkörü başımı sallıyordum, nezaketen. Derken bir gün masama oturuverdi.

“Canınız sıkılıyor galiba, hanımefendi?” diye kadifemsi bir sesle sordu.

“Hayır,” dedim gergince.

“Yalan söylüyorsunuz. Yüzünüzde hüzün yazıyor. Belki yardımcı olabilirim?” diye ısrarla konuştu.

“Haklısınız. Kocamı kaybettim. Başka sorunuz var mı?” diyerek peçeteyle ellerimi sildim ve kalkmaya hazırlandım, bu saçma konuşmanın bittiğini belli etmek için.

“Affedin, bilmiyordum. Başınız sağolsun. Yine de tanışalım. Adım Vedat,” diye aceleyle ekledi.

Belli ki beni kaybetmekten korkuyordu.

“Meryem,” diye mırıldandım ve hemen uzaklaştım.

O günden sonra Vedat her akşam masama gelip bana küçük bir buket çiğdem verdi. Etrafta bolca yetişen bu çiçeklerdi. İtiraf edeyim, hoşuma gidiyordu. Ama ilişkiyi ilerletmek niyetim yoktu. Ne gerek vardı ki?

Vedat pes etmedi. Akşam yürüyüşlerime katılmaya başladı. Hatta ben bile topuklu ayakkabılarımı giymemeye başladım ki boy farkı belli olmasın. Ama Vedat’ın umurunda değildi ne kısa boyu ne de parlayan kel kafası. Anladım ki kadınları sesiyle etkiliyordu. Öyle büyüleyici bir erkek sesi hiç duymamıştım. Sanırım ustaca kurulmuş bir tuzağa düşmüştüm.

Artık Vedat’la akşamları dansa gidiyor, şehre meyve almaya çıkıyorduk… Birkaç kez beni odasına çağırdı ama ben tıpkı kurşun asker gibi direndim.

Sonunda Vedat bana hatırlattı:

“Meryem, yarın ayrılıyoruz. Belki bu akşam bana uğrarsın… Bir çay içmeye? Ne dersin?”

“Bakarız,” diye belirsizce cevap verdim.

…Kaplıcada son gecemizdi. Vedat’ı kırmamak için gitmeye karar verdim, sonunun ne olacağını bile bile…

Masa özenle hazırlanmış, lezzetli yiyeceklerle donatılmıştı. “Galiba yemekhaneden çalıp getirmiş,” diye içimden gülümsedim. Vedat nazikçe oturmamı rica etti. Bir anda şampanya belirdi.

“Başlayalım mı, Meryemciğim? Yarın ayrılacağız. Adresini bırak, mutlaka gelirim,” dedi Vedat hüzünle.

“İkinci gün unutursun. Sizi bilmez miyim erkekler! Neye kaldıralım, Vedat?” diye sordum, artık her şeye hazırdım.

“Anlamadın mı? Aşk için, Meryem, aşk için!” diyerek kadehini kaldırdı.

…Sabah kollarımız birbirine dolanmış uyandık. Allah’ım, neden bu kadar direnmiştim? Neden daha ilk gün Vedat’ın odasına gitmemiştim? Boşa harcanmış o kadar zaman! Kısacası, bir genç kız gibi aşık ol

Rate article
Lifequest
YENİ DOĞAN MUTLULUĞU 🌺🌼🌸