TAKINTI: Zihnin Karanlık Dehlizlerinde Bir Yolculuk

KADER OYUNU

Kadınların olduğu yerde dedikodu da olur. Dedikoducuların dili merdiven kadar uzundur. Bir anaokulunda, öğretmen Ayşe’nin ailevi ve özel hayatı sık sık konuşulurdu. Genç kadın için bu iki şey farklıydı. Ayşe, dedikoduya malzeme olacak davranışlardan kaçınmıyor gibiydi.

Etrafında her zaman bir sürü hayranı olurdu. Anaokuluna bir tamirci, marangoz ya da boyacı geldiğinde, Ayşe görevlerini unutup hemen onlara “yardım etmeye” koşardı. Açıkça flört eder, vaatkâr gülümsemeler savururdu. İşin ötesine gitmese de herkes Ayşe’nin “külâhına bir şeyler sıçradığını” düşünürdü.

Erkeklerin arasında cıvıl cıvıl konuşur, şakalaşırdı. Hatta emekli olmak üzere olan bekçi Hüseyin Efendi’yle bile tatlı tatlı sohbet ederdi. İlgi görmek, anaokulundaki meslektaşları arasında biricik hissetmek hoşuna giderdi.

Oysa Ayşe evliydi ve yedi yaşındaki kızı Elif’i büyütüyordu. Ama bu durum onun özel hayatını hiç etkilemiyordu. Kocası Mehmet, Ayşe’sine deli divane olmuştu. Üstüne titrer, toz kondurmazdı. Karısının masum flörtlerinden haberdardı. “Güzel bir kadın… Erkeklerin ilgisini görmezden gelmesi zor. Ama benim Ayşe’m sadık bir eş,” diye kendini avuturdu.

Saf gönüllü adam… Üstelik Ayşe, ona sonsuz sevgisinden bahsederdi.

…Ayşe, annesinin ısrarıyla evlenmişti. Annesi, “Uysal Mehmet’ten mükemmel bir koca yaparsın,” demişti. Öyle de oldu. Mehmet, elektrik ekipmanları konusunda uzmandı. Sık sık farklı şantiyelere gider, döndüğünde Ayşe’yi ve kızını hediyelere boğar, tüm vaktini ailesine ayırırdı. Ama Ayşe bu sakin ve konforlu evlilikte bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu. Tutku mu? Coşkulu aşk mı?

…Derken bir gün Ayşe, aklını kaybedecek kadar âşık oldu. Her şey, Hüseyin Efendi’nin emekliye ayrılmasıyla başladı. Yerine müdürün oğlu Ercan geldi. Ercan, tıp fakültesinin dördüncü sınıfındaydı. Diş hekimi olmaya hazırlanıyordu.

Anaokulu müdürü Fatma Hanım, oğluna destek olmak için ona gece bekçiliği teklif etti. Ercan hemen kabul etti. Fazladan bir kuruş zarar etmezdi. Üstelik sevgilisini sinemaya götürüp dondurma alabilirdi…

Henüz sevgilisi yoktu ama olacağından emindi. Sonuçta geleceği parlak bir gençti!

Ercan işe başlar başlamaz, Ayşe onu ziyaret etmeden duramadı.

…Kış akşamıydı. Tüm çocuklar alınmıştı. Ayşe, bekçi odasına davet almadan girdi. Tanışmak istiyordu. Ercan, kibar bir genç olarak, misafirine sandalyeye oturmasını söyledi. Kendisi de yıpranmış bir kanepeye ilişti. Ayşe, sohbeti ustalıkla yönlendiriyordu. Sözlerine yetişmek mümkün değildi…

Konuştular, konuştular… Ercan tıptan, arkadaşlarından, hayallerinden heyecanla bahsetti. Ayşe anlayışla dinliyordu. Sonra sıkıcı hayatından şikâyet etti. Ercan onun elini tutup teselli etti. Zaman su gibi akıp gitti. Şehir karanlığa bürünmüştü.

Ercan, Ayşe’yi evine kadar götürmek zorunda kaldı. Neyse ki anaokuluna yakın oturuyordu.

Böylece baş döndürücü bir aşk başladı.

Ayşe kendini durduramıyordu. Uçuruma doğru koşuyordu. Ercan kısa sürede ona âşık olduğunu itiraf etti. Bu hikâye anaokulunda hızla yayıldı. Ağzı olan konuşuyordu. Müdür Fatma Hanım, Ayşe’yi odasına çağırdı.

“Ayşe, hatırlatmak isterim, bir ailen var. Bir anne olarak yalvarıyorum, Ercan’dan uzak dur. Unut onu. Sizin ne ortak noktanız olabilir? Senin kocan, kızın var. Ercan’ın daha çok öğreneceği var. Böyle çalıntı bir aşka ihtiyacı yok. Yoksa ahlaksız davranışların yüzünden seni işten mi atayım?” diye tehdit etti.

“Atın beni, Fatma Hanım! Ercan’dan vazgeçmeyeceğim. O benim!” dedi Ayşe ve odadan fırladı.

“Pişman olma sakın!” diye bağırdı müdür arkasından.

Ertesi gün Ayşe, Fatma Hanım’a izin dilekçesi getirdi. Müdür imzaladı ve ekledi:

“Umarım aklını başına toplarsın, Ayşe. Çeyizli bir gelin istemiyorum!”

Ayşe, kızını (“çeyizini”) alıp köydeki ailesinin yanına gitti. Sessizce düşünüp doğru kararı vermek istiyordu. Kendine ne olduğunu anlamıyordu. Şehvet mi? Tutku mu? Kader oyunu mu? Aklı sessizdi, yüreği ise aşk istiyordu.

Köyde, falcı Zeynep Nine vardı. Yakın uzak her yerden insanlar ona danışmaya gelirdi. Zeynep Nine tam doksan yaşındaydı. Aklı başında, neşeli bir kadındı. Köyün kenarında, eski bir kulübede yaşıyordu. Bir zamanlar kocası ve yedi k

Rate article
Lifequest
TAKINTI: Zihnin Karanlık Dehlizlerinde Bir Yolculuk