**Dostluktan Boşanmak**
Arkadaşlarınız boşanırsa, dost kalabilir misiniz?
Boşanmanın sadece karı-koca arasında olduğunu sanıyordum.
Meğer, onlarla dost olan herkesi de etkiliyormuş.
Bizim grubumuz Detroit’te, daha doğrusu banliyölerinde kuruldu. Uzun caddeler, birbirine benzeyen evler, bakımlı çimler ve yol kenarındaki posta kutuları vardı orada.
İlk başta “yeni yaşam” kurslarında, Yahudi cemaatinin etkinliklerinde, çocuk doğum günlerinde ve okul oyunlarında bir araya geliyorduk. Birkaç yıl sonra, tatiller ve hafta sonları birbirimiz olmadan düşünülemez hale gelmişti.
Grupta altı çift vardı.
Ben ve eşim.
Elif ile Ahmet — en yakınlarımız.
Ve aynı yaşlarda çocukları olan dört aile daha.
Takvimimiz büyük bir aile gibi doluydu:
Yaz — göl gezileri, mangal keyfi, közde mısır ve havai fişeklerle parkta Bağımsızlık Günü.
Sonbahar — elma şarabı eşliğinde elma toplama, Cadılar Bayramı ve Şükran Günü.
Kış — kayak, Hanuka, Yılbaşı ve çocuklarla Meksika’da tatil.
İlkbahar — Pesah ve geleneksel Seder sofraları.
Bu dostluğun sonsuza dek süreceğini sanıyorduk.
Ta ki bir gün Elif telefon açıp sakince şunu söyleyene kadar:
“Ahmet’le boşanıyoruz.”
Donup kaldım, eski bir bilgisayar gibi. Onlar örnek bir çiftti! Ailelerinin gökyüzünde tek bir bulut bile yoktu… Yoksa fark etmemeyi mi tercih ediyorduk, çünkü böylesi daha kolaydı?
Sonunda aklıma ilk geleni söyledim:
“Peki Şükran Günü’nde senin evdeki hindi dolması ne olacak? Buğdayla doldurulmuş hindi söz vermiştin!”
Kutlama yine de oldu, ama bu sefer benim evimde: hindi boşa gitmesin diye.
Ahmet yeni sevgilisiyle geldi.
“Biz medeni insanlarız,” diyerek utanarak göz kırptı arkadaşlara.
Güzelin yaşı otuz bile değildi: beline kadar uzun saçlar, sonsuz bacaklar ve zar zor poposunu örten şortlar. Erkekler belli etmeden yutkundu, kadınlar gözlerini devirdi.
Elif alaycı bir kahkaha attı:
“Tamam, bakalım onun ne kadar cimri olduğunu öğrenince nasıl şarkı söyleyecek!”
Sonra birden bana döndü:
“Sen kimin tarafındasın?!”
Kutlama mahvolmuştu.
İntikam için Elif, bir sonraki doğum gününe üzerine bol gelen takım elbiseli, yuvarlak gözlüklü yaşlı bir bilim insanını getirdi. Adam bütün akşam sıkıcı “zeki” konuşmalar yaptı, araya basit şakalar serpiştirdi ve ne erkeklerin ne de kadınların desteğini alarak sessizce köşesine çekildi.
Evlerde eski çift artık sürekli konuşuluyordu.
Kadınlar Elif’i destekledi.
Erkekler, Ahmet’in “alçaklığına” kızıyor gibi yapsa da gizlice hayranlık duyuyordu.
Zorlu bir diplomasi başladı.
Benim doğum günüme sadece Elif ve çocukları davet edildi — “çocuklar eğlensin diye.”
Yaz barbeküsüne ise Ahmet ve yeni peri kızı: “herkes yiyip içiyor, fazla konuşmaya gerek yok.”
En zoru ise yıldönümleriydi.
Sema, gümüş yıldönümüne hazırlanırken telefonumda dramatik bir iç çekti:
“Gamze, onları nasıl oturtacağımı bilmiyorum. Bakışlarının savaşını kaldıramayız.”
Bir saat boyunca oturma planı çizdik:
Ahmet ve sevgilisi — sütunun arkasına, köşeye.
Elif — şömine ve tatlı masasının yanına.
Çocuklar — nereye sığarsa.
“Belki şansımıza biri hastalanır da gelmez?” diye umutla iç geçirdi Sema, sonra kendi kendine özürler mırıldanmaya başladı.
Doruğa kızlarının mezuniyetinde ulaştı her şey.
Sevilen pizzacının salonu, çiçekler, balonlar, müzik.
Elif — uzun masanın bir tarafında.
Ahmet — diğer tarafında.
Ortada — bölünmüş bir sınır gibi duran pasta.
Ahmet’in dekoltesiyle gençlerin ilgisini çeken güzeli telefonunu kurcalıyordu. Kadınlar kocalarına bakışlarla fısıldadı. Erkekler sadece pizzayla ilgileniyormuş gibi yaptı.
Durumu yumuşatmaya çalıştım:
“Önemli olan ikinizin de burada olması. Çocuk mutlu oldu…”
O kadar soğuk bir hava esti ki pizza dondurma gibi oldu.
Zamanla her şey rayına oturdu.
Elif’le daha sık görüşür olduk — hem daha keyifli hem de güvenli.
Ahmet’le iletişim ise nadir “beğeniler” ve “Metro”da tesadüfi karşılaşmalara indirgendi.
Ve basit bir gerçeği anladım: Boşanan sadece karı koca değildir. Dostluklar da biraz boşanır.
Artık her kutlamamız Birleşmiş Milletler toplantısı gibi: katı protokol ve özenle hazırlanmış oturma düzeni.
Şükran Günü’nü, örneğin, iki ayrı oturumda kutluyoruz:
Önce Elif’le — hindi ve tatlı patates.
Sonra Ahmet’le — biftek ve yeni mini şortlu perisi.
Geçenlerde aklıma geldi:
Eğer biri daha boşanırsa, her kutlama için ayrı gruplar açmamız gerekecek.
Dostluk hâlâ var, ama artık Metro üyeliği gibi — bireysel, kısıtlamalı ve katı kuralları olan.
Bazen düşünüyorum:
Eğer dostluktan boşanma diye resmi bir şey olsaydı,
biz de belgeleri imzalardık —
avukatsız ve nafakasız,
ama barbekü programı ve “ortak arkadaşlarla hafta sonu görüşme hakkı”yla.
💔 Boşanma bulaşıcı bir şey. Başkalarınınki bile…




