“Teşekkür ederim oğlum bu güzel gün için!” dedi kaynana mikrofonla, beni görmezden gelerek! Verdiğim cevap tokat gibi çarptı, bütün salonu susturdu.
Bilirsiniz işte nasıl olur. Kaynanamın 60. yaş günü yaklaşıyor. Önemli bir rakam, şöyle bir kutlamak lazım. Ailemizde kimdir her şeyi organize eden, çalışan, yürüyen motor? Tabii ki ben.
Kaynanam, Neriman Hanım, masum bir ifadeyle yanıma geldi:
“Sevgili gelinim, sen ne harika bir kızsın, ne kadar enerjiksin!” Devamı da aynı tonda: “Bana yaş günüm için yardım eder misin? Ben artık yaşlandım, bu işlerden anlamıyorum.”
Hah, “yardım”! Kızlar, onun “bana yardım et” demesi, her şeyi benim üstlenmem demekti. İki hafta boyunca bu organizasyonla yaşadım.
Restoranı ben buldum, menüyü üç kez değiştirdim çünkü “hala Ayşe balık yemiyor, amca Mehmet’in de fıstık alerjisi var”. Sunucuyu ben ayarladım, fotoğrafçıyla anlaştım, salonda nasıl süsleme yapılacağını ben düşündüm ve gece yarısına kadar şişirilecek aptal balonlarla uğraştım.
Üstüne üstlük bütün masraflar da bizden çıktı, çünkü kaynanamın öyle bir bütçesi yoktu.
Kocam, harıl harıl çalışıyormuş gibi yapıyordu: benimle gidiyor, yanımda oturuyordu ama bütün gün telefonuna bakıyordu. Her fikrime gözünü ekrandan ayırmadan onay veriyordu:
“Evet canım, harika fikir!”
Kaynanam ise her gün arayıp “önemli” talimatlar veriyor, bir kez bile “yardıma ihtiyacın var mı?” diye sormuyordu. Resmen üç kilo verdim bu stres yüzünden.
Ve işte o gün geldi. Restoran pırıl pırıl, misafirler şık, Neriman Hanım yeni elbisesiyle bir kraliçe gibi. Ben ise tam olarak ne deseniz, düzgün bir saç bile yaptıramamıştım.
Bir o tarafa, bir bu tarafa koşturup duruyordum: garsiyonlarla uğraşıyordum, kaybolan çocukları buluyordum, sarhoş amca Mehmet’i sakinleştiriyordum. Kısacası, misafir değil, o gecenin ücretsiz organizatörüydüm.
Tam oturup bir tabak yemek yiyecekken sunucu anons etti:
“Ve şimdi sözü çok sevgili yaş günü hanımefendimize veriyoruz!”
Neriman Hanım, gururlu bir tavırla mikrofonu aldı. Ben o an saf saf düşündüm: “Şimdi beni teşekkür eder.” Tüm o uykusuz gecelerim için bir söz söyler diye umdum.
Ama o, salonu kraliçe edasıyla süzdü ve dedi ki:
“Sevgili dostlar! Hepinizi burada görmek beni çok mutlu ediyor! Ve en büyük teşekkürü, biricik, altın oğluma söylemek istiyorum! Cenk’im, sen olmasaydın bu gün gerçekleşmezdi! Sana çok teşekkür ederim evladım!”
Kızlar, çatal elimden düştü. Salon alkışlarla inledi. Kocam, gururla kızarmış bir yüzle ayağa kalktı, annesine havadan bir öpücük yolladı. Benden? Tek bir kelime yok. Sanki hiç yokmuşum gibi. Sanki her şey kendi kendine olmuş gibi.
O an, bir şey içimde öldü. Bir şey doğdu. Öfkeden nefesim kesilmişti. Sonra… buz gibi, keskin bir öfke kapladı içimi. Ve bir plan. Cüretkar, intikam dolu bir plan.
Alkışların bitmesini bekledim, ayağa kalktım ve sunucuya yaklaştım.
“Affedersiniz,” dedim en tatlı gülümsememle. “Ben de birkaç söz söylemek istiyorum. Bir dakikacık.”
Sunucu, hiçbir şeyden şüphelenmeden mikrofonu uzattı.
Salonun ortasına geçtim, öksürdüm ve en net sesimle konuştum:
“Sevgili misafirler! Neriman Hanım! Onun güzel sözlerine ben de katılıyorum! Cenk gerçekten altın gibi bir eş ve evlat! Bu gecenin en büyük kahramanı! Ve bu yüzden, ona ve değerli annesine küçük bir hediye vermek istiyorum.”
Çantama uzandım ve içinden faturayı çıkardım. Restorandan henüz aldığım faturayı.
Kızlar, ölüm sessizliği oldu salonda. Yavaşça baş masaya yürüdüm, kocamın ve kaynanamın şaşkın gözlerinin içine baka baka faturayı önlerine koydum.
“Madem bu gece sizin eseriniz,” dedim mikrofonla, hiçbir şüpheye yer bırakmayan bir tonla, “o halde bu hesabı da ödemeniz en adil olanı olur. Kahramanlar sorumluluklarını sonuna kadar taşır, değil mi?”
Yüzlerini görmeliydiniz! Kocam bembeyaz kesildi, ellerini örtüye kenetledi. Kaynanam ise ağzını açıp kapadı, soluksuz kalmış bir balık gibi.
Salonda öyle bir gerilim oldu ki, sinek uçsa duyulurdu. Ellerce göz, bir bana, bir faturaya, bir de şaşkınlıktan donakalmış “kahramanlar”a bakıyordu.
Mikrofonu usulca masaya bıraktım, çantamı aldım ve başım dik çıkışa yürüdüm. Dediklerine göre, kutlama çabuk bitmiş.
Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler! Beğenileriniz en büyük destek! Yorumlarda kendi hikayelerinizi bekliyorum…




