Oğul babasına geldi: “Boşanma davası açıyorum, bıktım! Annenin hakları – karım tembel. Kendi kendime ne kadar kazıma yapabilirim?”

14 Ekim 2025

Bugün babamla uzun bir konuşma yaptım; içimde biriken sıkıntıyı ona döktüm. “Baba, evliliğimden vazgeçmek istiyorum. Annem çok tembel, ev işlerini tek başıma yapıyorum. Bu hâlâ ne kadar sürecek?” dedim.

Babam, gözleri hafifçe dolu, sakin bir sesle yanıtladı: “Affet beni, evladım. Neden?” diye sordu. “Çünkü annene karşı bazen kaba davrandım. Bu benim suçum. Senin içinde evliliği düşünmekten aldığın karanlık bir köşe var…” dedim.

“Ne, boşanmak mı?” diye sordu babam. “Hayır, boşanma… Bunu hiç düşünme.” dedi. “Sabrı sonuna kadar sürdürmek mi? Öyle bir şey yok. Sen ona karşı hoşgörüsüzsün, kendi tutumun sorun yaratıyor. Kendini değiştirirsen, etrafındakiler de değişir.”

“Nasıl değişirim?” diye sordum. Babam, “Allah’ın kulu gibi eşine bak. O, sana verilen bir nimettir. Senin neşen, yardımcın, çocuklarının annesi… Allah’ın ellerinde kırılgan bir çanak gibi sana teslim etti. Ona nazikçe, özenle tut, diğer her şey önemsiz.” dedi. “Eğer bugün bir iş yapamıyorsa, ona öğret. Sen de her şeyi bilmiyorsun; yapman gerekeni öğrenmek zorundasın.”

“Güçsüz kaldığı bir an olursa, o eksikliği sevgi ve kudretinle doldur. Bilmediği bir şey varsa, akşam çayımızı yudumlarken omzuna nazikçe yaslanıp anlat. Sizin yolunuz sadece size ait, aşkınız sadece size. Kimseye, ne kadar yakın olursa olsun, evinizi kirleten göz kırpması, nefret bakışı atma hakkı yoktur. Bu düşman, annenden, kardeşinden, en yakın dostundan bile gelebilir. Onları yargılamaktan vazgeç, affet. Onlara, eşin ve sevgin uğruna, gerekirse düşünmeden ölürüm, ama aileme bir kelime bile zarar vermezler diye hissettir.”

Babam, “Sen ve annen de bir zamanlar boşanma düşündünüz mü?” diye sordu. “Biz de zaman zaman çok tartıştık, kibirli ve aptalca davrandık.” dedi. “Siz farklı bir hayat yaşıyorsunuz. Tanrı sizi terk etmez. O’ndan hikmet isteyin, birbirinize hoşgörülü olun, acıyan ve teselli eden olun. Sevgi, eğer bilmezseniz, zamanla büyür. Değerini ancak yaşlandığınızda, akşamları aynı eşinizi omzunuzda hissettiğinizde anlarsınız; o zaman kelimelere ihtiyaç kalmaz.”

O an, uzun bir sessizliğin ardından, eşimi bir sorun olarak değil, aynı yorgunlukları, aynı zayıflıkları ve aynı sıcaklık ve destek arayışını paylaşan bir insan olarak gördüm. Onun eksiklerini görmek yerine, bir zamanlar birlikte neşeyle ışıldayan gözlerini hatırladığım için utanıyordum.

O gece eve dönerken bir kelime söylemedim; sadece yanına oturdum, kollarımı ona sardım ve fısıldadım: “Beni affet. Hayatımın en değerli hediyesini senin içinde görmedim.”

O da şaşkınlıkla baktı, fakat gözlerinde eski kıvılcım yeniden yanıyordu; bir zamanlar kalplerimizi birleştiren o ateş. Çok kelimeye gerek yoktu; sadece sessizlik, dokunuş ve hâlâ birlikte olduğumuzun hissi yetiyordu.

Gerçek sevgi hiç kaybolmaz; bazen kırgınlık ve günlük dertlerin altında uyur. Ama ona ilgi, sabır ve şefkatle su verirsen, yeniden uyanır ve ilk günkü kadar güçlü olur.

Rate article
Lifequest
Oğul babasına geldi: “Boşanma davası açıyorum, bıktım! Annenin hakları – karım tembel. Kendi kendime ne kadar kazıma yapabilirim?”