Otobüs yirmi dakikadan fazla gecikmişti… ve soğuk iyice kemiriyordu kemiklerini. Emre, her zamankinden geç çıkmıştı işten. Öğle vakti yağan yağmur dinmişti ama keskin rüzgâr, görünmez bıçaklar gibi yarıyordu tenini. Üzerindeki ince ceket, o geceye karşı koyamıyordu.
Durakta sadece o ve başörtülü, tıknaz, yıllanmış kalın montuyla yaşlı bir kadın vardı. Emre, parmaklarını hareket ettirmeye çalışıyordu, hissetmiyordu artık onları. Kadın birkaç saniye sessizce ona baktı, sonra hiçbir şey söylemeden yaklaştı.
“Al bunu,” dedi, montunu omuzlarına koyarken.
Emre şaşırmıştı.
“Hayır, lütfen, kabul edemem…” diyerek geri vermeye çalıştı.
Kadın hafifçe gülümsedi.
“Ben varacağım yere vardım, senin daha yolun var.”
Emre ısrar etmek istedi ama tam o sırada otobüs göründü. Bindiğinde, kadın çoktan yavaş adımlarla uzaklaşıyordu, bir teşekkür beklemeden.
O gece, evinde montunu kapının yanına astı. Sonsuza kadar saklamayı düşünmemişti… ama ondan daha çok ihtiyacı olan birini bulana kadar kullanmayı planlıyordu.
⸻
Düşünceler:
Bazen en büyük zenginlik, sakladıklarında değil, tam zamanında vermeye cesaret ettiklerindedir.
Sence küçük bir jest birinin gününü değiştirebilir mi?
Haftalar sonra, Emre yine aynı duraktaydı, bu sefer dondurucu bir çisenti altında. Üzerinde o eski mont vardı, kumaşında hâlâ hafif bir odun dumanı ve zaman kokusu vardı. Yakında ince bir sweatshirtle titreyen, ellerini kollarının arasına saklamaya çalışan bir genç duruyordu.
Emre ona baktı ve o geceyi hatırladı. İkinci kez düşünmeden montunu çıkarıp gencin omuzlarına koydu.
“Al bunu,” dedi sadece.
Gencin gözleri büyüdü. Utangaç bir şekilde başını salladı.
“Olmaz… alamam.”
“Alabilirsin,” diye yumuşakça karşılık verdi Emre. “Ben varacağım yere vardım.”
Otobüs geldi ve Emre içeri adımını atarken, gencin montu sıkıca tuttuğunu gördü, sanki tüm dünyaya karşı bir kalkanmış gibi.
O gece Emre bir şeyi fark etti: İyilik, bir otobüs güzergâhı gibi yol alır. Biri alır, bir süre beraber gider, sonra da yoluna devam etsin diye bir başkasına verir.
Ve bazen o eski mont, sadece bir bedeni değil, birçok yüreği de ısıtır.




