Kocam Hastane Yatağında Boşanma Kağıtlarını İmzalamaya Zorladı, Ama Kimin Gerçekten Terk Edileceğini Tahmin Edemezdi…

Yedinci katın özel hastane odası tuhaf bir sessizlikle doluydu. Kalp monitörünün düzenli bip sesleri, tiroid tümörü ameliyatından yeni çıkmış olan solgun yüzlü Ayşenin üzerine düşen beyaz ışığa eşlik ediyordu. Anestezinin etkisinden henüz kurtulmuşken, Ayşe, yatağın ayak ucunda duran kocası Mehmeti gördü. Elinde bir tomar kağıt tutuyordu. Uyandın mı? Güzel, şurayı imzala. Sesindeki soğukluk, bir parça bile şefkat taşımıyordu.

Ayşe şaşkınlıkla sordu: Bu bu kağıtlar ne? Mehmet sert bir hareketle kağıtları uzattı: Boşanma evrakları. Ben hazırladım. İmzalaman yeterli. Ayşe donup kaldı. Dudakları titredi, ameliyattan dolayı acıyan boğazından tek bir kelime çıkmadı. Gözleri acı ve anlaşılmamışlıkla doldu.

Şaka mı yapıyorsun?
Şaka değil. Sana söylemiştim, bütün yıl zayıf ve hasta bir kadınla yaşamak istemiyorum. Her şeyi tek başıma taşımaktan yoruldum. Sen de beni gerçek duygularımla yaşamaya bırakmalısın. Mehmet bunu, on yıla yakın hayatını paylaştığı eşini terk ederken bile, telefonunu değiştiriyormuş gibi sakin bir tonda söylemişti.

Ayşe acı bir gülümsemeyle gözlerinden süzülen yaşları hissetti. Demek ki yürüyemediğim, kendimi savunamadığım bir anı bekledin? Mehmet birkaç saniye sustu, sonra başını salladı: Beni suçlama. Bu er ya da geç olacaktı. Başka biri var. Artık gölgelerde yaşamak istemiyor. Ayşe dudaklarını sıktı. Boğazındaki acı, kalbinde çığlık atan acının yanında hiçti.

Ama bağırmadı, yüksek sesle ağlamadı, sadece hafifçe sordu: Kalem nerede? Mehmet şaşırdı. Cidden imzalayacak mısın?
Sen söylemedin mi? Er ya da geç olacaktı. Kalemi eline verdi. Ayşenin titreyen eli kalemi aldı ve yavaşça adını yazdı. Oldu. Umarım mutlu olursun.
Teşekkürler. Anlaştığımız mülk payını göndereceğim. Hoşça kal.

Mehmet arkasını döndü ve gitti. Kapı ardından yavaşça, ürpertici bir sessizlikle kapandı. Ancak üç dakika geçmeden tekrar açıldı. İçeri giren, Ayşenin üniversiteden en yakın arkadaşı ve aynı zamanda onu ameliyat eden Dr. Emreydi. Elinde bir hasta dosyası ve beyaz güller vardı. Hemşireler Mehmetin geldiğini söyledi? Ayşe hafifçe gülümseyerek başını salladı: Evet, boşanmak için geldi.
İyi misin?
Hiç olmadığım kadar.

Emre yanına oturdu, çiçekleri masaya koydu ve sessizce bir zarf uzattı. Avukatının bana gönderdiği boşanma belgelerinin taslağı. Geçen hafta bana demiştin, eğer Mehmet kağıtları getirirse, bunu da imzalaman için verecektim. Ayşe zarfı açtı ve tereddüt etmeden imzaladı. Emreye baktı, gözleri her zamankinden daha parlaktı: Bundan sonra, başkası için yaşamayacağım. Yeterince iyi bir eş gibi davranmayacağım, iyi değilken iyiyim numarası yapmayacağım.
Ben buradayım. Kimsenin yerini almak için değil, ihtiyacın olduğunda yanında yürümek için.

Ayşe hafifçe başını salladı. Yanaklarından bir damla yaş aktıama bu acının değil, rahatlamanın gözyaşıydı. Bir hafta sonra Mehmete bir kurye paketi ulaştı. Üzerinde tamamlanmış boşanma evrakları ve el yazısıyla yazılmış küçük bir not vardı: Gitmeyi seçtiğin için teşekkürler. Artık gitmiş birine tutunmak zorunda kalmayacağım. Terk edilen kişi ben değilim. Sonsuza dek, bütün kalbiyle seni seven birini kaybeden sensin. İşte o an Mehmet anladı: kontrolün kendisinde olduğunu sanan kişi, nihayetinde acımasızca terk edilmiş olan kişiydi.

Rate article
Lifequest
Kocam Hastane Yatağında Boşanma Kağıtlarını İmzalamaya Zorladı, Ama Kimin Gerçekten Terk Edileceğini Tahmin Edemezdi…