Bugün hastanede yaşadıklarımı defterime yazmak istedim. Doktorlar, hasta sahibiyle vedalaşması için köpeği odaya getirdiler. Ancak köpeğin yaptıkları herkesi şaşkına çevirdi.
Doktorlar, acı çeken sahibinin yanına usulca köpeği götürdüler. Köpek onu görür görmez tuhaf davranmaya başladı. Herkes, köpeğin durumun ciddiyetini anladığını düşünürken, bir anda yüksek sesle havladı ve üzüntüsünü unutmuş gibi neşeyle yatağa atlayıp sahibinin yanına yattı. Kuyruğunu sallıyordu, sanki bu sıradan bir buluşmaydı, bir veda değil.
Odadaki herkes sessizce birbirine baktı. Belki de bu, onların son ortak dakikalarıydı. Tam o sırada birisi, köpeğin gözlerinde bir umut ışığı gördü. Belki de mucizeler gerçekten mümkündü.
Doktorlar köpeği odadan çıkarmaya karar verdiklerinde, aniden tuhaf bir ses duyuldu ve odanın havası değişti. Sesin geldiği yöne döndüklerinde gördükleri karşısında donup kaldılar.
O ana kadar hareketsiz yatan polis memuru Aylin, zayıf bir şekilde elini oynattı, köpeğine dokunmak ister gibiydi. Köpek hemen bu hareketi hissetti ve dikkatlice yaklaşıp başını onun göğsüne koydu. Yanındaki doktor nabzını kontrol etti ve yüz ifadesi aniden değişti.
“Tepki veriyor!” diye fısıldadı doktor, şaşkınlığını gizleyemeyerek.
Ailesi nefeslerini tutmuş, kadının gözlerinde beliren o zayıf ama canlı ışığı izliyordu. Birkaç dakika önce umutlarını kaybetmişlerdi, ama bu sadık dostun sevgisi imkânsızı başarmıştı.
O gün kimse yaşananları tam olarak açıklayamadı. Ama herkes anlamıştı: Bu bir son değildi…
Bugün bana öğretti ki, bazen en karanlık anlarda bile bir umut ışığı saklıdır. Ve bazen, en saf sevgi, mucizelere kapı aralayabilir.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



